Bilim Kurgu Sineması 1900-1970 kitabının yazarı N.Berk Çoker’le bilim kurgu sineması üstüne keyifli bir röportaj yaptık.

Bilim kurgu, olanaksızın mümkün kılındığı bir bütünlükler silsilesidir.

Bilim Kurgu Sineması 1900-1970 kitabınız Seyyah Kitap etiketiyle yakın zamanda yayınlandı. Bu çalışma sizin ilk kitabınız. Bize biraz kendinizden bahseder misiniz? 

Bilgi Üniversitesi’nde İletişim okudum, ardından da yüksek lisansımı Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi üzerine yaptım. Fransa’da Lille Yüksek Gazetecilik Üniversitesi’de eğitim gördüm. Yaklaşık 7 seneyi aşkın bir süre Avrupa’nın farklı başkentlerinde yaşadım ve şu zamana kadar 60’a yakın ülkeye gitme ve bu ülkelerin sosyo-kültürel altyapılarını inceleme şansı buldum. Küçük yaştan beri bir sinefilim ve 16 yaşımdan beri seyrettiğim her filmin ismini, “zihin fakültesi” adı altında kurduğum dosyama ekliyorum. Özellikle Latin Amerika’nın benim hayatımda yeri bambaşka. Edebiyatını, sinemasını ve siyasetini yakından izliyor ve elimden geldikçe yolculuk ediyorum. Özellikle Latin Amerikalı yönetmenleri mercek altında tutuyorum, çünkü son on sene içerisinde birçok başyapıta imza attılar ve üretmeye de devam ediyorlar. Orta okul yıllarından beri bilim kurgu edebiyatına karşı ciddi bir ilgim var; Verne, Asimov, Heinlein, Clarke, Wells, Lem, Orwell, Bradbury ve Huxley favori yazarlarım, çağdaşlarını da takip ediyorum. Şu anda İNGEV’de (İnsani Gelişme Vakfı) Danışma Kurulu üyesi ve Proje Direktörü olarak görev yapmaktayım, ayrıca techandle.com ve l1ucgen.com adlı iki websitenin de editörlüğünü yürütüyorum.

Sinemayla ve özelde bilim kurgu sinemasıyla yakın ilişki kurmanız nasıl gelişti?

Sinemayla ve özelde bilim kurgu sineması ile ilk temasım 1984 senesinde E.T. filmi ile başladı. Dayım Ümit Gürkan, Mimar Sinan Üniversitesi Sinema ve Televizyon Enstitüsü’nde arşivlerden sorumluydu. 1982 yılında çıkan E.T. filmi ülkemize biraz rötarlı gelmişti, o zaman her yabancı film ya da müzik albümünün yaşadığı sürece benzer bir şekilde. Dayım da birgün beni enstitüye götürmüş ve büyük bir odada o zamanın büyük makaralı makinelerinden bana E.T.’yi seyrettirmişti, büyülenmiştim. Yani benim de kendime ait bir “Cinema Paradiso” hikâyem var anlayacağınız (Gülüşmeler) E.T. filmi sonrası sinema ve bilim kurgu hayatımdan hiç çıkmayacaktı.

Berk 2 - Cambridge Yolunda

Kitabınızda bilim kurgu sinemasını belli zaman aralıklarıyla bölümlemişsiniz. Bölümlemeyi neye göre yaptınız? Hangi dönemlerde bilim kurgu şekil değiştirmeye başlıyor sizce?

Kitabı üçe böldüm. 1900-1970 tarihleri arasında göz önünde bulundurmamız gereken ve birbirinden ayrışan tarihi evreler karşımıza çıkıyor. Bunlardan ilki 1900-1929 arası yaşanan imparatorlukların yıkıldığı yerine ulus-devletlerin kurulduğu sinemada “sessiz film” olarak kabul edilen dönem; ikincisi 20. yüzyılın en büyük küresel krizlerinden 1930’da sona eren “Büyük Buhran”ı başlangıç olarak gösterebileceğimiz, İkinci Dünya Savaşı’nın sonu ve sonraki beş yıl yani 1950’ye kadarki süreci kapsayan, “Amerika Yüksek Zamanları” dönemi ve son olarak dünyanın iki süper gücü ABD ve SSCB’nin uzay araştırmalarnın ve yarışının zirve yaptığı 20 yıl, 1950-70 arası döem. Bölümlemeler, sinemanın insan hayatına girmesi ile başlayan süreçte yaşanan politik ve sosyolojik değişimler göz önünde bulundurularak yapıldı diyebiliriz kısa. Bence bilim kurgu her dönemde şekil değiştiren, dönüşen ve evrilen bir yapıya sahip, onun için her dönem kendi içinde farklı dinamikler taşıdığı gibi, hiçbir gelecek yirmi sene bir önceki yirmi senenin dürtüsü ile hareket etmiyor, sadece dersler çıkarıyordu diyebiliriz.

1970 sonrası bilim kurgu sinemasının Elmas Çağı

Bilim kurgu kavramını tanımlamanızı isteye bilir miyim? Bilme merakı mı? Gelecek derdi mi? İnsanları bu türe yönelten etmenler neler olabilir?

Bilim kurgu, olanaksızın mümkün kılındığı bir bütünlükler silsilesi. Geçmişte ve günümüzde çekilen bütün bilimkurgu filmlerine ve edebiyat eserlerine baktığımızda her biri birer akademik çalışma. Roket bilimi, laboratuvar çalışmaları, uzay araştırmaları, fizik kuramları ve bu dünyadan olmayanların irdelendiği başyapıtlar. Deli bir profesörün deneyi, hafif bir bilim merakı ya da bu gezegenin ötesinde ne var sorusuna kısıtlı cevaplar aramaya çalışan basit bir döngü değil. İnsanoğlunun teknolojik hikâyesi, bilim kurgu sineması ile doğrudan ilişkili. Miladı 1900 olarak kabul edersek, son 116 senede yaşanan bilgi ve uygulayımsal devrim, akıllara zarar. Bundan dolayı insanları bu türe yönelten bir etmen yok, insanlar bu türe doğal yollarla itildiler diyebiliriz.

Kitabınızda Hollywood sinemasının dışında kalan alternatif ülke sinemalarından filmleri de değerlendirdiğini görüyorum. Kaç ülkeyi inceleme fırsatınız oldu?

Bu kitabı yazarken en önem verdiğim konu, Amerika-egemen bilim kurgu sinemasından bağımsız diğer ülke sinemalarını da önceleyen bir çalışma yaratmaktı. Bu sayede, kitap yazarken harika bir yolculuğa çıkma fırsatı buldum. Amerika dışında 8 farklı ülkeyi inceledim. Fransa, Almanya, Danimarka, İtalya, Rusya, İngiltere, Çekoslovakya ve Japonya gibi ülkelerden özgün filmleri, filmlerin yönetmenlerini dönem özelliklerini gözeterek araştırma şansım oldu.

Bu araştırmalarınız neticesinde Sizi en çok etkileyen ülke sineması hangisi oldu?

Araştırmalarım neticesinde her ülke sineması beni çok etkiledi. Kitapta 30’a yakın filmin analizi var ve her biri ülkesine en güzel şekilde temsil etmiş ve bilim kurgu sinefilleri içinde temsil etmeye devam ediyor. Filmlerin çoğu bilim kurgu edebiyat eserlerinden beyaz perdeye uyarlanmış çalışmalar fakat içlerinde özgün senaryolar da mevcut tabii ki. Fritz Lang’in Metropolis, Melies’nin Aya Yolculuk, Protazonov’un Aelita, Kubrick’in 2001: Bir Uzay Destanı ve Truffaut’nun Fahrenheit 451 filmleri benim gözümde ayrı bir yerde. Unutmayalım, bilim kurgu sinemasını okuyabilmek için, edebiyatını da eşelemek ve satır aralarını anlamak çok önemli.

Kitabınız iki kitaplık serinin ilk kitabı. 1970 sonrası bilim kurgu sineması için neler söylemek istersiniz?

Evet, bir sonraki kitabım “Bilim Kurgu Sineması: 1970-2016” için çalışmalarım devam ediyor. Bu da bizlere bir nebze bilim kurgu sinemasının yaşadığı 114 yıllık yolculuğa dair fikir verecek. Bence bilim kurgu sineması, insanoğlunun geleceğini anlamamız için ciddi mesajlar taşıyor. Bu arada unutmadan belirteyim, her geçen sene bir gerçek daha da kendini göstermeye başlıyor, o da bilim kurgu film projelerine verilen bütçelerdeki çılgın büyümeler. Bir dönemler sinemanın saygı görmeyen alt kategorisi artık Venüs kadar parlak bir yıldız. Özellikle sorunuzla da ilişkili olarak cevaplayayım, 1970 sonrası bilim kurgu sinemasının Elmas Çağı ve bundan sonra dünya sinemasını yönlendirecek bir güce sahip. Solaris, Brazil, Moon, 12 Maymun, Star Wars, Mad Max, Blade Runner, Alien, Contact, Terminator, Matrix, Interstellar, Ex-Machina hep bu dönemin yansımaları. Gelecek yıllarda da destansı bilim kurgu filmleri izlemek dileği ile…

Teşekkür ederiz.     

Ben teşekkür ederim. Filmloverss.com ilgiyle takip ettiğim bir sinema sitesi. Çalışmalarınızda kolaylıklar dilerim.

bilim-kurgu-filmloverss
Bilim Kurgu Sineması: 1900 – 1970 kitabı hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi