Erik Skjoldbjærg’in yönetmenliğini üstlendiği Insomnia ile Christopher Nolan imzalı yeniden çevrimi aynı kare içinde farklı gözlerle incelemeye ne dersiniz?

Hollywood’un neredeyse kendisi kadar öne çıkan yeniden çevrim mekanizması, sinemaseverleri ikiye bölmekle kalmıyor aynı zamanda yeniden çevrimin, orijinal yapımın önüne geçip geçmediğine veya yeni fikirlerin eskisinden kötü olup olmadığına dair geçmişten bu yana süregelen bir tartışmayı da beraberinde getiriyor. Bu noktada, Christopher Nolan‘ın Memento‘dan sonra çektiği ilk filmi olan 2002 yapımı Insomnia için sinemaseverlerin radarına girmeyi başaran yeniden çevrimlerden biri diyebiliriz.

Erik Skjoldbjærg‘in 1997’de çektiği Norveç yapımı orijinal Insomnia, gölgelerde saklı olan güçlü altyapısını ve karanlık atmosferini gözler önüne sermeyi başarıyor. Pek çok yeniden çevrimin aksine Nolan’ın yönetmenliği ile hayat bulan Insomnia, birebir uyarlama olmak yerine elindeki materyali yeniden yoğurup sinemaseverlere sunmayı ihmal etmiyor. En başta, iki yönetmenin kurgusundaki belli başlı farklılıklar göze çarpıyor. Skjoldbjærg; kesintisiz ve uzun sahnelerde Stellan Skarsgård‘ın canlandırdığı başkahramana daha çok odaklanmayı, mavi tonların ağırlıkta olduğu bir atmosfer yaratmayı, hikaye anlatımında görselliği ön plana çıkarmayı tercih ediyor. Nolan ise Al Pacino‘nun yer aldığı sahnelerde özellikle sık sık kesinti yapıyor, diyaloglara daha çok yer veriyor, doğanın kendi tonlarıyla buluşturduğu filmin aksiyon açısından bir parça daha öne çıkmasını sağlıyor.

Ayrıca her iki yönetmenin filmini şekillendiren karakter analizleri de bazı noktalarda birbirinden farklılık gösteriyor. Skarsgard her ne kadar duygusallığını bir kenara bırakamasa ve yaşadığı zorlukların yükü altında ezilse de çok daha ketum bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Pacino ise içinde yaşadıklarını hem duygusal hem de fiziksel açıdan dışa vurmasıyla dikkatlerden kaçmayan bir panik havası yaratmayı başarıyor sinemaseverlerin gözünde. Nolan imzalı Insomnia’da karakterlerin, orijinal yapıma göre daha fazla önem teşkil ettiklerini hatta filmi sırtladıklarını söyleyebiliriz. Nitekim Robin Williams‘ın çizdiği karakter portresi, Al Pacino’nun karakterine daha yoğun bir şekilde bürünmesine vesile olurken Hilary Swank’ın da gözlerden ırak olmasını engelliyor diyebiliriz.

Pek çok açıdan benzerlik gösterse de bu iki film arasındaki gözlerden kaçmayan nüanslar, iki ayrı yönetmenin aynı hikayeye iki ayrı pencereden bakmasıyla ilgili. Skjoldbjærg’in tercihlerine bakıldığında açıkça görülüyor ki yönetmen yarattığı kasvetli hava ile eşsiz bir suç dramasına imza atmayı amaçlıyor. Nolan’ın ise orijinalliğe birebir bağlı kalmayı ilk amacı haline getirmediğini, başarılı Avrupa filmlerinin alışılagelmiş Hollywood uyarlamalarındaki klişeleri olabildiğince törpüleyip yeni bir yol çizmeye çalıştığını ve bunu belli noktalarda başardığını söyleyebiliriz. Sözü daha fazla uzatmadan Erik Skjoldbjærg’in Insomnia’sı ile Christopher Nolan imzalı yeniden çevrimin benzerliklerini ve farklılıklarını gözler önüne seren, Fandor Keyframe‘in hazırladığı bu videoyla sizi baş başa bırakalım.

[vimeo width=”600″ height=”350″ video_id=”137388966″]

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi