Nuri Bilge Ceylan’ın, Yabancı Dilde En İyi Film kategorisinde finalistler arasında yer alamayan Altın Palmiye ödüllü filmi Kış Uykusu’nun oluşum süreci, Andrei Tarkovsky’nin sinemacılığı ve Çehov’un hikayelerinden nasıl ilham aldığını anlattığı röportajı sizler için Türkçe’ye çevirdik.

Nuri Bilge Ceylan, uzun plan sekanslarla örülmüş derin atmosferik ortam filmleri ile tanınıyor. O yüzden büyüsünü bozmamak adına filmleri hakkında konuşmaktan kaçınması şaşırtıcı karşılanmıyor. Bu filmlerin arasına son olarak geçen Mayıs ayında Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye Ödülü’nü kazanan Kış Uykusu katıldı.

Geçtiğimiz günlerde e-mail üzerinden gerçekleştirilen bir röportajda Ceylan’a uluslararası sinema camiasındaki en büyük ödülü kazanmasının ona, neredeyse 20 senedir işlerinden övgüler toplamasının ardından farklı bir onaylanma duygusu hissettirip hissettirmediği soruldu. Ceylan’ın cevabı basitti: “Bilmiyorum.” Bu, Ceylan’ın çok kullandığı ifadelerden biri. Filmleri gibi, Nuri Bilge Ceylan takdir edilmesi belli bir miktar dikkat/inceleme gerektiren gizemli bir yönetmen.

nuri-bilge-ceylan-3-filmloverss

Kış Uykusu‘nun 3 saatten daha uzun süren hikayesi, Aydın (Haluk Bilginer) karakterine odaklanıyor; bu, Ceylan için tipik bir durum. Yönetmenin Bir Zamanlar Anadolu’da ve İklimler gibi diğer başarılı dramalarında da hikaye, davranışlar ve yönetmenin fotoğrafçı geçmişine gönderme yapan nefes kesen görüntüler ile birlikte yavaşça ortaya çıkmıştı. Kış Uykusu’nda Aydın’ı pek çok kez camdan dışarı bakarken buluruz, karakterlerin durumlarının daha çok iç mücadelelerine bağlı olması Nuri Bilge Ceylan’ın filmlerinde sık sık karşımıza çıkan bir durum.

Ceylan’ın deneysel hikaye anlatıcılığına kendini bırakabilen seyirci yönetmenin filmlerinden boş çıkmıyor. Ancak bunu yapmayı tercih eden seyirci sayısı film festivallerindeki sayı ile karşılaştırıldığında oldukça az.

Ama Ceylan için bu hiç yeni bir durum değil: “İlk olarak, filmlerimin yapısal karakteristikleri bile onların geniş kitleler tarafından kabul edilmesini engellediğini düşünüyorum. Net ve düz olay örgülerinden ve sınıflandırılabilir karakterlerden hoşlanmıyorum. Böyle karakterleri benimsemek kolay olmuyor. Genellikle benim filmlerim ve seyircinin beklentisi arasında çok büyük bir mesafe oluyor. O yüzden bunun farkındaydım ve küçük kitlelere hitap eden bir sinemacı olacağımın gerçeğini en başında kabul etmeye hazırdım. Bu benim için sorun değil, belki böylesi daha iyidir.”

Yönetmen, Cannes’da elde ettiği başarının boyutunun onu şaşırttığını söyledi: “Tahmin ettiğimden daha iyiydi.” dedi ve ekledi Andrei Tarkovsky‘nin bile Altın Palmiye’yi kazanamadığı bir dünyada böyle şeylerin anlamı nasıl abartılabilir?”

Tarkovsky’nin ruhu kesinlikle Ceylan’ın durağanlığı tercih etmesinde, nefes kesen uzun plan sekanslarında ve gizemli olay örgüsünde hissediliyor. Ancak Kış Uykusu‘nda yönetmen başka bir büyük sanatçıdan ilham almış – Anton Çehov‘un kısa öykülerinden. İlk olarak 15 yıl önce yazarın 1892 yılında yayımlanan The Wife adlı öyküsü yönetmenin ilgisini çekmiş, ancak proje geliştikçe yönetmen, Excellent People (1886) dahil Çehov’un başka öykülerinden de yararlanmış. Ama Nuri Bilge Ceylan her şeyden çok The Wife’ın ana karakterinin özdüşünümünü öne çıkarmak için olay örgüsünden nasıl uzaklaştığına odaklanmış. “Olayda çok bir şey olmuyor, ancak sanki bütün hayatın orada olduğunu hissediyorsun.” dedi Ceylan. “Filmin hikayesi düşüncelerden ve betimlemelerden oluştuğu için ilk başta hikayeyi film diline çevirmekte zorlandım.”

 “Çehov hayatı bambaşka bir şekilde görmemi sağladı.”

Daha sonra Cannes’da Jüri Büyük Ödülü‘nü kazanan Bir Zamanlar Anadolu’da‘yı çeken yönetmen Çehov’un hikayelerini hayata geçirmenin yolunu bulmuş: hikayedeki gerçekçi olayların dokusunda derin anlamlar nakletmek. “Çehov hayatı bambaşka bir şekilde görmemi sağladı.” dedi Ceylan “Bence o, varlığımızın trajik boyutunu çok derin bir şekilde hissediyor ve anlatılması esasında mümkün gözükmeyen olayları çok basit bir şekilde anlatmayı başarıyor.”

nuri-bilge-ceylan-4-filmloverss

Eşi Ebru ile Çehov’un uyarlaması sırasında Ceylan; yazarın düzyazılarını, film boyunca pek çok kez karşılaştığımız uzun monologların oluşturulmasında kullanmış. Sonra üstüne hikayeyi oluşturmuş. “Kafamdaki denge noktasına ulaşıncaya dek her şeyi birbirine karıştırdık. Bir anlamda çorba yapıyorsun. Çorbanın tadının daha güzel olması için değişik malzemeler katıyorsun ve her şeyi uyum içinde yapıyorsun.”

Hikayede yer alan diyalogların fazlalığı, ilk filmlerinde yer alan daha zorlayıcı çekimlerden vazgeçmesine sebep olmuş. “Diyalogların oranı bu sefer beni filmin biçimsel stratejilerini ikinci plana atmama zorladı. Bu olağandışı uzunluktaki monologlar bu sefer çok daha önemli ve kritikti. Eğer yeteri kadar iyi olmasalardı filmin çökeceğinin farkındaydım, film her anlamda çöp olacaktı. Bu his bütün çekim süreci boyunca içimdeydi.”

Elbette yönetmenin bir kısa öyküyü, diğer uzun metrajlardan daha uzun süren bir filme uyarlamasında gizli bir ironi var. Ancak Ceylan, filmin süresinin aklındaki son şey olduğunu söylüyor. “Yazmayı bitirdiğimizde senaryonun Bir Zamanlar Anadolu’da’nın senaryosundan iki kat daha uzun olduğunu farkettim. Oradan filmin uzun olacağı belliydi. Ancak bir film yaparken asla ticari kaygılar taşımıyorum o yüzden o kadar kafama takmadım. Senaryoda yer alan her şeyi ve daha fazlasını çektim. Düzenlemeler sonrası böyle bir film çıktı. İnanın bana, filmin uzunluğunun sektörün standartlarına uyum sağlaması için hiçbir özel çaba sarf etmedim.”

nuri-bilge-ceylan-kis-uykusu-2-filmloverss

Ancak Ceylan filmin uzunluğunun beraberinde getirdiği zorluklarını dile getirmekten kendini alamıyor, ekonomik açıdan doğan sonuçlar onu hiç şaşırtmamış. “Uzun bir film için yapılan yolculuk gerçekten hiç kolay değil. Sistemin standartları içindeki her adım bana bir yük gibi geliyor. Ama benim durumumda yapılabilecek pek bir şey yok. Bazen, sinemacılıkta yapılan böyle değişikliklerden gizlice hoşlandığımı hissediyorum.”

Nuri Bilge Ceylan’ın küçük kitlelere hitap etmesi, kariyerinde ilerlemesine rağmen Türkiye dışında neden hiç iş yapmadığını kanıtlar niteliğinde. Ona Türkiye sınırları dışında hiç yönetmenlik yapmayı düşünüp düşünmediği sorulduğunda cevap olarak yalnızca “Zannetmiyorum.” dedi. Ancak yönetmenin filmleri belirsizlikler ile yükseliyor, o yüzden her şeyin mümkün olduğunu söyleyebiliriz. Bir sonraki projesinden bahsetmesi için zorlanınca yönetmen cevap olarak “Henüz bilmiyorum” demek ile yetindi. Nuri Bilge Ceylan’ın işlerini beğenen sinemaseverlerin sayısı nispeten az olabilir, ama hazır oldukları kesin.

Kaynak: Indiewire

Hazırlayan: Elif Güngör

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi