Elimizde kitaplar, sırtımızda çantalar koyulduk Gezi yoluna.  Biz kitap okuyacaktık çimenlerin üzerinde, böylece dozerler de giremeyecekti yıkım için Gezi Parkı’na. Emek Sineması’nı koruyamadık belki ama koruyacaktık bundan böyle elimizde ne kaldıysa. Her şey bu kadar basitti…

Filmloverss yazarları olarak bundan böyle her hafta sonu sizlere bir yazarımızın kaleminden gündemle ilgili fikirlerimizi aktarmak için “Not Defteri” isimli bir köşe açmaya karar verdik. Ülkemizin içinde bulunduğu durum sebebiyle kağıdı kalemi bırakıp meydanlara koşunca köşemizi de geçen hafta ertelemek zorunda kalmıştık.

Aslında yazacak, konuşacak, tartışacak öyle çok şey var ki… Haykırmak istediğim… Tüm bu olanlarla ilgili peşinde koştuğum, arkasında durduğum ideallerin neden doğru olduğunu anlatmak istiyorum uzun uzadıya…

Medyayı konuşmak istiyorum. Penguenleri anlatmak istiyorum…

Emek’i konuşmak istiyorum. Hayatında kaç kez Emek’te film izledin ki, daha önce Gezi’de kitap mı okudun diyenlere cevap vermek istiyorum. Emek’i kaybettik derken gözlerim doluyor diyemiyorum ama Gezi’yi kaybetmeyeceğiz demek istiyorum.

Kısacası içimdeki her şeyi kusmak istiyorum…

Ama bugün için yaklaşık 1 sene öncesine dönmek ve bugünkü Not Defteri’ni, Demet Başpınar’ın bir sene öncesinde nerede olduğumuzu, nereye gittiğimizi anlatan yazısını paylaşarak doldurmak istiyorum.

Emek

02/03/2012

Bak Beyim, Otur da Sana Biraz Ahkam Keseyim

“Bir tepki yazımda daha birlikteyiz sevgili okur. Bugün Emek Sineması geldi birden aklıma, akıbetini merak ettim ve araştırdım. Mayıs ayında mahkeme, yıkımı öngören proje hakkında yürütmeyi durduma kararı verdi.  İKSV Emek Sineması  ve Serkldoryan binasını kurtarabilmek adına projeyi üstlenmek isteyeceğini açıkladı ancak inşaat firması karşı çıktı, çeşitli argümanlarla kafa karıştırmaya çalıştı. Son durumdan bir haber yok, ancak Şubat başlarında İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı ile yapılan bir röportajdan Emek için bir öneride bulunduklarını ve sonucu beklediklerini öğrendik. Ben şahsen bir oh çektim. Yine yıllar yıllardır süren AKM kavgası, geçtiğimiz günlerde Sabancı Vakfı’nın 30 milyon TL’lik bir kaynak yaratacağını açıklamasıyla sona ermiş oldu. Bir kale daha kurtarıldı.

Tabi bu konular kapanacak gibi olunca kafamız boş kalmasın diye düşünmüş olmalılar ki, 1-2 yıl önce “yanan” Haydarpaşa binası bu yılın başında hemen kapatıldı. “Otel mi” olacak? diye sorulduğunda ise “seçilecek projeye bağlı” dediler. Proje seçmeden neden kapattın o zaman?  Çünkü hızlı tren yapacağız, rayları düzleyeceğiz. E daha önce açsaydın proje ihalesini? 

İnönü Stadı yenilenecek. Malum hazır el değmişken bir otel bir de alışveriş merkezi konduruverelim. Malumunuz az AVM’miz var, çoğaltalım. Neyse ki geçtiğimiz günlerde projeden otel ve alışveriş merkezi çıkarıldı. 

Durmuyoruz. Tarlabaşı yenileniyor. Zaten 1984’te bir çamur deryasıyla, işkence gibi süren iki yılda yıkmıştınız? İnanmadın mı? Al bak, operasyon Dalan, kalmasın yıkılmadık alan:

Biz de yönetimimiz olarak İstanbul’un en önemli semtinde iz bırakmak isteriz. “Tarlabaşı Champs-Elysees olacak.” Vay bana vaylar bana. Şanzelize he mi? O la la beatris.. Kendi tarihimizi yıkalım da Fransızlarınkini alalım. 

Bitmedi! Tarlabaşı yenilemesi alana Taksim Yayalaştırma Projesi bizden hediye. Alttan alttan gitcek her şey, arabalar falan. Yolumuza ağaç çıkarsa kesiyoruz yalnız, darılmaca yok. Böyle açık, ferah, havadar.. Dümdüz beton dökcez ne de güzel, temiz temiz.

Eskiyi bir tek ben mi seviyorum? Korkuyorum okur, yakında çekmeceme de gelecekler, eski kalemleri, sinema biletlerimi, fotoğraflarımı alacaklar diye. Sonra da çekmecemi geri verecekler, “tarihi dokuyu koruduk” diyecekler. İçindekini zerre önemsemeyecekler. Ne de olsa sana göre çöp, onlara göre çikolata. Haha değil değil, onlara göre de çöp. Bir tek bana göre tarih, benim hatıralarım, benim yaşantım. 

Hal böyleyken, İstanbul’un elinden hatıralarını neden alıyoruz? Neden kapandı Emek, neden kapandı Alkazar? Neden her yıl Beyoğlu Sineması kapanma tehlikesi yaşıyor? 

Bak beyim, sana iki çift lafım var. Koskocaman alışveriş merkezlerin var, gölgesi gecekondulara düşen gökdelenlerin var, her şeyin var. Sana diyecek laf bulamıyorum aslında aslında.. Ama ne olur, dokunma artık sinemalarıma, dokunma tarihime, dokunma İstanbul’a.”

 Demet Başpınar

Yazıyı kendi sayfasında okumak için: Bak Beyim, Otur da Sana Biraz Ahkam Keseyim

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi