Sinemada türleri kolajlamak biraz maharet işi. Bir kere en başta tüm bu türlerin janrlarına hakim olmak, dramatik yapıyı kurgularken dozajı iyi ayarlamak gerekiyor. Ha, kolaj yapmanın amacı eğlenceli ve kendini ciddiye almayan bir film yapmak, işi parodiye dökmek ise o damardan da tadından yenmeyecek işler çıkabilir. Ama hem türleri kolajlıyor, hem işin içine metafizik katıyor hem de kendinizi epey ciddiye alıyorsanız ortaya Nigar gibi amatör bir film çıkabiliyor. Rambod Javan’ın yönettiği filmde babasının intiharının ardından sarsılan ve henüz bu trajediyi atlatamamışken evsiz kalma tehlikesiyle karşı karşıya kalan Negar ve ailesinin hikâyesini takip ediyoruz. Negar, babasının intiharının ardında başka sebepler olduğunu, hatta bunun intihardan ziyade bir cinayet olduğunu düşünür. Böyle düşünmesinin en önemli sebebi ise rüyalarında ya da rüya atmosferindeki kendi zihinsel/uhrevi hayatında babasının ona sıklıkla görünüp mesajlar vermesidir. Babasının birlikte iş yaptığı Vahid, kendisine yıllardır âşık olan Peyman ve eniştesi Reza, Negar’ın gözündeki ilk şüphelilerdir. Negar, babasının da öteki dünyadan yaptığı yardımlar ile işin aslını öğrenmek için harekete geçer. Nigar: Türler Arasında Kaybolan Bir Film Nigar’ı izlerken içeriği biraz sorgularsak, “Şimdi bu filmde neden böyle şeyler oluyor?” dersek kendimizi işin içinden çıkamayacak durumda bulabiliriz. Zira filmin kendisi de işin içinden çıkamayacak durumda ve bir sürü rüya mı yoksa gerçek mi olduğunu bilmediğimiz anlarla dolu. Negar’ın babasının öbür dünyadan kızının eline bir çek tutuşturması, bir iPhone’da başına gelenleri izletmesi, Negar’ın öldürüldüğü yerde ışıklar içinde babasıyla buluşması gibi durumlar eğer filmi ciddiye alırsanız başınıza iş açabilir. Çünkü yönetmen Javan, tüm bunların neden öyle olduğunu, söz gelimi ölü bir adamın atıyla çıkıp gelmesini, kızına kendi başına gelen olayları birebir yaşatmasını bir mantığa oturtup hangi akla hizmet olduğunu açıklamıyor. Javan, olup biteni rasyonel bir çerçeveye oturtmak yerine, bizden metafizik olaylara inanmamızı bekliyor.   Bir nevi “Sorgulama, olayları takip et,” diyor bize film. Ama bu defa da müsamereden öteye geçemeyen oyuncu performanslarına ya da en basitinden filmin ritminden tamamen alakasız müzik kullanımına kafayı takabiliyoruz. Psikolojik gerilim, aksiyon ve polisiye arasında geniş bir yelpazede dolaşırken yol haritasını kaybeden yönetmen, hayatında ilk kez eline silah aldıktan 20 dakika sonra çatışmaya giren ve takır takır insan öldüren başkarakterine sahiden de inanmamızı bekliyor. İran filmlerinden alışık olduğumuz minimalizm, lirizm gibi kavramlar belli ki Rambod Javan’ın pek ilgisini çekmiyor. Ülkesinde aynı zamanda popüler bir aktör olan Javan, Hollywood esintisi taşıyan popüler bir işe imza atmak istemiş. Ama bunu yaparken bir filmde aksiyon sahnesi nasıl kurgulanır, hareket kayda alınırken kamera nerede durur gibi detaylara hiç kafa yormamış ve aşk, ihanet, entrika ekseninde ayakları yere basmayan bir filme imza atmış. Abbas Kiarostami, Mohsen Makhmalbaf, Jafar Panahi gibi usta yönetmenleri ile sinemanın çehresini değiştiren İran sineması, her sinefilin ilgisini bir noktada çeker. Ama elbette İran’da da her ülkede olduğu gibi tribüne oynayan ve sinemanın temel kurallarını bilmeden türler arasında gezintiye çıkmaya çalışan yönetmenlerin filmleriyle karşılaşabiliyoruz. Nigar da o filmlerden biri. Elindeki tüm malzemeyi çarçur eden bir yönetmenin sinematik açıdan ciddiye alınamayacak bir denemesi.

Yazar Puanı

Puan - 15%

15%

Elbette İran’da da her ülkede olduğu gibi tribüne oynayan ve sinemanın temel kurallarını bilmeden türler arasında gezintiye çıkmaya çalışan yönetmenlerin filmleriyle karşılaşabiliyoruz. Nigar da o filmlerden biri.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
15

Sinemada türleri kolajlamak biraz maharet işi. Bir kere en başta tüm bu türlerin janrlarına hakim olmak, dramatik yapıyı kurgularken dozajı iyi ayarlamak gerekiyor. Ha, kolaj yapmanın amacı eğlenceli ve kendini ciddiye almayan bir film yapmak, işi parodiye dökmek ise o damardan da tadından yenmeyecek işler çıkabilir. Ama hem türleri kolajlıyor, hem işin içine metafizik katıyor hem de kendinizi epey ciddiye alıyorsanız ortaya Nigar gibi amatör bir film çıkabiliyor.

Rambod Javan’ın yönettiği filmde babasının intiharının ardından sarsılan ve henüz bu trajediyi atlatamamışken evsiz kalma tehlikesiyle karşı karşıya kalan Negar ve ailesinin hikâyesini takip ediyoruz. Negar, babasının intiharının ardında başka sebepler olduğunu, hatta bunun intihardan ziyade bir cinayet olduğunu düşünür. Böyle düşünmesinin en önemli sebebi ise rüyalarında ya da rüya atmosferindeki kendi zihinsel/uhrevi hayatında babasının ona sıklıkla görünüp mesajlar vermesidir. Babasının birlikte iş yaptığı Vahid, kendisine yıllardır âşık olan Peyman ve eniştesi Reza, Negar’ın gözündeki ilk şüphelilerdir. Negar, babasının da öteki dünyadan yaptığı yardımlar ile işin aslını öğrenmek için harekete geçer.

Nigar: Türler Arasında Kaybolan Bir Film

Nigar’ı izlerken içeriği biraz sorgularsak, “Şimdi bu filmde neden böyle şeyler oluyor?” dersek kendimizi işin içinden çıkamayacak durumda bulabiliriz. Zira filmin kendisi de işin içinden çıkamayacak durumda ve bir sürü rüya mı yoksa gerçek mi olduğunu bilmediğimiz anlarla dolu. Negar’ın babasının öbür dünyadan kızının eline bir çek tutuşturması, bir iPhone’da başına gelenleri izletmesi, Negar’ın öldürüldüğü yerde ışıklar içinde babasıyla buluşması gibi durumlar eğer filmi ciddiye alırsanız başınıza iş açabilir. Çünkü yönetmen Javan, tüm bunların neden öyle olduğunu, söz gelimi ölü bir adamın atıyla çıkıp gelmesini, kızına kendi başına gelen olayları birebir yaşatmasını bir mantığa oturtup hangi akla hizmet olduğunu açıklamıyor. Javan, olup biteni rasyonel bir çerçeveye oturtmak yerine, bizden metafizik olaylara inanmamızı bekliyor.  

Bir nevi “Sorgulama, olayları takip et,” diyor bize film. Ama bu defa da müsamereden öteye geçemeyen oyuncu performanslarına ya da en basitinden filmin ritminden tamamen alakasız müzik kullanımına kafayı takabiliyoruz. Psikolojik gerilim, aksiyon ve polisiye arasında geniş bir yelpazede dolaşırken yol haritasını kaybeden yönetmen, hayatında ilk kez eline silah aldıktan 20 dakika sonra çatışmaya giren ve takır takır insan öldüren başkarakterine sahiden de inanmamızı bekliyor.

İran filmlerinden alışık olduğumuz minimalizm, lirizm gibi kavramlar belli ki Rambod Javan’ın pek ilgisini çekmiyor. Ülkesinde aynı zamanda popüler bir aktör olan Javan, Hollywood esintisi taşıyan popüler bir işe imza atmak istemiş. Ama bunu yaparken bir filmde aksiyon sahnesi nasıl kurgulanır, hareket kayda alınırken kamera nerede durur gibi detaylara hiç kafa yormamış ve aşk, ihanet, entrika ekseninde ayakları yere basmayan bir filme imza atmış.

Abbas Kiarostami, Mohsen Makhmalbaf, Jafar Panahi gibi usta yönetmenleri ile sinemanın çehresini değiştiren İran sineması, her sinefilin ilgisini bir noktada çeker. Ama elbette İran’da da her ülkede olduğu gibi tribüne oynayan ve sinemanın temel kurallarını bilmeden türler arasında gezintiye çıkmaya çalışan yönetmenlerin filmleriyle karşılaşabiliyoruz. Nigar da o filmlerden biri. Elindeki tüm malzemeyi çarçur eden bir yönetmenin sinematik açıdan ciddiye alınamayacak bir denemesi.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi