Çoğumuzun Görevimiz Tehlike ile hatırladığı Yaralı Yüz, Carlito’nun Yolu ve Dokunulmazlar filmlerinin sıra dışı yönetmeni Brian De Palma, bir süreliğine ara verdiği yönetmenliğe Öldüren Tutku’yla geri dönüş yapıyor. Filmlerinde cinsellik, çoklu kişilik, şiddet ve voyeurism temalarını kullanan yönetmen tüm bunları kendi tarzıyla yansıtabileceği 2011 yapımı Love Crime’ı yeniden çevirerek tüm tutkularını gerçekleştiriyor.

Filmekimi takvimi açıklandığında hem yönetmeni, hem oyuncuları hem de dikkat çekici senaryosu ile en merak edilen filmlerden biri oldu Öldüren Tutku. Sebebi, sonucu ve kimin yaptığı bilinmeyen bir cinayetle sonuçlanacak entrikalarla dolu bir reklam projesi çerçevesinde gelişen olaylar dizisini anlatan film, cinsel arzuların ve tutkuların ne gibi sonuçlara sebebiyet verebileceğini de çekinmeden beyazperdeye aktarıyor. Cinsellik ve şiddeti suç ögeleriyle birleştirebilen en iyi yönetmenlerden biri olan Palma, bu konudaki başarısını bir kez daha göstererek filmi daha çekici hale getiriyor ve zenginlerin çılgın seks tutkularını gözler önüne serip ahlaki yozlaşmanın nelere sebebiyet verebileceğini detaylarıyla anlatıyor.

Hiçbir suç ögesi olmadan yalnızca aşk ve tutku üzerine yoğunlaşacak izlenimi veren açılış sekansının ardından filmin büyülü dünyasına girmemiz için uzunca bir süre beklememiz gerekiyor.  Ancak yönetmen puslu bir hava yaratmak için uzun süre beklememize değecek olduğunu düşünmüş olacak ki, filmin gidişatını ve izleyiş biçimimizi değiştirecek bir hamleyle olayları Isabelle James’in karmaşık dünyasından izlememizi sağlıyor. 

Özellikle, yaşanan olayları birer röntgenci gibi dışarıdan izlememizi sağlayan yönetmene, izlendiklerinden haberleri varmışçasına rol yapan başarılı oyuncular eşlik ediyor. Hem bir seks bağımlısını canlandıran Rachel McAdams hem de ona eşlik eden Noomi Rapace son derece başarılı ve inandırıcı. Öyle ki, Rachel McAdams’ın rol aldığı, tarihin en başarılı romantik filmlerinden biri olarak kabul edilen Not Defteri (The Notebook)’ndeki performansının dahi çok üzerinde olan performansı bu zamana kadar bu rol için hazırlanmış izlenimi yaratıyor.

Yönetmenin tek bir sahnede kullandığı ekran bölme,  filmin en gizemli bölümünü oluşturuyor. İzleyicinin eş zamanlı olayları izlerken yaşadığı karmaşa De Palma’nın usta ellerinden çıkmış bir sanat eseri gibi. Filmin içinde yaşanan tüm entrikaların belki de tüm soruların cevap bulduğu sahne akıl almaz yeni sorular yaratıyor ve filmden sonraki en güzel detay olarak akıllarda kalıyor.

Öldüren Tutku, rüya içinde rüya görmemizi sağlayan, seyredenlerin fikir ayrılıklarına düşebileceği bir film. Kendi adıma beğendiğimi ve filmin ardından uzun süre düşündüğümü söyleyebilirim. Ancak, benim beğendiğim kadar filmi beğenmeyenlerin olacağı da kesin. En iyisi kendi kararınızı verebilmek adına geç kalmadan izleyin.

İyi Seyirler…

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi