13 yaşından beri Nuh Tufanı hikayesinin hayalini kuran Darren Aronofsky, arkasına Paramount Pictures’ı da alarak bu rüyasını gerçeğe dönüştürdü.  28 Mart’ta Amerika’da, 4 Nisan’da ise ülkemizde gösterime girecek filmden ilk fragman nihayet yayınlandı. Şimdi lafı uzatmadan Noah’ın ilk fragmanı ne söylüyor bir bakalım.

Noah, 50’li ve 60’lı yıllarda altın dönemini yaşan epik sinemanın alt türü olarak kabul edebileceğimiz dini epiklerin has örneklerinden biri olacak. “Benim Tanrım yok” diyen Aronofsly’nin tüm kutsal metinlerde kendisine yer bulan Nuh Tufanı’nı nasıl bir şekilde sinemaya uyarlayacağı kafamı en çok kurcalayan konuydu.  Aronofsky, tufana bir mit olarak mı yaklaşacaktı ya da tufanın sadece görsel karşılığını mı bulmaya çalışacaktı?  Nuh ve eşi arasındaki kısa konuşma, tufanın bir rüya aracılığıyla ona malum edilmesi şüphelerin boşa olduğunu gösteriyor.  İlk fragmandan anladığım kadarıyla metin anlamında klasik, anlatım ve yorumlama açısından ise modern bir Nuh Tufanı hikayesi izleyeceğiz.

Gökten yağan ateş topları, Noah’ın kılıcını yere sapladığında ortaya çıkan ateş dalgası gibi detaylar yorum farkı diyebiliriz. Özellikle hayvanların toplanması ve kılıcın yere saplandığı  sahne filmin fantezi ayağı açısından değerlendirilebilir. Yeryüzünün sular altında kalması ise Noah’ın en iddialı olduğu kısımlardan biri. Aronofsky, her ne kadar bir stüdyo işine imza atmış gibi görünse de bu çapta bir hikâyeyi arzuladığı biçimde beyazperdeye taşımasının başka yolunun olmadığı unutulmamalı. Tufanı hakkıyla sinemaya taşırken, filme kendi imzasını atacağını hatta fragmanı izledikten sonra attığını net bir dille söylemek gerekiyor.  İkinci fragmanı izlediğimizde daha fazlasını söyleyebiliriz. Şimdilik bu destansı fragmanın tadını çıkaralım.

[youtube video_id=”xVTQ7mH7SDw” width=”600″ height=”350″]

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi