1980’li yıllarda petrol platformlarında çalışan dalgıçların “insan haklarının ihlal edildiği” gerekçesiyle Norveç hükumetine dava açtığı 2000’li yılların sonunda gazete sayfalarında yer almıştı. Dalgıçlar, 180 metre olan güvenlik limitinin çok daha derinine daldıklarını ve bu dalışların fiziksel ve zihinsel olarak kapanmayacak hasarlar bıraktığını belirtmişlerdi.  Insomnia ve Prozac Toplumu filmlerinin Norveçli yönetmeni Erik Skjoldbjaerg bu son filminde kendi ülkesinde yaşanan bu trajediyi tarihin tozlu sayfalarından çekip alarak beyazperdeye aktarmış. Yaşanmış olaylardan esinlenerek yarattığı bu öyküyü Holywoodvari aksiyon sahneleriyle süsleyen Skjoldbjaerg’in bu arzusu ne yazık ki Öncü’nün vasatı aşamamasına sebep olmuş.

Profesyonel bir dalgıç olan Petter, Norveç adına tarihi bir önem taşıyan dalış sırasında beklenmedik olaylar sonucunda kardeşini kaybediyor. Kardeşi ölmeden hemen önce Petter’ın bayılmış olması, ölümün perde arkasındaki gerçekleri araştırmasına sebep oluyor. Olayın peşine düşen Petter, kendisini çok daha büyük uluslararası bir komplonun merkezinde bulur. Yaşanmış tek bir olaydan yola çıkmaktan ziyade, bu döneme konu olan gerçekleri gün yüzüne çıkarmak adına bir kurgu oluşturan ve bu kurgunun merkezine iki kardeşi ekleyen Skjoldbjaerg, seyirciye eleştirisi az, gerilimi yüksek bir film sunuyor. Bana kalırsa böyle bir olayı merkezine alarak cesur bir işe imza atan yönetmen, olayı bir noktadan sonra gerilim ve kovalamaca ağırlıklı bir düzleme yerleştirerek elindeki fırsatı tepiyor.

31. İstanbul Film Festivali’nde de gösterilen ve Norveç sinemasına dair beklentilerimizin artmasına sebep olan Kafa Avcıları’ndan hatırladığımız Aksel Hennie başrolü üstleniyor. Performansıyla filmin önüne geçen ve bu tek kişilik gerilimi oldukça başarılı bir şekilde kotaran Hennie özenle takip edilmesi gereken bir oyuncu. Hikayenin akışına göre Petter’ı canlandıran Hennie’nin çevresine yerleştiren karakterlerin fazla bir katkı yapmadığı filmin zayıf halkası olarak ise Açlık Oyunları gibi popüler filmlerden hatırladığımız Wes Bentlet’i gösterebiliriz.

Vadettiği gerilimi son dakikaya kadar bir şekilde yaşatmayı başaran film, başlarda verdiği sosyolojik ve politik mesajları seyirciye aktarmakta zorluk çekiyor. Öyle gözüküyor ki; Norveç’in bugünkü zenginliğinin yegane kaynağı olan Kuzey Denizi’ndeki petrol rezervlerinin işçilere verdiği hasarı gerçekçi bir şekilde gözleyebilmek adına biraz daha beklememiz gerekecek.

İyi seyirler…

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi