Dogma 95 akımı bir film olan Onur Savaşı (Jagten), akımın kurucularından Thomas Vinterberg tarafından da yönetilince Anti-Hollywood tarzı yenilikçi ve deneysel bir film izlemek için heyecan verici bir fırsat doğuyor sinemaseverlere.

Lucas karısından ve işinden ayrılmış, çocuğuyla iletişim kurması engellenmiş, sadece ayakları üzerinde durma çabasında yetişkin ve kendi hâlinde bir adam. Belki oğlunun da yanına taşınacağı yepyeni bir hayat kuran Lucas, bir gün küçük bir söz, çocukça söylenmiş öylesine bir yalanla tüm kasabanın iftirasına uğrar. Herkesin gözünde sakınılması gereken bir çocuk tacizcisidir artık. Hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Bütün hayatı bir anda harcanır ve her şey aniden kâbusa dönüşür.

Lucas’ın kapalı bir toplumda iftiraya uğrayıp tecrit edilmesi ve sonrasında da kendisini açıklamasına izin verilmeyerek sürekli diğerleri tarafından yaftalanıyor oluşu, dövülmesi, hakaret edilmesi bir yana;  tüm bunlara cevaben onun akıl almaz sakinliği öbür yana. Evrensel bir olaya karşı hayran olunası öznel bir tavır ve seyirci olarak bizim de özdeşleşebileceğimiz bir adamın hikâyesi anlatılıyor. Ana tema ötekileşmek ve ötekileştirilmek üzerine kurulu. Gizli tema ise filme serpiştirilmiş çocuk istismarlığı konusu ile biçimsellik ve yoğunluk katılarak işlenmiş. Spoiler vermemek için bu sekansları çözümlemeyeceğim.

The Hunt 2
Yazının başında bahsetmiş olduğum Dogma 95 akımı kurallarından, filmde yakaladığım ihlallerden ve bu kuralların filme etkisinden biraz bahsetmek istiyorum. Akıma göre en büyük hedeflerden birinin, karakterler ve ortamlardan gerçeği açığa çıkartmak olduğu düşünülürse, bu filmin başarılı olmasında en büyük pay budur bence. Yapay ışık, filtre, optik numara gibi sinema teknolojisinden uzak durmayı hedefleyen akım, çağımızda istem dışı da olsa taviz vermek durumunda kalıyor. Filmde en bariz kural ihlali örneğin, akıma göre filmler gelişigüzel aksiyon içermemeliler ama Jagten ile yönetmen adeta tüfekler üzerinden bağlam kuruyor.  Özellikle film bununla ilgili sürpriz bir eksiltiyle final yapıyor. Yine aynı şekilde, finalde aklıma takılanlardan biri; Vinterberg klasik anlatı ile öteki anlatı arasında kalmış olmalı ki, kahramanımız ölmüyor fakat seyircinin de kaynağını bilmediği bir tehditle karşı karşıya kalınca açık uçlu bir son bizi bekliyor. Bu eksilti belki de günlerce akılları meşgul edecek. Böyle bir merak duygusunun seyirciye yansıtılmasında yönetmenin etkisi elbette yadsınamaz ama önemli bir diğer faktör; Mads Mikkelsen’in filmin çok, çok önüne geçebilmiş performansı diyebilirim. Nitekim 2012’de Cannes’ın jürisi de bu durumu es geçmemiş ve bu performansıyla Mikkelsen’i En İyi Erkek Oyuncu ödülüne layık görmüş.

2014 Akademi Ödülleri’nde En İyi Yabancı Film dalında Danimarka’yı temsil edecek olan film, anlaşılacağı üzere Cannes Film Festivali’nde de ses getirmişti.  Geçen sene Filmekimi programında izleme şansı yakaladığımız film tek kopyayla da olsa bu hafta vizyona giriyor. İmkânı olanlar için kaçırılmayacak bir fırsat.

İyi Seyirler

Dogma 95 akımı bir film olan Onur Savaşı (Jagten), akımın kurucularından Thomas Vinterberg tarafından da yönetilince Anti-Hollywood tarzı yenilikçi ve deneysel bir film izlemek için heyecan verici bir fırsat doğuyor sinemaseverlere. Lucas karısından ve işinden ayrılmış, çocuğuyla iletişim kurması engellenmiş, sadece ayakları üzerinde durma çabasında yetişkin ve kendi hâlinde bir adam. Belki oğlunun da yanına taşınacağı yepyeni bir hayat kuran Lucas, bir gün küçük bir söz, çocukça söylenmiş öylesine bir yalanla tüm kasabanın iftirasına uğrar. Herkesin gözünde sakınılması gereken bir çocuk tacizcisidir artık. Hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Bütün hayatı bir anda harcanır ve her şey aniden kâbusa dönüşür. Lucas’ın kapalı bir toplumda iftiraya uğrayıp tecrit edilmesi ve sonrasında da kendisini açıklamasına izin verilmeyerek sürekli diğerleri tarafından yaftalanıyor oluşu, dövülmesi, hakaret edilmesi bir yana;  tüm bunlara cevaben onun akıl almaz sakinliği öbür yana. Evrensel bir olaya karşı hayran olunası öznel bir tavır ve seyirci olarak bizim de özdeşleşebileceğimiz bir adamın hikâyesi anlatılıyor. Ana tema ötekileşmek ve ötekileştirilmek üzerine kurulu. Gizli tema ise filme serpiştirilmiş çocuk istismarlığı konusu ile biçimsellik ve yoğunluk katılarak işlenmiş. Spoiler vermemek için bu sekansları çözümlemeyeceğim. Yazının başında bahsetmiş olduğum Dogma 95 akımı kurallarından, filmde yakaladığım ihlallerden ve bu kuralların filme etkisinden biraz bahsetmek istiyorum. Akıma göre en büyük hedeflerden birinin, karakterler ve ortamlardan gerçeği açığa çıkartmak olduğu düşünülürse, bu filmin başarılı olmasında en büyük pay budur bence. Yapay ışık, filtre, optik numara gibi sinema teknolojisinden uzak durmayı hedefleyen akım, çağımızda istem dışı da olsa taviz vermek durumunda kalıyor. Filmde en bariz kural ihlali örneğin, akıma göre filmler gelişigüzel aksiyon içermemeliler ama Jagten ile yönetmen adeta tüfekler üzerinden bağlam kuruyor.  Özellikle film bununla ilgili sürpriz bir eksiltiyle final yapıyor. Yine aynı şekilde, finalde aklıma takılanlardan biri; Vinterberg klasik anlatı ile öteki anlatı arasında kalmış olmalı ki, kahramanımız ölmüyor fakat seyircinin de kaynağını bilmediği bir tehditle karşı karşıya kalınca açık uçlu bir son bizi bekliyor. Bu eksilti belki de günlerce akılları meşgul edecek. Böyle bir merak duygusunun seyirciye yansıtılmasında yönetmenin etkisi elbette yadsınamaz ama önemli bir diğer faktör; Mads Mikkelsen’in filmin çok, çok önüne geçebilmiş performansı diyebilirim. Nitekim 2012’de Cannes’ın jürisi de bu durumu es geçmemiş ve bu performansıyla Mikkelsen’i En İyi Erkek Oyuncu ödülüne layık görmüş. 2014 Akademi Ödülleri’nde En İyi Yabancı Film dalında Danimarka’yı temsil edecek olan film, anlaşılacağı üzere Cannes Film Festivali’nde de ses getirmişti.  Geçen sene Filmekimi programında izleme şansı yakaladığımız film tek kopyayla da olsa bu hafta vizyona giriyor. İmkânı olanlar için kaçırılmayacak bir fırsat. İyi Seyirler

Yazar Puanı

Puan - 82%

82%

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
82
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi