İlk kez 1990 yılında beyazperdeye uyarlanan Ninja Kaplumbağalar, ilk filmin ardından sırasıyla 1991, 1993 ve son olarak 2007’de olmak üzere toplamda dört kez sinema salonlarının konuğu oldu. Her birinin farklı silahları ve yetenekleri olan dört kaplumbağa ve onların ustası Splinter’ın kötülerle karşı olan savaşı bu kez Jonathan Liebsman yönetmenliğinde yeniden beyazperdede. Sırasıyla yönettiği her filmi eline yüzüne bulaştıran Jonathan Liebesman; Teksas Katliamı, Dünya İstilası: Los Angeles Savaşı ve Titanların Öfkesi’nin ardından Ninja Kaplumbağalar’da da oldukça vasat bir filme imza atarken bu kez sadece sinemaseverleri değil, efsaneleşmiş serinin hayranlarını da hayal kırıklığına uğratıyor. 

Mutasyon geçirmiş, kahraman kaplumbağaların tekrar beyazperdeye uyarlanıyor olması sadece hayranlarını değil, birçok sinemaseveri güzel bir heyecan içerisine sokmuş ancak kaplumbağaların yeni görünüşleri dahil birçok detay film henüz yapım aşamasındayken soru işaretleri yaratmıştı. Öncelikle, bu soru işaretlerinin sadece karakterlerin görüntüsü değil, filmin nerdeyse tüm detaylarında olumsuz bir şekilde yanıtlandığını belirtmek gerekiyor. Kaplumbağaların çiziminden, Shredder’in alışagelmişin dışındaki görüntüsüne, en önemlisiyse aceleye getirerek devam filmlerine kapı açmaya çalışmak bunca yıl sonra beyazperdeye uyarlanan kahramanlarınıza bir saygısızlık olarak adlandırılabilir. Herhangi bir filmle ilgili “nasıl başlayıp, nasıl bittiğini anlamıyorsunuz bile…” tabiri olumlu bir anlam taşısa da bu tasviri Ninja Kaplumbağalar için, filmin hiçbir şey sunmadığını belirtmek için kullanabiliriz.

Film beklendiği üzere kaplumbağaların, mutasyona uğradığı zaman diliminden günümüze kadar geçen süreyi merkezine alarak başlamıyor. Aksine, kaplumbağaların kanalizasyonlardan şehre ilk kez çıktığı, Shredder ve Foot Clan örgütüne karşı insanları korumaya başlamasıyla açılıyor. Kaplumbağaların uğradığı mutasyon ise April ile tanışmalarının ardından “flashback”lerle seyirciye aktarılıyor. Ve bugüne kadar kaplumbağalar hakkında bildiğimiz birçok şeyi unutup, bu yeni oluşturulan hikayeye inanmamız bekleniyor. Bunu yaparken de Liebesman; bugüne kadar başarılı olmuş tüm süper kahraman filmi formüllerini bir bir deniyor. Bilimadamı bir babanın öldürülüp, çocuğunun onun bulduğu “mutasyon” formülünü babasının eski ortağından korumaya çalışması size de tanıdık gelmiyor mu?

125 milyon dolar gibi, blockbuster sezonuna yakışan bir bütçesi bulunan Ninja Kaplumbağalar’ın yapımcıları arasında Transformers’ı beyazperdeye uyarlayan Michael Bay yer alırken, filmin Ninja Kaplumbağalar’dan ziyade dövüş sahneleriyle bile Transformers’ı çağrıştırdığını söylemek mümkün, üstelik Transformers’ın ilk iki filminde olduğu gibi kadın karakterimizi de Megan Fox canlandırıyor. “Robot”a dönüşmüş bir Shredder’ı Tranfsormers serisine yedirseniz kesinlikle sırıtmaz! Ama Ninja Kaplumbağalar’a karşı savaştığını görünce filmi ciddiye almak neredeyse imkansız bir hal alıyor. Filmin yüksek bütçesi, özellikle aksiyon sahnelerinde kendini belli ediyor, belli etmesine de biz kaplumbağaların düşmanlarını alt ederken, onların keskin zekalarını seyretmeye, yaptıkları esprilerin bu aksiyon sahnelerine yedirilmelerine alışkınız, sürekli bıçak atan bir robot Shredder’a değil!

Özetle üzerine uzun uzun kafa yorulacak bir film değil Ninja Kaplumbağalar. Lakin, popüler sinema seyircisinin keyifli dakikalar geçireceği keyifli bir film olmaktan da çok uzak. Kısacası biraz Örümcek Adam, biraz Transformers karşınızda yeni nesil Teenage Mutant Ninja Turtles!

İlk kez 1990 yılında beyazperdeye uyarlanan Ninja Kaplumbağalar, ilk filmin ardından sırasıyla 1991, 1993 ve son olarak 2007’de olmak üzere toplamda dört kez sinema salonlarının konuğu oldu. Her birinin farklı silahları ve yetenekleri olan dört kaplumbağa ve onların ustası Splinter’ın kötülerle karşı olan savaşı bu kez Jonathan Liebsman yönetmenliğinde yeniden beyazperdede. Sırasıyla yönettiği her filmi eline yüzüne bulaştıran Jonathan Liebesman; Teksas Katliamı, Dünya İstilası: Los Angeles Savaşı ve Titanların Öfkesi’nin ardından Ninja Kaplumbağalar’da da oldukça vasat bir filme imza atarken bu kez sadece sinemaseverleri değil, efsaneleşmiş serinin hayranlarını da hayal kırıklığına uğratıyor.  Mutasyon geçirmiş, kahraman kaplumbağaların tekrar beyazperdeye uyarlanıyor olması sadece hayranlarını değil, birçok sinemaseveri güzel bir heyecan içerisine sokmuş ancak kaplumbağaların yeni görünüşleri dahil birçok detay film henüz yapım aşamasındayken soru işaretleri yaratmıştı. Öncelikle, bu soru işaretlerinin sadece karakterlerin görüntüsü değil, filmin nerdeyse tüm detaylarında olumsuz bir şekilde yanıtlandığını belirtmek gerekiyor. Kaplumbağaların çiziminden, Shredder’in alışagelmişin dışındaki görüntüsüne, en önemlisiyse aceleye getirerek devam filmlerine kapı açmaya çalışmak bunca yıl sonra beyazperdeye uyarlanan kahramanlarınıza bir saygısızlık olarak adlandırılabilir. Herhangi bir filmle ilgili “nasıl başlayıp, nasıl bittiğini anlamıyorsunuz bile…” tabiri olumlu bir anlam taşısa da bu tasviri Ninja Kaplumbağalar için, filmin hiçbir şey sunmadığını belirtmek için kullanabiliriz. Film beklendiği üzere kaplumbağaların, mutasyona uğradığı zaman diliminden günümüze kadar geçen süreyi merkezine alarak başlamıyor. Aksine, kaplumbağaların kanalizasyonlardan şehre ilk kez çıktığı, Shredder ve Foot Clan örgütüne karşı insanları korumaya başlamasıyla açılıyor. Kaplumbağaların uğradığı mutasyon ise April ile tanışmalarının ardından "flashback"lerle seyirciye aktarılıyor. Ve bugüne kadar kaplumbağalar hakkında bildiğimiz birçok şeyi unutup, bu yeni oluşturulan hikayeye inanmamız bekleniyor. Bunu yaparken de Liebesman; bugüne kadar başarılı olmuş tüm süper kahraman filmi formüllerini bir bir deniyor. Bilimadamı bir babanın öldürülüp, çocuğunun onun bulduğu "mutasyon" formülünü babasının eski ortağından korumaya çalışması size de tanıdık gelmiyor mu? 125 milyon dolar gibi, blockbuster sezonuna yakışan bir bütçesi bulunan Ninja Kaplumbağalar’ın yapımcıları arasında Transformers’ı beyazperdeye uyarlayan Michael Bay yer alırken, filmin Ninja Kaplumbağalar’dan ziyade dövüş sahneleriyle bile Transformers’ı çağrıştırdığını söylemek mümkün, üstelik Transformers’ın ilk iki filminde olduğu gibi kadın karakterimizi de Megan Fox canlandırıyor. “Robot”a dönüşmüş bir Shredder’ı Tranfsormers serisine yedirseniz kesinlikle sırıtmaz! Ama Ninja Kaplumbağalar’a karşı savaştığını görünce filmi ciddiye almak neredeyse imkansız bir hal alıyor. Filmin yüksek bütçesi, özellikle aksiyon sahnelerinde kendini belli ediyor, belli etmesine de biz kaplumbağaların düşmanlarını alt ederken, onların keskin zekalarını seyretmeye, yaptıkları esprilerin bu aksiyon sahnelerine yedirilmelerine alışkınız, sürekli bıçak atan bir robot Shredder’a değil! Özetle üzerine uzun uzun kafa yorulacak bir film değil Ninja Kaplumbağalar. Lakin, popüler sinema seyircisinin keyifli dakikalar geçireceği keyifli bir film olmaktan da çok uzak. Kısacası biraz Örümcek Adam, biraz Transformers karşınızda yeni nesil Teenage Mutant Ninja Turtles!
puan - 21%

21%

21

Sırasıyla yönettiği her filmi eline yüzüne bulaştıran Jonathan Liebesman; Teksas Katliamı, Dünya İstilası: Los Angeles Savaşı ve Titanların Öfkesi’nin ardından Ninja Kaplumbağalar’da da oldukça vasat bir filme imza atarken bu kez sadece sinemaseverleri değil, efsaneleşmiş serinin hayranlarını da hayal kırıklığına uğratıyor.

Kullanıcı Puanları: 2.04 ( 5 votes)
21
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi