Dan Gilroy tarafından yazılan Nightcrawler’ın ana karakteri Lou Bloom oldukça itici olmasına rağmen film nasıl kendini izlenebilir kılıyordu? Lessons from Screenplay isimli Youtube kanalından yayınlanan bir video, Lou Bloom’un kendini nasıl izletebildiğine odaklanıyor.

Dan Gilroy tarafından yazılıp yönetilen Nightcrawler birçok açıdan ilgi çekici bir filmdi. 2014 yılının hit filmlerinden biri olan Nightcrawler, muazzam senaryosuna başta Jake Gyllenhall olmak üzere kadrosundaki oyuncuların başarılı performansları eklenince dikkat çekici bir film haline gelmişti. Filmin bu kadar beğenilmesindeki ana etken ise Jake Gyllenhall’un canlandırdığı karakter Lou Bloom‘du. Tam bir sosyopat olan bu karakter, filmin ilgi çekici olmasının yegâne sebebiydi. Akıllıca yazılmış diyalogları ve izleyicinin çok karşısına çıkmayan bir hikayeye sahip olması izleyicinin beğenisini kazanmıştı. Peki, Nightcrawler’da izleyiciyi ekrana kitleyen asıl sebep neydi? Karakterin öne çıktığı böyle filmlerde karakterle özdeşleşmek ve empati kurabilmek en önemli şeylerden biridir. Eğer izleyici karakter ile özdeşleşmez ve onun gibi hissetmezse filmin işi zordur. Nightcrawler’ın izleyici içine çeken bir film olduğunu kabul edersek ve karakterin hikayenin üzerine çıktığı düşünülürse, izleyici Lou Bloom ile nasıl özdeşleşip bu filme bağlı kalmıştır?

Nightcrawler: Bir Antikahraman ve Özellikleri

Sempatik Karakter

K72A3451d.tif

Bir kişiye eğer sempatik yorumunu getiriyorsanız bu kişinin harika bir insan olduğu fikrine kapılmışsınızdır. Genellikle kişiyi güldüren ve sevecen insanlar için bu tabir uygun görülür. Ancak sempatik sadece bu anlamlara gelmez. Eğer filmlere dönersek, bir karakterin sempatik olarak değerlendirilebilmesi için harika bir insan veya ahlaken kesinlikle iyi davranışlara sahip bir karakter olması gerekmez. Ancak elbette izleyici ile karakterin özdeşleşebilmesi için karakterin bazı iyi şeyler yapması gerekir. Lou Bloom için konuşmak gerekirse, kendisi oldukça çalışkandır. Öyle ki filmin başında görüldüğü üzere hiç fikir sahibi olmadığıbir meslek üzerindeki mükemmelleşmesini izleriz. Bu başarıya film boyunca izlediğimiz üzere yüksek çalışkanlığı sayesinde ulaşır. Sosyopatlığı ile bu çalışkanlık birleşince karakter işini harika yapabilmek adına her şeyi yapar. Lou aynı zamanda kibardır da. Film boyunca birçok karaktere kibar davranışlar sergilmiştir. Bu kibarlığı da Lou’nun sempatik bir karakter olmasını sağlayan bir diğer etkendir. Ancak kibarlığını üzerinden atmayıp insanları bu şekilde tehdit ettiğinde sosyopatlığını tekrar hatırlarız. Kibarlık güzel bir şeydir ancak bir insanın tamamıyla iyi olduğu anlamına gelmez. Bir karakter yaratılırken, ona tüm iyi özellik ve düşünceler verilerek tek boyutlu ve bir o kadar sıkıcı hale getirilebilir. Ancak böyle bir insan dünyada var olmadığından karakter izleyici ile özdeşleşmez ve film çekilmez bir hal alır. Filmin hikayesi ilerledikçe Lou daha da tehlikeli bir hal alır. İzleyicilerin büyük çoğunluğu onun başarısızlığını isterken filmi halen neden izlemeye devam eder? Merak elbette ki önemli bir unsurdur ancak bir filmin izlenebilmesi için -özellikle günümüzde vakit problemleri düşünüldüğünde- yeterli midir? Bu da bizi diğer başlığa getiriyor.

Karakter İle Empati Kurabilme

nightcrawler-1-filmloverss

Empati kısaca, bir başkasının hislerini ve duygularını anlayabilme yeteneğidir. Empati yeteneği günümüzde birçok insanda yeterince gelişmemiştir ve bu durum elbette sürüyle soruna yol açar; karşısındakinin kendisini anlayamadığından yakınan bir kişiden tutun da, hayvanların haince avlanmasına; ırkçılık problemlerinden LGBTİ topluluklarının yaşadıklarına kadar. Özellikle günümüzde etkisini her geçen gün kaybeden karşındakini düşünme durumu, sorunların asıl kaynağı olmaktadır artık. Örnek olarak bir insan karşısındakine kolayca suçlamada bulunabilirken, onun ne düşündüğünü ve başına gelecekleri düşünmez. Günümüzde oluşan güven problemleri ve kalabalık içindeki yalnızlık hissi bile bu gibi örneklerle empati eksikliğine bağlanabilir. Eğer bütün insanlık empati yeteneğini geliştirebilseydi Dünya daha güzel bir yer olur muydu bilinmez ancak daha kötü olamayacağı kesin.

Herhangi bir film karakteri ile empati kurabilmek, gerçek bir insan ile kurmaktan çok daha basittir. Bunun en önemli sebebi karakterin altyapısını görür ve asıl olay öncesi neler yaşandığını biliriz. Yani karakterin hareketini desteklemesek bile neden yapıldığının farkında oluruz. Lou Bloom karakteriyle ilk tanışmamız da karakter hırsızlık yapar ve bir güvenlik görevlisine saldırır. Ancak ondan sonraki sahnede karakteri daha yakından tanırız. Bir iş başvurusuna giden Lou, arayış içindedir ve yüzlerce insanın düşündüğü şeyi düşünmektedir: Öğrenip, gelişebileceğim bir kariyer istediğime karar verdim. Lou aynı zamanda kendi güzel özelliklerinden de bahseder. Lou çalışkandır, yüksek hedefler koyar ve oldukça ısrarcıdır. Lou yine birçok insanın olmaya çalıştığı kişidir. Kendine yüksek hedefler koyan ve onlara ulaşmaya çalışan kişi. Bu sahneler sonrası Lou’nun biraz garip olduğunu, paraya ihtiyacı olduğunu ve hayatındaki boşluğu doldurmaya yönelik bir arayışta olduğunu anlarız. Bu arayış içindeyken karşısına çıkan bu meslek ile içindeki boşluk dolmaya başlar. Lou kendi sözleriyle de anladığımız üzere hem sevdiği hem de iyi para kazanabileceği bir iş bulmuştur. Yine dünyanın büyük çoğunluğunun aradığı gibi. Ancak Lou’da hayatın tokadını yemelidir ve filmin ilerleyen noktalarında bu durum ile karşılaşırız. Lou, kaliteli bir haberi geç kalarak rakibine kaptırır ve böylece başarısızlığı tatmış olur. İzleyicinin büyük çoğunluğunun empati besleyebileceği bir durum daha. Lou hâlbuki bu habere ulaşmak çok tehlikeli şekilde araba kullanmak gibi ölümle sonuçlanma ihtimali olan riskler alır. Ancak bütün çabasına rağmen habere ulaşamaz. Zaten hepimizin içerisinde yaşadığı hayat bu değil midir? Lou böylece patronu Nina tarafından yerden yere vurulur. Bu durum elbette onu çok rahatsız eder ve utandırır. Lou artık üzerinde büyük baskı hissetmektedir; rakibi önüne geçmiş ve patronu ondan rahatsız olmaktadır. Günümüzdeki ofis yaşantısındaki bir terfi rekabetini andıran bu durum ile izleyici karaktere doğru bir adım daha atar. Lou bu baskı yüzünden çılgına döner ve sosyopat kimliği baskın hale gelir. Lou, rakibinin aracına sabote edip kaza yapmalarına sebep olduğunda izleyici karakterin yaşadığı baskıyı gördüğü için onunlar empati kurar ve yapılanları desteklemese bile olanlara mantıklı bir açıklama getirir. Lou belki hiçbirimiz yaşamadığı ve yaşamayacağı şeyler yaşar ancak filmdeki olaylar temelinde hepimizin başından geçen olaylar değil midir?

Dünyaya Farklı Bir Gözle Bakmak

nightcrawler-2-filmloverss

Lou, sinir bozucu ve tehlikeli derecede bir sosyopat olsa da bütün suç onun mudur? Yani yaptığı hareketlerin ardında başka etkenler yok mudur? Filmin sonunda beş parasız olan Lou, film sonunda başarılı bir iş adamı olmuştur. Peki, bu sosyopat ve kötü denebilecek karakter nasıl bu kadar başarılı olmuştur? Karakterimiz bu işin kurallarını kendisi koymamıştır. Ancak ona en uygun işin bu olduğuna karar vermiş ve oyunu ‘kurallarına’ göre oynamaya başlamıştır. Filmin senarist/yönetmeni olan Dan Gilroy bu konu hakkında şöyle düşünmektedir; asıl problem Lou değil, problem böyle bir karakterin yaşamasına izin veren ve üstüne üstlük onu ödüllendiren toplum. Lou ile film boyunca empati aracılığıyla kurduğumuz bağ sonucu, Lou’nun hareketlerine anlam verebiliriz. Lou sadece toplumun kendisinden beklediğini yapmaktadır. İzleyici normal şartlar kesinlikle muhatap olmayacağı bir karakter ile empati kurarak özdeşleşir ve böylece kendisine, bulunduğu topluma farklı bir gözle bakış atmış olur. Zaten filmlerin amacı da bu değil midir? Dünyaya olan bakış açımızı tazelemek ve ufkumuzu genişletmek…


Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi