‘’HAYIR’’

88 Yılı Şili tarihinde önemli bir dönemin başlangıcıdır.

Pinochet’nin sosyalist başkan Salvador Allende’ı kanlı bir darbe ile koltuğundan indirdiği, ülke dahilindeki bütün Allende yandaşlarına, protestoculara işkence uygulattığı, birçoğunu da ortadan kaldırttığı, bütün siyasi partilerin ve sivil toplum kuruluşlarının kapattırıldığı koca bir 15 yıl atlatmıştır Şili.

Pinochet’nin yurtdışından gelen baskılar sonucu gitmek durumunda kaldığı referandum; Şilililer için  yıllar sonra gelen çok önemli bir fırsattır.

Bir ‘’EVET’’ ya da  bir ‘’HAYIR’’ herkesin kaderini belirleyecektir.

Takriben yukarıda anlatmaya çalıştığım durumun özeti ile başlar film.Benim daha çok çocukluğumda izlediğim filmlerden hatırladığım bir ön bilgilendirme tadında. Tadında diyorum çünkü bugün bir çok filmde bu yöntemin kullanıldığını biliyor burada daha farklı bir şeyler olduğunu anlatmak istiyorum. Yazı fontu, eskitilmiş ve güneşte patlayan görüntüler, hışırtılı konuşmalar vs.

no-pablo-larrain-gael-garcia-bernal

Hikaye, tıpkı döneminde olduğu gibi muhalefet ve darbeci yönetimin referandum öncesi ulusal kanalda gece yarısı yayınlanmak üzere 15 dakikalık propaganda performanslarını  ve Şili’nin zaferini konu alır.  

Baş rol oyuncusu Rene işinde –reklamcılık- başarılı, evli fakat eşinden ayrılmış, bir çocuk sahibi Şili’nin geleceğinin timsali bir gençtir. İşinin adamı denilecek nitelikte hayalgücü yüksek, gelecek nesil imgesi yüklenebilecek biri… Süreçte de görüleceği üzere kahramanımız sokakta kaykaya da biner, çocuğunun treniyle de oynar ve tabi ki ‘’NO’’ der.

Rene’nin karşısında ise Pinochet yönetimi tarafından tutulmuş Rene’nin patronu yer alır ve film süresince bu iki reklam dahisinin 15’er dakikalık atışmaları, toplumu nasıl etkiledikleri, tepkiler, sosyal yaşantıları ile işleri, ülkelerinin durumu arasındaki bağlantılar işlenir.

No-Movie-2012

Yani siyasal ve tarihsel bir belgesel niteliği taşıyan film aynı zamanda reklamcılık, pazarlama, toplumsal iletişim gibi alanlarda da bilinmeyenleri, yaratıcı yaklaşım yöntemlerini;  bir bakıma, bugün içinde fazlasıyla bulunduğumuz dünyanın perde arkasını bizlere göstererek izlenilesi keyifli bir süreç sunuyor. Filmin ilk saniyelerinden son anlarına kadar –hatta oyuncular bölümü (cast) dahil- 80’ler sinema teknolojisi ile dönemin ruhunu da sizlere hissettiriyor.

Zaten bir de benzer süreçlerden geçmiş bir ülke olarak -yaşamış olalım veya olmayalım mutlaka bir yerlerde okumuşluğumuz,duymuşluğumuz vardır,- konunun içimizdeki hissiyatı saklıdır. Çok tanıdık, karşılaşılmış hikayeler olarak belirir görüntüler ekranda. Sonuçlar aynı olmasa da.

İşte bütün bu bağlamlarda; ilk kez Filmekimi kapsamında ülkemizde gösterilen filmi izleme fırsatı bulamamış biri olarak basın gösterimini Beyoğlu Sineması’nda izlemek çok büyük bir şanstı benim için. Bu hafta sadece bir kopya ile gösterime girecek olması da ayrı üzücü.

İzleyecek herkese iyi seyirler.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi