Array ( [0] => 9 [1] => 38 [2] => 7467 [3] => 10 [4] => 832 [5] => 11 [6] => 1237 [7] => 1875 [8] => 1125 [9] => 15422 [10] => 12794 [11] => 13 [12] => 708 [13] => 7468 [14] => 14 [15] => 208 [16] => 15421 [17] => 1859 [18] => 15423 ) test Array ( [0] => 11 [1] => 2692 ) test Array ( [0] => Array ( [name] => Dram [link] => http://www.filmloverss.com/kategori/turler/dram/ ) )
Nenette ile Boni
Nénette et Boni
1996 - Claire Denis
103
Fransa
Senaryo Claire Denis, Jean-Pol Fargeau
Oyuncular Grégoire Colin, Alice Houri, Jacques Nolot
Büşra Şavlı
Nénette et Boni, Claire Denis’in filmografisinde nedensizce toz tutmuş olsa da, sinemanın en saf deneyimlerinden birine davet eder izleyicisini.

Nénette et Boni

Trouble Every Day (2001), Beau Travail (1999), 35 Shot of Rum (2008) gibi filmlerinden tanıdığımız, övgüleri ve uluslararası tanınırlığı henüz 1988’de yazıp yönettiği ilk filmi Chocolat ile yakalayabilmeyi başarmış ve aynı zamanda sinema üzerine akademik kariyeri de olan yönetmen ve senarist Claire Denis, çağdaş Fransa sinemasının en önemli isimlerinden biri. Batı Afrika’nın Fransız koloni ülkelerinde yetişen Denis, özellikle postkolonyal konular üzerinde dursa da, filmlerinde insana dair sıkıntılarını yansıtabildiği her konuyu ve filmografisinde koruduğu kişisel çizgisi gereği auteur olarak kabul edilmiş ve her türü denemeye çalışmasıyla da takdir kazanmıştır. Hem küçükken Afrika’da, hem de sonrasında ‘dışarıdan’ gelen biri olarak Fransa’da yaşadığı deneyimlerle ‘yabancılık’ hissinin her türlüsünü yaşayan yönetmenin anlattığı hikayelerinde işlediği temanın bu kadar güçlü olması da yine kişisel deneyimlerinin gerçekçiliğinden kaynaklanır. Filmlerinde, kendine dahi yabancı karakterlerin ‘klasik’ kabul edilene uzak hayatları, mücadeleleri, onların hissettiklerinin bize aktarılışıyla başta gözükebileceğinden daha çok önemini hissettirir ve var oluşun, özellikle de tüm dünyada olan bitene rağmen, ağırlığını hissettirir seyircisinin omzunda.

Denis’in 1994 yapımı U.S. Go Home’a birçok açıdan benzediği için bir nevi temayı devam ettirdiği ikinci filmi olarak görülen Nénette et Boni, ergenliğin sancılarını, bedenin ve cinselliğin keşfini saran erotizm ve romantizmi yine kardeş ilişkileri üzerinden ele alır. Dünyanın, iyi ya da kötü, rüyamsı bir evren olarak algılandığı ergenlikten, aldıkları, almak zorunda bırakıldıkları kararlar vesilesiyle gerçeğin somutluğuna çekilen gençleri başrol olarak alan filmde, yönetmenin yine aynı yabancılık hissi çerçevesinde, yakınlık kurmaya ihtiyaçları olan karakterler üzerinden, hem kişisel hem de çok genel sancıları yansıttığı görülebilir. Denis, henüz ergenliklerinde, saldırgan, hırçın ve bir o kadar kırılganlığını üstünde taşıyan ve parçalanmış bir ailenin dağılan üyeleri olarak pek de yakın olamayan iki kardeşin arasında filizlenen bağı, sadece kana değil, ortak hissiyatların ve ihtiyaçların kuvvetine bağlar. Film, kısa zamanında bu iki kardeşi ‘büyüttüğü’ gibi, klasik büyüme hikayeleri gibi eylemleri ve seçimlerin sonuçlarını vurgulamak ve bu büyümeyi arkada bırakılan, bırakılması gereken bir yol olarak görmek yerine ise, tam da bu hayal ve gerçeklik arasındaki durumu, ergenliğin hayalini gerçekliğin ağırlığıyla birleştirerek bu ilişkiyi başlı başına bir karakter olarak ele alır. Klasik anlatı mantığında ruhunu kaybetmektense, ergenliğin gerçeği kavramayı inkar edişini yüceltircesine detay ve cevaplarla açıklama yapmaktan ziyade hisleri ortaya çıkarmaya yönelik bir anlatım tercih eden Denis, tıpkı etkilendiği Yeni Dalga’nın ilk örneklerinde olduğu gibi daha serbest bir anlatım tarzıyla takip ettiği karakterlerine ve hikayesine belgesel doğasında yaklaşmayı ve gelişim anlatmaktan çok izlenimci bir yoldan öyküsünü aktarmayı seçer. Her ne kadar kurmaca yapısı gereği belgesel olarak görmek mümkün değilse de filmi, karakter ve olaylarını yargıdan bağımsız yansıtan anlatımı ile her zaman üzerine tartışmaların devam edeceği belgesel etiğine çok daha yakıştığını kabul etmek de yanlış olmayacaktır.

Marseille’de annesinin vefatından sonra evinde arkadaşlarıyla beraber yaşayıp pizza karavanıyla geçimini sağlayan Boni (Grégoire Colin), evde tavşanı besleyen ama çatısında da kedi istemeyen, mahalledeki Amerikan fırıncının (Vincent Gallo) eşi (Valeria Bruni Tedeschi) için cinsel fantezileri olan, sert olduğu kadar romantik 19 yaşında kendi halinde bir gençtir. 15 yaşındaki kız kardeşi Nénette’in (Alice Houri) gittiği otoriter yatılı okuldan kaçarak Boni’nin yanına gelişiyle şekillenen öyküde, başta onu yanında istemeyen Boni’ye aynı vurdumduymazlıkla karşılık veren Nénette, kürtaj olma ihtimalini aşan bir hamilelik evresinde olması nedeniyle sansını biraz daha zorlar. Genç kız çözüm olarak anonim bir doğumla evlatlık vermeyi düşünürken, Boni bu duruma da sıcak bakmaz. Bir yandan da onu geri götürmek için gelen babası (Jacques Nolot) ve onun babası olarak dahi görmeyen Boni’nin yüzleşmesi ile ailevi problemler su yüzüne çıkarken, yükün altında kendini çaresiz hisseden Nénette sağlıksız bir çocuk düşürme denemesine girişir. Kardeşini kurtaran Boni, zamanla gerçeklik algısını yeniden şekillendirerek yavaşça fikrine alıştığı bebeğe yönelik daha korumacı bir tutum sergiler ve doğumun ardından evlatlık ailesine verilmeden kaçırdığı bebeğe evde bakmaya başlar.

Nénette et Boni: Rüya ve Gerçek Arasında Kişisel Deneyimler

Havuzda sırt üstü yatarken görürüz ilk Nénette’i. Bir daha hiç bu kadar mutlu, gülerken, huzurlu görmeyeceğimiz genç kızı arınma halinden ayıran gerçek dışı ses otoriter öğretmeninden gelir ve düş dünyasından gerçekliğe doğru hızla çeker onu. Boni’yi ise Marseille sokaklarında tur atan arabada mutlu giderken izleriz. Defterine ‘bir pısırığın itirafları’ adı altında yazdığı cinsel fantezilerini ve onların altından kendini hissettiren ailesel sorunlarını okurken bir anda havalı tüfeğini kaptığı gibi cama gider ve damdaki kediyi vurmaya çalışır, çünkü bahçesine ‘sıçmasından’ hoşlanmıyordur. Bunun ardından gelen kameraya mahcup bakış ise Boni ile henüz ilk dakikalardan bağ kurmamızı sağlar, agresif ve eril cinsel fantezilerine rağmen. Çünkü, kendi evinde yabancı olmamak için uğraşmasına rağmen yabancı hissetmekten geri duramayan, bu öfkesini diğer yabancılardan çıkaran bu genç, onu izleyenlerden de o kadar yabancı değildir, herkes kadar agresif, herkes kadar duygusaldır. Aksine onun mahcubiyetini kucaklayamamamız kendimize olan yabancılığımızın bir göstergesi olabilir ancak. İlk başta misafirlerden hoşlanmayan Boni’nin kardeşiyle kurduğu agresif ilişkinin yer yer yumuşak ve duygu yüklü bir hal alışı da ergenlik ve büyüme sancılarının acılarını, emosyonel dalgalanmaların tekinsizliğini yeniden hissettirir bize. Tavşanını arzu nesnesi ile bir görebilen bir ergenin en sonunda bir bebeğe nasıl yaklaştığını görüp kabulleniriz bu sonradan adı konulmuş zıtlığı. Aslında, özdeşleşmesi ne kadar zor gözükse de, aksine en kolay karakterlerin hepimizin yaşadığı ve – bunu kutsayamayacakların dışında – nostalji ile andığımız ergenliğin arada kalmışlığından doğan kaosu en saf haliye aktaran anti kahraman gençler olduğunu inkar edebilir miyiz?

Boni gerçeklikten olabildiğince kopuk, fantezilerinde yaşamaktadır. Nénette’in minik karnında taşıdığı, doğmak üzere olan bebek ise onun bu hayal dünyasındaki en büyük kırılma noktasıdır vw onun fantezi evreninin gerçek dışılığına bir tehdit oluşturduğu kadar, o eksik olan gerçekliği de doldurma görevi görerek bir davet niteliğindedir. Boni’nin başta evinde bile istemediği Nénette’in doğuma dair yaklaşımları tıpkı diğer karşılaşma anlarında olduğu gibi hayal ve gerçeklik dengesi açısından değişime uğrar. Hamileliğin evreleri ve bebeğin doğumu sürecinde bir araya gelip bireysel hayal dünyalarından kopuşları ile planladıklarından çok daha hızlı büyümek zorunda kalan Nénette ile Boni, dürtüsellikten toplumsal yaşamın sorumluluk ‘gerektiren’ dünyasına çekilirler, ama bu durumu dahi kendilerine özgü, pek de konvansiyonel sayılmayacak bir şekilde kotarırlar. Hala anlaşamazlar sanki ‘gerekliliklerle’ ama zaten kim zorundadır ki? Varlıklı babayı reddedişteki başkaldırı da onların en önemli seçimlerindendir ve babanın beraberinde getirdiği karanlıktan azat olmuşlardır sanki Denis’in anlatımı çerçevesinde. Ama bunu bir büyüme hikayesi yapan asıl etmen, sadece hayal dünyasına kapalı kalmayıp bir bir kucaklarına düşmeye başlayan, öncesinde hep konuşulmadan örtülen gerçeklerle karşı karşıya kalmaları, yüzleşmeleridir. Nénette için belki biraz daha erken ve taze olsa da her şey, Boni’nin babası, fantezilerinin arzu nesnesi ve bebekle karşı karşıya geldi anlar Boni’nin kendi karakterini oturtacak şekilde rüya ve gerçek arasında kurduğu öznel dengeyi kuran yapı taşları gibidir.

Nénette et Boni’yi özel kılan ise özellikle karakterlerin ve olayların şiirsel anlatış biçimi, Claire Denis’i auteur kılan etmenlerdir. Hikaye, klasik anlatının ilerlemeci ve mantığa dayanan yapısı gözetilmeksizin birçok farklı gözden ve histen, zıtlıkları vererek ortaklıkları araştıran bir biçimde anlatılır. Zaten tanıdıklık hissetmekten geri duramadığımız karakterleri, bize o dönemi hatırlatacak şekilde yansıtır Denis. Yakın plan çekimlerle desteklenen bütüne değil parçaya odaklanan anlatım hissiyatı güçlendirir ve o anda orada olan karakterler, gerçeklikten kopuk ya da bir, kendi kişisel algılarıyla zaman ve mekanı yeniden yaratarak bu kişisel deneyimi kutsar. Hikayenin suskunluğu da bu açıdan senaryonun bir eksisi olarak değil, aksine cevap değil duygu vermek isteyen Nénette et Boni’nin en büyük artısı olarak görülmelidir. Aslında ne benim bile izlerken biraz da olsun takıldığım arkadaşların fazla sığ ve kenarda kalması ne de babayla yüzleşmenin tam bir sona ulaşamaması filmin boşlukları olarak nitelendirilmemelidir, çünkü Boni kadar hayal dünyasına dalmak, Nénette kadar gözlerimizi kulaklarımızı kapatmak istediğimizde aslında eksiklerin filmde olmadığını anlamak çok kolaydır. Yönetmen ve senarist Denis, eş senarist Jean-Pol Fargeau ve sinematograf Agnes Godard’ın karakterlere ve hikayeye yaklaşımı, filmi düşününce özellikle önem kazanır. Çünkü seçimler, kardeşlerin arasındaki iletişim kopuklukları, cinsel fanteziler, eril söylemler, hamilelik, kürtaj ya da anonim doğum gibi bazısı tabu olan konular, filmin hiçbir elementi tarafından yargılanarak önümüze servis edilmez ve aksine sadece gösterilirip hissettirilir. ‘Alışılmış’ sinema deneyiminden yola çıkıldığında ‘hiçbir şey söylemiyormuş gibi duran’ Nénette et Boni, aslında kalpte, midede, derinin en dibinde kendini hissettirir ve Tindersticks’in hazırladığı film müzikleri de bu gerçek dışı anlatımla sürekli değişen hislerin bir sebebi olarak gençliğin dalgalı halet-i ruhiyesinin geçirilmesinde önemli bir yerdedir. Belki olay örgüsü açısından en alakasız duracak fakat kesinlikle filmin en hisli sahnelerinden biri fırıncı kadın ile eşinin ilk tanışma anlarının ‘Tiny Tears’ şarkısı ile verilişi iken, Boni’nin erotik fantezilerinin nesneler üzerinden anlatımı da seyircide etki yaratan önemli sahneler olarak karşımıza çıkar. Mavinin özellikle ön planda yer aldığı renk paleti, karakterleri çevreleyen mekanlar, bedene odaklanan göz, gecenin ışık dolu karanlığı, hem çok gerçekçi hem de çok rüyamsı bir etki yaratır ve bu iki ‘zıt’ hissin birleşmesiyle gerçekten empati kurabilmemiz sağlanır. Öte yandan Denis’in, henüz filmin ilk sahnesinde gösterdiği ve ara ara ayrıntılarda karşımıza çıkan göçmenler ile yabancılık hissinin herkes ve her yer üzerinden verilişi ve başta Boni olmak üzere sorunlu eril nidalar üzerinden toplumsal cinsiyet üzerine alt metinde karşımıza çıkan ayrıntılar da filmin çok boyutluluğunun göstergeleridir. Son sahnede Boni kucağında bebeği severken Nénette’in salıncakta sönmüş sigaradan tekrar duman alışı bu büyüme hikayesinin nasıl da klasik olmadığını son kez hatırlatır bize ve gerek karakterlere ve hikayeye gerekse de müziğinden sinematografisine filmin her açıdan formuna yönelik büyük hisler uyandırarak son bulur.

Nénette et Boni, Claire Denis’in filmografisinde nedensizce toz tutmuş olsa da, kardeşlik üzerinden işlemekten çekinmediği ergenliğin, insanın, hayatın, erotizm yüklü, acı dolu, şiirsel, korkutucu, karmakarışık yapısını kolektif sancımız olan yabancılık hissine bulayıp vererek sinemanın en saf deneyimlerinden birine davet eder izleyicisini.



MAİLİNİZ VAR
Sinema dünyasından son haberlere herkesten önce
ulaşmak için mail listemize üye olabilirsiniz.
Üye Ol