!f İstanbul’da Oyun kategorisinde gösterilen Nicole, Uyumuşsun (Tu dors Nicole), yönetmeni Stephane Lafleur’un üçüncü filmi. Nicole, Uyumuşsun içerisinde aşina olduğumuz ve artık tanıdık gelen esintiler barındırsa da kendince özgün bir hava yakalayabilmiş bir film.

Yazın başlamasıyla boşluğa düşen ve bir şekilde yalnız kalan Nicole, uzun yaz günlerini doldurmak için bir şeyler aramaktadır. Ayrıca uyuyamaması da, onun için bu günleri daha da uzun kılmaktadır. Abisi evde albüm kaydı yapmaya başlayınca biraz silkelenir ancak bu yeterli değildir. En yakın arkadaşıyla bir seyahate çıkma planları yaparken, birden planları suya düşer.

Nicole, Uyumuşsun’un son zamanlarda sıkça tanık olduğumuz bir tekniğe sahip olduğunu söyleyerek söze başlayabilirim. Genç bir kızın öyküsünü anlatması gereği, Frances Ha benzetmesi yapmak da bir yere kadar kaçınılmaz oluyor. Genel sinematografisi de bu benzerlikleri birçok açıdan destekler nitelikte. İlk bakışta bu benzerlikler göze çarpsa da, film ilerledikçe kendisi için özgün sayılabilecek bir dünya kuruyor demek de yanlış olmaz. Nicole, Uyumuşsun daha çok odağına zaman kavramını almak istemesiyle bu benzerliklerden sıyrılıyor. Zamanı da Nicole özelinde daraltıyor ve ona özel bir alan yaratmaya çabalıyor. Nicole’un peşinden onu bir gözlemci gibi takip eden kameranın ardından bakarken dünyayı biraz olsun bu alanın içinden görüyoruz. Nicole’un gündüzleri kadar geceleri de uzun. Yaratmaya çalıştığı bu öznel alanı yine kısıtlı bir sosyal çevreyle ve müzikle tamamlamayı isteyen yönetmen Lafleur, bu konuda biraz eksik kalıyor.

Filmin karakterleri oldukça sıradan ve özel olmayan tiplerden oluşuyor. Her gün sokakta karşılaşabileceğimiz liseden yeni mezun olmuş gençler, hayali peşinden koşmak için çabalayan müzisyenler ve kendini arayan insanlar. Belli absürtlüklerle bu sıradanlığı kıran ama çok da dışına çıkmayan bir rutin oluşturuyor kendine yönetmenimiz. Başından itibaren temposunu düşük ve dengeli tuttuğu filminde Lafleur,  Nicole’un üstüne eğilirken karakterini çok fazla deşmiyor. Karakter çözümlemesine girişmeden, bize Nicole’un iç dünyasını aralamaya çalışıyor. Filmin temel sorunlarından bir tanesini de bu üşengeç tavrı oluşturuyor diyebiliriz. Ana karakterine çok özen göstermediğinden onun etrafında kurmaya çalıştığı öznel alan da pek sağlam oturmuyor haliyle. Nicole’un tepkileri ve tavırları ölçülemediği için yer yer havada kalıyor.

Yönetmenin bahsettiğim tercihleri gereği oyunculara biraz fazla iş düşüyor. Başrolde yer alan Claudia-Émilie Beaupré bu rolün altından elinden geldiğince kalkmaya çabalasa da, bir yerden sonra mimiklerine hakimiyetini iyice kaybediyor. Filmin hikayesinin peşinden koşarken duyguları birbirine karışıyor. Sebebinin anlaşılamadığı öfkesini gösterdiği sahne hariç ne hissettiğini tahmin etmek dahi oldukça güç oluyor.

Potansiyeli olan, bir şekilde kendi havasını ve ritmini bulmaya yaklaşan Nicole, Uyumuşsun, bazı noktaları göz ardı ettiği için büyük bir eksikliğin altında eziliyor. Filmin iskeletini tam olarak oluşturmadan zenginleştirmeye çalışan yönetmen Stephane Lafleur bunun birincil sorumlusu elbette. Nicole, Uyumuşsun; izlerken sıkmayan ama salondan çıktıktan sonra ardında pek bir şey bırakmayan ödüllü bir film olarak kalıyor yalnızca.

!f İstanbul'da Oyun kategorisinde gösterilen Nicole, Uyumuşsun (Tu dors Nicole), yönetmeni Stephane Lafleur'un üçüncü filmi. Nicole, Uyumuşsun içerisinde aşina olduğumuz ve artık tanıdık gelen esintiler barındırsa da kendince özgün bir hava yakalayabilmiş bir film. Yazın başlamasıyla boşluğa düşen ve bir şekilde yalnız kalan Nicole, uzun yaz günlerini doldurmak için bir şeyler aramaktadır. Ayrıca uyuyamaması da, onun için bu günleri daha da uzun kılmaktadır. Abisi evde albüm kaydı yapmaya başlayınca biraz silkelenir ancak bu yeterli değildir. En yakın arkadaşıyla bir seyahate çıkma planları yaparken, birden planları suya düşer. Nicole, Uyumuşsun'un son zamanlarda sıkça tanık olduğumuz bir tekniğe sahip olduğunu söyleyerek söze başlayabilirim. Genç bir kızın öyküsünü anlatması gereği, Frances Ha benzetmesi yapmak da bir yere kadar kaçınılmaz oluyor. Genel sinematografisi de bu benzerlikleri birçok açıdan destekler nitelikte. İlk bakışta bu benzerlikler göze çarpsa da, film ilerledikçe kendisi için özgün sayılabilecek bir dünya kuruyor demek de yanlış olmaz. Nicole, Uyumuşsun daha çok odağına zaman kavramını almak istemesiyle bu benzerliklerden sıyrılıyor. Zamanı da Nicole özelinde daraltıyor ve ona özel bir alan yaratmaya çabalıyor. Nicole'un peşinden onu bir gözlemci gibi takip eden kameranın ardından bakarken dünyayı biraz olsun bu alanın içinden görüyoruz. Nicole'un gündüzleri kadar geceleri de uzun. Yaratmaya çalıştığı bu öznel alanı yine kısıtlı bir sosyal çevreyle ve müzikle tamamlamayı isteyen yönetmen Lafleur, bu konuda biraz eksik kalıyor. Filmin karakterleri oldukça sıradan ve özel olmayan tiplerden oluşuyor. Her gün sokakta karşılaşabileceğimiz liseden yeni mezun olmuş gençler, hayali peşinden koşmak için çabalayan müzisyenler ve kendini arayan insanlar. Belli absürtlüklerle bu sıradanlığı kıran ama çok da dışına çıkmayan bir rutin oluşturuyor kendine yönetmenimiz. Başından itibaren temposunu düşük ve dengeli tuttuğu filminde Lafleur,  Nicole'un üstüne eğilirken karakterini çok fazla deşmiyor. Karakter çözümlemesine girişmeden, bize Nicole'un iç dünyasını aralamaya çalışıyor. Filmin temel sorunlarından bir tanesini de bu üşengeç tavrı oluşturuyor diyebiliriz. Ana karakterine çok özen göstermediğinden onun etrafında kurmaya çalıştığı öznel alan da pek sağlam oturmuyor haliyle. Nicole'un tepkileri ve tavırları ölçülemediği için yer yer havada kalıyor. Yönetmenin bahsettiğim tercihleri gereği oyunculara biraz fazla iş düşüyor. Başrolde yer alan Claudia-Émilie Beaupré bu rolün altından elinden geldiğince kalkmaya çabalasa da, bir yerden sonra mimiklerine hakimiyetini iyice kaybediyor. Filmin hikayesinin peşinden koşarken duyguları birbirine karışıyor. Sebebinin anlaşılamadığı öfkesini gösterdiği sahne hariç ne hissettiğini tahmin etmek dahi oldukça güç oluyor. Potansiyeli olan, bir şekilde kendi havasını ve ritmini bulmaya yaklaşan Nicole, Uyumuşsun, bazı noktaları göz ardı ettiği için büyük bir eksikliğin altında eziliyor. Filmin iskeletini tam olarak oluşturmadan zenginleştirmeye çalışan yönetmen Stephane Lafleur bunun birincil sorumlusu elbette. Nicole, Uyumuşsun; izlerken sıkmayan ama salondan çıktıktan sonra ardında pek bir şey bırakmayan ödüllü bir film olarak kalıyor yalnızca.

61

Puan - 61%

61%

Yazar Puanı

Potansiyeli olan, bir şekilde kendi havasını ve ritmini bulmaya yaklaşan Nicole, Uyumuşsun, bazı noktaları göz ardı ettiği için büyük bir eksikliğin altında eziliyor.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
61
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi