Son günlerde farklı kanallarda tekrarlarına sıkça denk geldiğimiz ve genel kanı olarak izleyici tarafından oldukça sevilen Güldür Güldür ekibinden Alper Kul, Aylin Kontente, Onur Buldu gibi tanıdık isimlerin yer aldığı ve yönetmenliğini Kerem Çakıroğlu’nun yaptığı Olur Olur en basit espri kalıbıyla “olmamış”

Çok Güzel Hareketler Bunlar ekibinin film girişimlerini başarısız olarak değerlendirmiş olsam da, Olur Olur’dan sonra bakışım adeta yeniden şekillendi.

Tabi ki filmi tüm ekibe mal etmeyi doğru bulmamakla birlikte, filme gidecek izleyicinin ilk kıstası Güldür Güldür ekibi olacaktır ve skeçleriyle izleyiciyi güldürmeyi başarabilen ekipten komedi filmi beklentisi elbette ki yüksek olacaktır.

Doğruyu söylemek gerekirse, hayal kırıklığına uğramamak için izleyicinin beklentisini çok düşük tutması gerekecek. Nitekim 106 dakikalık bir “komedi” filmi boyunca bir kez bile gülemedim, belki gülümsemiş olabilirim.

Ciddi anlamda özgüven eksikliği bulunan ve çocukluğundan beri müziğe gönül vermesine rağmen bir eczanede kalfa olarak çalışan Ali’nin film boyunca dolandırıcı imajı çizilen yaşam koçu ve onun asistanıyla birlikte değişeceği bir sürece girişini ve bu süreçte başına gelenleri anlatan film, ana akım sinemada silik bir karakterle başlayan her filmin sonunda karakterini kahramana dönüştürmesiyle umut aşılayan anlatı yapısına sahip.

Cinsellik üzerinden espri yapılmasıyla asla bir derdim olmamakla birlikte, hakim bakış erkeğin tekelindeki cinselliğe konumlandırıldığı ve bunun üzerinden komedi unsuru üretilmeye çalışıldığı için film boyunca birkaç kez salonu terk etmeyi düşündüm. Keşke cinselliğe ortak bir eksenden bakılabilseydi ve cinsellik erkeğin hoyrat espri alanı olabiliyorken, kadının sakındığı hatta utandırıldığı konu olmaktan çıkarılabilseydi.

Küfür kullanımı, her filmde olduğu gibi hedef aldığı izleyici kitlesini güldürecektir ancak  bana kalırsa cinsiyetçi bir  filmin cinsiyetçi sloganlarından başka bir şey değil.

Ülkemizde çekilen düşük bütçeli tüm komedi filmlerinde olduğu gibi, bu filmde de çizilen genel seksi kadın imajı, seks işçisi konuları es geçilmemişti. Ne yazık ki, seks işçisine ödeme yapmak için para toplamak, “kadına akbili basan geçiyor” gibi espriler tahammül sınırlarımı gerçekten zorladı.

Filmin elle tutulur hiçbir yanı olmamasına rağmen geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz Ciguli’yi perdede bütün enerjisiyle izlemek garip bir duyguydu. Filmde farklı sanatçıların yer alması güzel bir ayrıntıydı ve filmin mizaha ulaşabildiği ender noktalardandı.

Bir komedi filminden en temelde tutmaya çalıştığım beklentilerimi bile karşılayamayan Olur Olur benim için vasatın da altındaydı. Sonuç olarak illa ki Olur Olur’u sevenler de olacaktır, filmi izleyecek olanlara iyi seyirler diliyorum.

 

Son günlerde farklı kanallarda tekrarlarına sıkça denk geldiğimiz ve genel kanı olarak izleyici tarafından oldukça sevilen Güldür Güldür ekibinden Alper Kul, Aylin Kontente, Onur Buldu gibi tanıdık isimlerin yer aldığı ve yönetmenliğini Kerem Çakıroğlu’nun yaptığı Olur Olur en basit espri kalıbıyla “olmamış” Çok Güzel Hareketler Bunlar ekibinin film girişimlerini başarısız olarak değerlendirmiş olsam da, Olur Olur’dan sonra bakışım adeta yeniden şekillendi. Tabi ki filmi tüm ekibe mal etmeyi doğru bulmamakla birlikte, filme gidecek izleyicinin ilk kıstası Güldür Güldür ekibi olacaktır ve skeçleriyle izleyiciyi güldürmeyi başarabilen ekipten komedi filmi beklentisi elbette ki yüksek olacaktır. Doğruyu söylemek gerekirse, hayal kırıklığına uğramamak için izleyicinin beklentisini çok düşük tutması gerekecek. Nitekim 106 dakikalık bir “komedi” filmi boyunca bir kez bile gülemedim, belki gülümsemiş olabilirim. Ciddi anlamda özgüven eksikliği bulunan ve çocukluğundan beri müziğe gönül vermesine rağmen bir eczanede kalfa olarak çalışan Ali’nin film boyunca dolandırıcı imajı çizilen yaşam koçu ve onun asistanıyla birlikte değişeceği bir sürece girişini ve bu süreçte başına gelenleri anlatan film, ana akım sinemada silik bir karakterle başlayan her filmin sonunda karakterini kahramana dönüştürmesiyle umut aşılayan anlatı yapısına sahip. Cinsellik üzerinden espri yapılmasıyla asla bir derdim olmamakla birlikte, hakim bakış erkeğin tekelindeki cinselliğe konumlandırıldığı ve bunun üzerinden komedi unsuru üretilmeye çalışıldığı için film boyunca birkaç kez salonu terk etmeyi düşündüm. Keşke cinselliğe ortak bir eksenden bakılabilseydi ve cinsellik erkeğin hoyrat espri alanı olabiliyorken, kadının sakındığı hatta utandırıldığı konu olmaktan çıkarılabilseydi. Küfür kullanımı, her filmde olduğu gibi hedef aldığı izleyici kitlesini güldürecektir ancak  bana kalırsa cinsiyetçi bir  filmin cinsiyetçi sloganlarından başka bir şey değil. Ülkemizde çekilen düşük bütçeli tüm komedi filmlerinde olduğu gibi, bu filmde de çizilen genel seksi kadın imajı, seks işçisi konuları es geçilmemişti. Ne yazık ki, seks işçisine ödeme yapmak için para toplamak, “kadına akbili basan geçiyor” gibi espriler tahammül sınırlarımı gerçekten zorladı. Filmin elle tutulur hiçbir yanı olmamasına rağmen geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz Ciguli’yi perdede bütün enerjisiyle izlemek garip bir duyguydu. Filmde farklı sanatçıların yer alması güzel bir ayrıntıydı ve filmin mizaha ulaşabildiği ender noktalardandı. Bir komedi filminden en temelde tutmaya çalıştığım beklentilerimi bile karşılayamayan Olur Olur benim için vasatın da altındaydı. Sonuç olarak illa ki Olur Olur’u sevenler de olacaktır, filmi izleyecek olanlara iyi seyirler diliyorum.  

Yazar Puanı

puan - 33%

33%

Doğruyu söylemek gerekirse, hayal kırıklığına uğramamak için izleyicinin beklentisini çok düşük tutması gerekecek. Nitekim 106 dakikalık bir “komedi” filmi boyunca bir kez bile gülemedim, belki gülümsemiş olabilirim.

Kullanıcı Puanları: 2.03 ( 3 votes)
33
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi