Neden filmler hakkında yazmalıyızın cevabı, neden filmler hakkında okumalıyızla aynı aslında. İzlerken farkına varamadığımız, gözümüzden geçip, beynimize ulaşan o süreçte değişen sahnenin, kavrayışımızda yarattığı anlık duygu dalgasını daha iyi sindirmek için yazmalı ve okumalıyız…

Film izlemek insanın kendini tanıma süreci için çok önemlidir. Hangi filmleri sevdiğiniz, hangi türlerden hoşlandığınız veya hangi yönetmenin filmlerini kaçırmadığınız sizin nasıl bir insan olduğunuza dair büyük ipuçları verir. Sadece kişisel evreninizi değil daha geniş perspektifte dünya ile ilgili de bilgi birikiminize katkıda bulunur.

18. yüzyıl İngiltere’sini düşündüğümüzde dönemin popüler kitaplarının Sherlock Holmes gibi çoğunlukla dedektiflik ve doğaüstü olayların açıklanması üzerine olduğunu görmek bizi çok şaşırtmamalı. Mantık çağı (Age of Reason) için başka bir türün yükselişi beklenemezdi. Başlangıçta aynı şeyi sinema için de söyleyebiliriz. İnsanların henüz tanıştığı bir faaliyet olan sinemada, yapılan ilk çekimlerin günlük hayattaki anlardan oluşması gibi… Tren sahnesinde izleyicilerin koltukların altına saklanması unutulmaz efsanelerdendir şüphesiz. Tabii ki zamanla teknolojinin gelişmesiyle artan imkanlar hem duyguları ve insanın zihinsel durumunu yansıtacak sahnelerin kullanımına olanak sağladı, hem de farklı türlerin çoğalmasının önünü açmış oldu. Romantik komedileri izlerken hayatımızdaki ikili ilişkileri, gerilimleri izlerken olası tehlikeleri ya da bilinçaltımızda yatan korkuları düşündüğümüz bir gerçektir. 

İzlediğiniz filmin vermek istediği bir mesajı vardır, izleyiciye ulaşması, onu içine çekmesi istenen bir mesaj.  Her film ya da her yönetmen bu konuda yeterince başarılı olabiliyor mu, tartışma konusudur ama film bittikten sonra oluşan beğeni bunun en önemli göstergesidir. Bir sanat dalı olarak değerlendirildiğinde sinema çok daha toplumsal bir değer olarak görülür. Bence bu yargıyı da en iyi Alman sanat tarihçisi Erwin Panofsky’nin şu sözleri açıklıyor: ” Eğer bütün ciddi şairler, besteciler, ressamlar ve heykeltıraşlar yasa zoruyla etkinliklerinden alıkonulsaydı, toplumun çok dar bir kesimi bunun farkına varacak ve daha da küçük bir kesimi ise bundan rahatsızlık duyacaktı. Eğer aynı şey filmlerin başına gelseydi, toplumsal sonuçları çok daha korkunç olurdu. “

Fakat ne yazık ki filmler üzerine düşünmek genellikle, Türk toplumu olarak pek adetimiz değildir. Yazmak ve okumak kısımlarına ise hiç girmemeyi tercih ederim. Oysa ki bir filmi izlemeden önce yönetmeni, konusu üzerine okunacak bir iki satır filme dair bakış açımızı değiştirmek için önemli bir adım olacaktır. Hayatta hiçbirşeyin boş yere yapılmaması kişisel olarak çok önem verdiğim bir durumdur. Bu durum da, yapılacak aktivitelerin zaman kaybına yol açmaması için bazı önlemler almayı gerektirir. Filmler hakkında okumalar da bu önlemlerden biridir.

Sinema aslında kitaplardan daha önemli bir ufuk açıcıdır. Bir filolog olarak kitapların varlığı benim için kişisel olarak hepsinden daha değerli olmasına rağmen, toplumsal dengeler açısından sinemanın önemini asla bununla bir tutamam. Sinemaya baktığımızda farklı dünyalara ait insanların (hem duygusal hem de fiziksel olarak) bir araya geldiği bir mecra olduğunu anlamak çok zor değil. Zenne’yle tanıştığımız hayatlar da gerçek, Babamın Sesi’nden tanıdığımız Base de… Tüm bunlar algılarımızın açılarak daha güçlü olmasını sağlıyor farkında olmadan. Kişisel olarak politik, sosyokültürel bakış açılarımıza katkıda bulunuyor. İşte bu noktada da film okumanın önemi sizi bir adım daha öne geçirecek etken oluyor. Yorum yeteneğinin gelişmesi, çıkarımların farklı kombinasyonlara bürünmesi işte tam da burada başlıyor.

2012’de filmler hakkında okumadıysanız, araştırmadıysanız geç kalmış sayılmazsınız. 2013’te çok güzel bir yıl bizi bekliyor. Adını duyduğumuz ya da duymadığımız, henüz senaryoları bile yazılmamış nice güzel filmler izleyeceğiz. Önerim kendi izleneceklerinizi oluşturmanız. Sonrasında bu filmlere dair birkaç detay öğrenmeniz; izledikten sonra da üzerine düşünüp size hissettirdikleri konusunda iki cümle yazmanız. Bu cümleler sayesinde hem filme dair hatırlanabilirlikleriniz artacak hem de yarattığı duyguyu asla unutmayacaksınız.

 2013’ün bolca film dolu güzel bir yıl olması dileğiyle…

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi