Türk edebiyatının usta kalemlerinden biri olan, Tutunamayanlar’da bizi Selim Işık’la tanıştıran, Tehlikeli Oyunlar’da Hikmet Benol’u hayatımıza dahil eden efsanevi yazar Oğuz Atay’ın Korkuyu Beklerken kitabında yer alan Beyaz Mantolu Adam öyküsünün bir kısa film olarak  sinemayla buluştuğunu biliyor muydunuz?

Sinema ve edebiyat aslında birbirinden farklı alanlar gibi görünseler de, esasında durum hiç de öyle değildir. Bu iki disiplin, her zaman ortak bir paydada buluşmayı bilmiştir. Ortak noktaları ‘metin’ olan bu iki alan, her zaman birbirlerinin yoldaşı olmuştur. Hal böyle olunca; sinemada edebiyat örneklerine sıklıkla rast gelmemize şaşırmamak gerek tabii. Bu örneklerden biri ise Türk edebiyatının en önemli yazarlarından biri olan, Oğuz Atay’ın Korkuyu Beklerken kitabında yer alan ilk öyküsü Beyaz Mantolu Adam.

Tıpkı Fatih Akın gibi Almanya’da yaşayan 3. Kuşağa mensup Türkiye kökenli yönetmenlerden biri olan Yüksel Yavuz, Atay’ın bu öyküsünü bir kısa filme uyarlar. Göç-göçmen gibi konular üzerinde durduğu filmleriyle tanınan Yüksel Yavuz, 2000 yılında Beyaz Mantolu Adam’dan uyarladığı filmin çekimlerini tamamlamıştır. Sinema hayatında çektiği ikinci kısa filmi olan Beyaz Mantolu Adam’ın başrolünde çok fazla tanınmayan bir oyuncu Murat Yılmaz karşımıza çıkar. Kısa filmin görüntü yönetmenliğini Carsten Thile, sanat yönetmenliğini ise Veli Kahraman üstlenmiştir. Bu isimlerin yanı sıra filme katkı sağlayan isimlerin arasında, Oğuz Atay’ın kızı Özge Atay, yönetmen Ayşe Polat ve müzisyen Okay Temiz de yer almıştır. Yavuz, filmde ufak tefek yaptığı değişikliklerin dışında büyük oranda öyküye bağlı kalmıştır.

Beyaz Mantolu Adam İlk Olarak Oğuz Atay Tarafından Sinema İçin Kurgulanmış

oguz-atay-kayıp-kısa-filmi-3-filmloverss

Yıldız Ecevit tarafından 2015 yılında kaleme alınan, Oğuz Atay’ın yaşam öyküsünü anlattığı “Ben Buradayım…” adlı kitabından şöyle bir bilgi ediniriz; aslında Beyaz Mantolu Adam ilk olarak Oğuz Atay tarafından sinema için kurgulanmıştır.[1] Çevresindeki eşini dostunu film ekibine dahil eden Atay’ın filminde öyküde yarattığı yetkinliği yansıtamadığı ise konuşulanlar arasında kendine yer bulur. Filmin kurgu ve montaj aşamasında yakın arkadaşı Halit Refiğ’nin yardımlarını alan Atay’ı, çekimler sırasında da bir başka arkadaşı Çetin Yalçın yalnız bırakmamıştır. Ancak film çekim ve montaj sürecinden sonra ortadan kaybolmuş, bir daha bu kısa filminden haber alınamamıştır. Kimsenin filmin tam halini görmediğini anladığımız Ecevit’in yazdığı “Ben Buradayım…” kitabının yanı sıra, Mürekkepbalığı Dergisi’nde Birgül Ergev’in Meydan Larousse Anıları adlı yazısında yer alan Oğuz Atay’ın 70lerin başında ‘Beyaz Mantolu Adam’ öyküsünün filmini çektiği ve sonrasında filmin akıbetiyle ilgili bir haber alınamaması bilgisini de ediniyoruz.[2] Elimizde sadece film çekimlerinden olduğunu anladığımız Oğuz Atay fotoğrafları ve aklımızda acaba Oğuz Atay’ın dilinden okuduğumuz Beyaz Mantolu Adam’ı bir de Atay’ın gözünden izlemek nasıl olurdu sorusu kalıyor.

Oğuz Atay, Korkuyu Beklerken kitabının önsözünde Oğuz Demiralp tarafından şöyle tanımlanır; “Oğuz Atay, toplumla uyuşmayan birey tipinin istenmediği bir dönemde geldi yazın dünyamıza. Tepkilere karşın yerleşti. Gelirken de önemli bir özgünlüğü getirdi: ironi.” Oğuz Atay kuşkusuz Türk Edebiyatının önemli kalemlerinden biri. Atay, romanlarında ve öykülerinde sıklıkla karşılaştığımız birey, yalnızlık, umutsuzluk kavramlarıyla bizi cümlelerinin arasında depresif bir atmosferde bırakır; biz oradan çıkmanın yolunu ararken bir bakarız ki kendimize yakın gördüğümüz bir Oğuz Atay karakterine çoktan sığınıvermişiz. Böylesine iç karartıcı konuları, kendine has bir ironiyle ele alan yazar, kitabının kahramanlarını hep toplumda yer edinememiş, tutunamayanlardan seçer. Hepsi adeta birer kaybedendir.

oguz-atay-kayıp-kısa-filmi-2-filmloverss

“Kalabalık bir toplumun içerisindeydi. Başarısızdı.” cümleleriyle başlar Beyaz Mantolu Adam’ın öyküsü.

Beyaz Mantolu adam öyküsünde de diğer hikayelerinde olduğu gibi, tipik bir Oğuz Atay karakteriyle karşı karşıyayızdır. Sessizliğiyle ve diğer insanlar tarafından anlamlandırılamayan eylemleriyle dikkat çeken öykünün ana karakteri, aslında bir yabancıdır. Hem topluma hem de kendisine… Kahraman, ne yalnızlık duygusundan ne de başarısızlık yazgısından kurtulamaz. Sessizliğini, çevreye inat yaptığı eylemleri, topluma karşı takındığı kayıtsız tutumla karşımıza çıkan öykünün esas kahramanı, aslında toplumdan ayrılmış bir karakter çizmekten öte; toplumun içinde kaybolmuş bir karakterin resmini tasvir eder. “Yavaş yavaş yürüdü; dar ve kalabalık sokaklardan, dar ve kalabalık sokaklara geçti.” diye anlatır kahramanını Oğuz Atay, sonra bir başka satırında “Beyaz mantosuyla kalabalığa karıştı. Tentelerin bittiği yerden gökyüzüne baktı. Yerdeki bir su birikintisinden güneşle birlikte yansıdı. Sonra su birikintisi kalabalıklaştı; lekesiz görüntüsünü, irili ufaklı gölgeler çevirdi.” diye anlatmaya devam eder. Biz öykü boyunca Beyaz Mantolu Adam’ın kalabalığın arasına karışmasını, karıştıkça kaybolmasını, kayboldukça kendisini bulmasını okuruz aslında.

Barış Bıçakçı Veciz Sözler kitabında anlattığı öykülerin birinde şöyle der;  “Böyle bir duruma ancak Oğuz Atay ve kahramanları dayanabilir.” Bu öyküde de ‘böyle bir durum’dan bahsedilir işte; ancak Oğuz Atay’ın kahramanlarının baş edebileceği, sadece Oğuz Atay’ın anlatabileceği…

Kaynak:

(1): Yıldız Ecevit, 2015, “Ben Buradayım…”

(2): Mürekkepbalığı Dergisi, Kasım-Aralık 2013, Birgül Ergev, “Meydan Larousse Anıları”

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi