2014 yapımı olmasına rağmen ülkemizde henüz gösterim fırsatı yakalayan Avusturya yapımı Ölümcül Oyun – Goodnight Mommy; gerilim dozunun neredeyse bir saniye bile düşmediği atmosferi ve gözler önünde duran ama kolayca çözülmesi istenmeyen twist’iyle seyirciyi de bir kedi-fare oyununun içine çekerek son yılların en başarılı korku-gerilim filmlerinden biri olmayı başarıyor.

Tıpkı geçtiğimiz yıllarda izleme fırsatı yakaladığımız ve oldukça beğeni toplayan Babadook ve It Follows gibi art-house korku-gerilim damarından gelen Goodnight Mommy; gerilimsel atmosferini özünde sosyal gerçekçi bir perspektif üzerine inşa ederek yine bir Avusturya yapımı olan Michael Haneke’nin Funny Games’i ile benzer tatlar yakalamamızı sağlıyor. Sadece Haneke’nin Funny Games’i değil; David Cronenberg’in body horror klasiklerinden biri olan Dead Ringers filmiyle de yakın akrabalık bağları bulabileceğimiz Goodnight Mommy, bu manada, merkezine aldığı ikiz erkek kardeşler üzerinden sadakat, ihanet, şüphe, paranoya ve güven gibi meseleleri masaya yatırarak aile içi güç dengelerini sorgulayan bir yapıya sahip. Bu anlamda, karşımızda modern aile ilişkilerini kurcalayan ve güven kavramını yeniden ve yeniden sorgulamamızı isteyen bir filmle karşı karşıya olduğumuzu unutmamak gerek.

Goodnight Mommy: Karın Boşluğuna İnen Sert Yumruk

Yapımcılığını Cennet Üçlemesi’yle (Paradise Triology) kalplerimizi fetheden Ulrich Seidl’ın üstlendiği ve hem yönetmen hem senarist koltuğunda Seidl’ın eşi Veronika Franz ile yeğeni Severin Fiala’nın oturduğu Goodnight Mommy; 10 yaşlarındaki Elias ve Lukas isimli ikiz kardeşlerin, yaşadığı bir kaza sonrası yüz ameliyatı geçirerek eve dönen annelerinin hem fiziksel hem de davranışsal olarak farklı göründüğünü düşünerek gerçek anneleri olup olmadığını sorgulamaları üzerine kurgulanıyor. Son derece ultra modern bir göl evinde dış dünyadan oldukça izole biçimde yaşayan ailenin bu genç fertleri, yüzünde bandajlar içinde dönen annelerinin kendilerine olan yaklaşımındaki değişimleri sezdikçe şüphe ve paranoya duyguları iyice ayyuka çıkıyor. Eve yüzü gözü sargılar içinde gelen bu kadının, gerçek anneleri olup olmadığını öğrenmek isteyen ikizlerin kanıtların peşine düşmek için seçtikleri yol ise midemize krampların girmesini sağlayacak denli şiddetli. Varoluşsal bir kimlik çatışmasına ve nihayetinde güven yıkımına yol açan şüphe duygusu özellikle filmin son yarım saatlik dilimine öylesine bir damga vuruyor ki filmin sonunda koltuklarımıza mıhlanıp kalmaktan başka bir çaremiz olmuyor. Filmin gözlerimizin önünde duran ve tahmin edilmesi çok da güç olmayan düğümü çözüldüğünde değil; ama akabinde gelen hamlede, Franz ve Fiala ikilisi hepimizin karın boşluklarına sert bir yumruk atmayı başarıyor.

Goodnight Mommy’nin düğümünü atan ve sonrasında o düğümü çözen olay örgüsünün oldukça ince bir biçimde işlendiğini söylemeliyim. Bu noktada filmin düğümüne referans olabilecek en heyecan verici ve incelikle donatılmış sahnelerden birinin filmin henüz başlarında, eve yeni gelen anneleriyle ‘ben kimim?’ oyunu oynayan ikizlerin, annelerinin alnına yapıştırdığı post-it kağıdına ‘MAMA’ yazdıkları sahne olduğunu dile getirmek gerek. Özellikle bu sahnedeki diyaloglara dikkatlice baktığımız takdirde filmin tüm düğümünün kendini ele verdiğini; ama Franz ve Fiala ikilisinin bizleri bu oyunun içine çekmek için bilerek ve isteyerek dikkatlerimizi dağıttığını fark etmek mümkün. Bu anlamda hikayesel olduğu kadar senaryosal olarak da muazzam bir titizlik örneği sergileyen Franz ve Fiala; fiziksel ve zihinsel korkuyu yaratan şüphe ve paranoya duygusunu serbest bırakarak aile içi güven ilişkileri üzerinden tüm Avusturya toplumuna sosyal gerçekçi bir mesaj vermeyi başarıyor. Bu anlamda bir tür metafor olarak ele alabileceğimiz estetik operasyonun, yüze sarılan tüm o bandajların, iletişimsizliğin Avusturya’nın toplumsal ilişki dinamiklerini -özellikle Avusturya’nın Hitler özelindeki tutarsız tavrını- ele verdiğini de söylemeliyiz. Zira gerçeklerden kaçınmanın bir yolu olarak o gerçekleri konuşmamayı ya da üzerini örtmeyi; gerçeklerle yüzleşmemeyi tercih eden bir toplumun eleştirisi olarak Goodnight Mommy’nin bulunduğu konum oldukça değerli.

Açılış sahnesinden kapanış sahnesine dek sinematografik anlatım diline de titizlikle yaklaşan Franz ve Fiala ikilisi, dışarıdaki tekinsiz doğa ve orman atmosferiyle evin içindeki tekinsizliği bütünleştirerek ve hem bu tekinsizliği hem de akıl yitimini sembolik anlatımlarla destekleyerek Goodnight Mommy’nin sanatsal perspektifini de güçlendiriyor. Yine filmin sinematografı Martin Gschlacht’ın 35mm geniş ekran dış mekan çekimlerinde harekete ve aksiyona dayalı kamerasının, evin içinde kendini dinginliğe ve sadeliğe bırakarak iç ve dış mekanlar arasında bir kontrast yaratması ve bu şekilde korku ve şiddetin kaynağını içerisi olarak betimlemesinin de göz ardı edilmemesi gerek. Özetle; ince ince işlenmiş olay örgüsünü sinematografik anlatım diliyle de bütünleştirmeyi başaran Goodnight Mommy’nin ilerleyen yıllarda kültleşmemesi için hiçbir sebep yok.

 

2014 yapımı olmasına rağmen ülkemizde henüz gösterim fırsatı yakalayan Avusturya yapımı Ölümcül Oyun – Goodnight Mommy; gerilim dozunun neredeyse bir saniye bile düşmediği atmosferi ve gözler önünde duran ama kolayca çözülmesi istenmeyen twist’iyle seyirciyi de bir kedi-fare oyununun içine çekerek son yılların en başarılı korku-gerilim filmlerinden biri olmayı başarıyor. Tıpkı geçtiğimiz yıllarda izleme fırsatı yakaladığımız ve oldukça beğeni toplayan Babadook ve It Follows gibi art-house korku-gerilim damarından gelen Goodnight Mommy; gerilimsel atmosferini özünde sosyal gerçekçi bir perspektif üzerine inşa ederek yine bir Avusturya yapımı olan Michael Haneke’nin Funny Games’i ile benzer tatlar yakalamamızı sağlıyor. Sadece Haneke’nin Funny Games’i değil; David Cronenberg’in body horror klasiklerinden biri olan Dead Ringers filmiyle de yakın akrabalık bağları bulabileceğimiz Goodnight Mommy, bu manada, merkezine aldığı ikiz erkek kardeşler üzerinden sadakat, ihanet, şüphe, paranoya ve güven gibi meseleleri masaya yatırarak aile içi güç dengelerini sorgulayan bir yapıya sahip. Bu anlamda, karşımızda modern aile ilişkilerini kurcalayan ve güven kavramını yeniden ve yeniden sorgulamamızı isteyen bir filmle karşı karşıya olduğumuzu unutmamak gerek. Goodnight Mommy: Karın Boşluğuna İnen Sert Yumruk Yapımcılığını Cennet Üçlemesi’yle (Paradise Triology) kalplerimizi fetheden Ulrich Seidl’ın üstlendiği ve hem yönetmen hem senarist koltuğunda Seidl’ın eşi Veronika Franz ile yeğeni Severin Fiala’nın oturduğu Goodnight Mommy; 10 yaşlarındaki Elias ve Lukas isimli ikiz kardeşlerin, yaşadığı bir kaza sonrası yüz ameliyatı geçirerek eve dönen annelerinin hem fiziksel hem de davranışsal olarak farklı göründüğünü düşünerek gerçek anneleri olup olmadığını sorgulamaları üzerine kurgulanıyor. Son derece ultra modern bir göl evinde dış dünyadan oldukça izole biçimde yaşayan ailenin bu genç fertleri, yüzünde bandajlar içinde dönen annelerinin kendilerine olan yaklaşımındaki değişimleri sezdikçe şüphe ve paranoya duyguları iyice ayyuka çıkıyor. Eve yüzü gözü sargılar içinde gelen bu kadının, gerçek anneleri olup olmadığını öğrenmek isteyen ikizlerin kanıtların peşine düşmek için seçtikleri yol ise midemize krampların girmesini sağlayacak denli şiddetli. Varoluşsal bir kimlik çatışmasına ve nihayetinde güven yıkımına yol açan şüphe duygusu özellikle filmin son yarım saatlik dilimine öylesine bir damga vuruyor ki filmin sonunda koltuklarımıza mıhlanıp kalmaktan başka bir çaremiz olmuyor. Filmin gözlerimizin önünde duran ve tahmin edilmesi çok da güç olmayan düğümü çözüldüğünde değil; ama akabinde gelen hamlede, Franz ve Fiala ikilisi hepimizin karın boşluklarına sert bir yumruk atmayı başarıyor. Goodnight Mommy’nin düğümünü atan ve sonrasında o düğümü çözen olay örgüsünün oldukça ince bir biçimde işlendiğini söylemeliyim. Bu noktada filmin düğümüne referans olabilecek en heyecan verici ve incelikle donatılmış sahnelerden birinin filmin henüz başlarında, eve yeni gelen anneleriyle ‘ben kimim?’ oyunu oynayan ikizlerin, annelerinin alnına yapıştırdığı post-it kağıdına ‘MAMA’ yazdıkları sahne olduğunu dile getirmek gerek. Özellikle bu sahnedeki diyaloglara dikkatlice baktığımız takdirde filmin tüm düğümünün kendini ele verdiğini; ama Franz ve Fiala ikilisinin bizleri bu oyunun içine çekmek için bilerek ve isteyerek dikkatlerimizi dağıttığını fark etmek mümkün. Bu anlamda hikayesel olduğu kadar senaryosal olarak da muazzam bir titizlik örneği sergileyen Franz ve Fiala; fiziksel ve zihinsel korkuyu yaratan şüphe ve paranoya duygusunu serbest bırakarak aile içi güven ilişkileri üzerinden tüm Avusturya toplumuna sosyal gerçekçi bir mesaj vermeyi başarıyor. Bu anlamda bir tür metafor olarak ele alabileceğimiz estetik operasyonun, yüze sarılan tüm o bandajların, iletişimsizliğin…

Yazar Puanı

Puan - 83%

83%

83

Avusturya yapımı Ölümcül Oyun – Goodnight Mommy; gerilim dozunun neredeyse bir saniye bile düşmediği atmosferi ve gözler önünde duran ama kolayca çözülmesi istenmeyen twist’iyle seyirciyi de bir kedi-fare oyununun içine çekerek son yılların en başarılı korku-gerilim filmlerinden biri olmayı başarıyor.

Kullanıcı Puanları: 3.95 ( 7 votes)
83
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi