“Yüzün saklı benden

Ama aşkın değil

Başka şey istemem

Neye sahip olduğumu fark edene kadar

Derin sularda yürüyorum

Sana ulaşana kadar”

Şarkılarıyla, kitaplarıyla ve senaryolarıyla tanıdığımız Nick Cave, bu defa yas dolu ve iç acıtıcı bir belgesel için Andrew Dominik’in kamerasının karşına geçiyor. Muhteşem detaylara ve derinliğe sahip olan One More Time With Feeling, 73. Venedik Film Festivali’nde dünya prömiyerini yaptıktan sonra tüm dünyayla aynı anda, Skeleton Tree albümünün yayınlanmasından bir gün önce, 8 Eylül akşamı gösterildi. 15 yaşındaki oğlu Arthur’un Temmuz ayında kayalıklardan düşerek hayatını kaybetmesinin ardından kayıtlarına başladığı Skeleton Tree albümünün kayıt sürecini anlatan bu 3-boyutlu ve siyah beyaz çekilen film, yaşanılan travmatik olayın ardından Nick Cave’in üretim sürecinin içine dahil oluyor. Eşi Susie Bick ile hayatlarına devam ederken yaşadıklarına ve hissettiklerine odaklanmayı istiyor; Skeleton Tree albümü oluşturan şarkılarla Andrew Dominik ile birlik olup, Arthur Cave için bir ağıt yakıyorlar.

Warren Ellis’in sözcükleriyle açılan film, bir otel odasında Nick Cave’i görmemizle başlıyor. Stüdyoda ne giymesi gerektiğini soran Cave’in yüzündeki hüzün ve yorgunlukla birleşen zerafetine, belgesel ekibinin ve Warren Ellis’in şakaları karışıyor. Filmin bütün atmosferini oluşturan iki mekandan biri olan kayıt stüdyosuna doğru yola çıkılıyor böylece. Andrew Dominik’in bu belgesele olan yaklaşımı filmin yapısı açısından fazlasıyla önem taşıyor. Dünya Üzerinde 20.000 Gün’de yönetmenler Iain Forsyth ve Jane Pollard, Nick Cave için bir gün kurgulamışlar ve gerek Cave’in anlatımıyla yer edinen geri dönüşlerle, gerekse gelecekle ilgili arzularına değinerek sanatçının hayatında önem arz eden hemen her konuya değinmişler ve bunu çok becerikli mizansenlerle gerçekleştirmişler. Andrew Dominik ise bu tarz bir kurguya ihtiyaç duymuyor, aksine şimdiki zamana ve zamanın Nick Cave’in üstünde ne denli etki bıraktığına değinmek istiyor. Bu bağlamda, her şarkısı çok özel olan Skeleton Tree’nin sözleri ve ortaya çıkış süreci çok büyük önem arz ediyor. Dünya Üzerinde 20.000 Gün ile Nick Cave’in günlerini nasıl geçirdiğine ve geçmişiyle nasıl bağ kurduğuna şahit olmuştuk çağunlukla, One More Time With Feeling ile ise Nick Cave’in düşünce yapısına ortak olma şansı bulup, besteleriyle olan ilişkisine yakınlık kuruyoruz. Kayıt ediliş sürecini izlediğimiz Skeleton Tree’nin özel durumu gereği, korkularıyla ve travmalarıyla nasıl başa çıkabildiğine ortak oluyoruz.

One More Time With Feeling: Arthur Cave İçin Yakılan Bir Ağıt

Bu ortak olma sırasında Andrew Dominik’in varlığını hissetmemek ise mümkün değil. Yönetmen, siyah beyaz renk tercihinin ne kadar doğru olduğunu gri tonlarını katmanlı bir biçimde kullanarak gösteriyor. Matem dolu atmosferi yaratırken bu gri tonlarının, Jesus Alone’dan itibaren bütün filmin atmosferine yayılmasını sağlıyor. Açılış sekansıyla 3-boyutlu çekimlerin nasıl bir tecrübe yaşatacağına karşı bir fikir de veriyor Dominik. Steadicam çekimleriyle şarkıların filmle olan bütünlüğünü sağlayan yönetmen, 3-boyutlu çekimlerin etkisini ise yavaşça odaklandığı sahnelerde arttırarak gösteriyor. Müzisyenlerin yüzlerinde close-up çekimler kullanması, belgeselin kareografileri için önemli bir yer tutuyor. Her şarkının sözlerini rehber olarak kullanan Andrew Dominik, görselliği zenginleştirmek konusunda oldukça yaratıcı davranıyor ve filmin müzikal anlamda zengin silahlarını unutulmaz görüntülerle bir araya getirmeyi başarıyor. Her şarkının özelliğini anlamıyla bütünleştirerek, filmin içerisine yan hikayecikler ekler gibi zengin ögelerle süslüyor. Bu yan hikayelerin her bitişinde mikrofon Cave’e veriliyor. Şimdiki zamanın anlamsızlığı ve geçmişin yüküyle, bu filmin ve albümün taşıdığı anlamlar üzerine konuşurken, günlük hayatın nasıl devam ettiğine dair hikayeler anlatıyor. Nick Cave’in artık hikayelere inanmadığını ve şarkı sözlerindeki hikayeciliğin neden gittikçe azaldığını anlattığı şairene monologu ile birlikte onun şarkı yazım sürecine birfiil dahil oluyoruz ve bu dahiliyetimiz yalnızca Cave ile sınırlı kalmıyor. Bad Seeds’in dinamiklerini ve her bir müzisyeni daha yakından anlamak için zamana sahip oluyoruz. Susie Bick ile evin içerisine dahil olup, bir aile olarak bu dönemi atlatmak için nasıl birbirlerinden güç aldıklarını görüyoruz. Dominik’in sinematografik algısı, Cave ve Bick çiftinin estetik değerleri ile önemli ölçüde uyum sağlıyor ve film bu şekilde daha derinleşen bir duygu yüküne sahip oluyor. Yönetmenin benimsediği serbest belgeselcilik anlayışı da,  filmi içerisinde Cave ve Bick çiftine fazlasıyla serbest alan sağlıyor. Böylece, yalnızca hayranlarının değil, genel seyircinin de rahatlıkla ortak olabileceği dürüstlükte bir yapım ortaya çıkıyor.

Müziğin etkisini ve yarattığı bağlılığı bazı zamanlarda daha fazla hissettirdiği bir gerçek. One More Time With Feeling, bu bağlılığın dürüstçe açığa çıktığı ve izleyicisini kalbinden yakalayan, hissiyatlı ve derin bir belgesel olarak karşımıza çıkıyor. İlerleyen zamanlarda bu filmi tekrar izleme şansımız olur mu bilinmez ama, bu tek sefere mahsus gösterimle bile filmin çok özel bir yere dahil olduğunu söylemek mümkün olacaktır.

“Yüzün saklı benden Ama aşkın değil Başka şey istemem Neye sahip olduğumu fark edene kadar Derin sularda yürüyorum Sana ulaşana kadar” Şarkılarıyla, kitaplarıyla ve senaryolarıyla tanıdığımız Nick Cave, bu defa yas dolu ve iç acıtıcı bir belgesel için Andrew Dominik’in kamerasının karşına geçiyor. Muhteşem detaylara ve derinliğe sahip olan One More Time With Feeling, 73. Venedik Film Festivali’nde dünya prömiyerini yaptıktan sonra tüm dünyayla aynı anda, Skeleton Tree albümünün yayınlanmasından bir gün önce, 8 Eylül akşamı gösterildi. 15 yaşındaki oğlu Arthur’un Temmuz ayında kayalıklardan düşerek hayatını kaybetmesinin ardından kayıtlarına başladığı Skeleton Tree albümünün kayıt sürecini anlatan bu 3-boyutlu ve siyah beyaz çekilen film, yaşanılan travmatik olayın ardından Nick Cave’in üretim sürecinin içine dahil oluyor. Eşi Susie Bick ile hayatlarına devam ederken yaşadıklarına ve hissettiklerine odaklanmayı istiyor; Skeleton Tree albümü oluşturan şarkılarla Andrew Dominik ile birlik olup, Arthur Cave için bir ağıt yakıyorlar. Warren Ellis’in sözcükleriyle açılan film, bir otel odasında Nick Cave’i görmemizle başlıyor. Stüdyoda ne giymesi gerektiğini soran Cave’in yüzündeki hüzün ve yorgunlukla birleşen zerafetine, belgesel ekibinin ve Warren Ellis’in şakaları karışıyor. Filmin bütün atmosferini oluşturan iki mekandan biri olan kayıt stüdyosuna doğru yola çıkılıyor böylece. Andrew Dominik’in bu belgesele olan yaklaşımı filmin yapısı açısından fazlasıyla önem taşıyor. Dünya Üzerinde 20.000 Gün’de yönetmenler Iain Forsyth ve Jane Pollard, Nick Cave için bir gün kurgulamışlar ve gerek Cave’in anlatımıyla yer edinen geri dönüşlerle, gerekse gelecekle ilgili arzularına değinerek sanatçının hayatında önem arz eden hemen her konuya değinmişler ve bunu çok becerikli mizansenlerle gerçekleştirmişler. Andrew Dominik ise bu tarz bir kurguya ihtiyaç duymuyor, aksine şimdiki zamana ve zamanın Nick Cave’in üstünde ne denli etki bıraktığına değinmek istiyor. Bu bağlamda, her şarkısı çok özel olan Skeleton Tree’nin sözleri ve ortaya çıkış süreci çok büyük önem arz ediyor. Dünya Üzerinde 20.000 Gün ile Nick Cave’in günlerini nasıl geçirdiğine ve geçmişiyle nasıl bağ kurduğuna şahit olmuştuk çağunlukla, One More Time With Feeling ile ise Nick Cave’in düşünce yapısına ortak olma şansı bulup, besteleriyle olan ilişkisine yakınlık kuruyoruz. Kayıt ediliş sürecini izlediğimiz Skeleton Tree’nin özel durumu gereği, korkularıyla ve travmalarıyla nasıl başa çıkabildiğine ortak oluyoruz. One More Time With Feeling: Arthur Cave İçin Yakılan Bir Ağıt Bu ortak olma sırasında Andrew Dominik’in varlığını hissetmemek ise mümkün değil. Yönetmen, siyah beyaz renk tercihinin ne kadar doğru olduğunu gri tonlarını katmanlı bir biçimde kullanarak gösteriyor. Matem dolu atmosferi yaratırken bu gri tonlarının, Jesus Alone’dan itibaren bütün filmin atmosferine yayılmasını sağlıyor. Açılış sekansıyla 3-boyutlu çekimlerin nasıl bir tecrübe yaşatacağına karşı bir fikir de veriyor Dominik. Steadicam çekimleriyle şarkıların filmle olan bütünlüğünü sağlayan yönetmen, 3-boyutlu çekimlerin etkisini ise yavaşça odaklandığı sahnelerde arttırarak gösteriyor. Müzisyenlerin yüzlerinde close-up çekimler kullanması, belgeselin kareografileri için önemli bir yer tutuyor. Her şarkının sözlerini rehber olarak kullanan Andrew Dominik, görselliği zenginleştirmek konusunda oldukça yaratıcı davranıyor ve filmin müzikal anlamda zengin silahlarını unutulmaz görüntülerle bir araya getirmeyi başarıyor. Her şarkının özelliğini anlamıyla bütünleştirerek, filmin içerisine yan hikayecikler ekler gibi zengin ögelerle süslüyor. Bu yan hikayelerin her bitişinde mikrofon Cave’e veriliyor. Şimdiki zamanın anlamsızlığı ve geçmişin yüküyle, bu filmin ve albümün taşıdığı anlamlar üzerine konuşurken, günlük hayatın…

Yazar Puanı

Yazar Puanı - 86%

86%

86

Müziğin etkisini ve yarattığı bağlılığı bazı zamanlarda daha fazla hissettirdiği bir gerçek. One More Time With Feeling, bu bağlılığın dürüstçe açığa çıktığı ve izleyicisini kalbinden yakalayan, hissiyatlı ve derin bir belgesel olarak karşımıza çıkıyor.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
86
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi