Gerilim ile şiddeti sanatla buluşturan iki başarılı yapım; Black Swan ve Whiplash arasındaki şaşırtıcı benzerliklere ve müzikle dansın kesiştiği muazzam sahnelere yer veren etkileyici bir video!

Edgar Allen Poe ‘William Wilson’ adlı öyküsüne şöyle başlar; “Hiçbir insan daha önce şeytana uymaya bu kadar zorlanmadı.” Poe, hikayesinde William’ın kendisine çok benzeyen biriyle karşılaşmasını ve onunla derinlemesine bir rekabete girişmesini anlatır. Yavaş yavaş karanlık tarafa doğru geçen William’ı ele alırken, Poe bize hırsın, rekabetin nasıl insanın içinde bastırılmış olan kötülüğü yüzeye çıkarabileceğini gösterir. Black Swan’ı ve ardından Whiplash’ı izlediğimde, her ikisinin de sonunda aklıma gelen öykü olmuştu William Wilson; insanın diğerlerine gösterdiği yanıyla bir sır perdesi gibi sakladığı diğer yanının kavgasını, güç arzusunu, beğenilme tutkusunu ve hırsını…

Fernando Andres isimli bir vimeo kullanıcısı Black Swan ve Whiplash arasında kurulan bağları ve şaşırtıcı benzerlikleri; oldukça etkileyici bir videoyla bizlere sunuyor!

“There are no two words in the English language more harmful than ‘good job’.”

Vasatın kabul görmediği, gerçek başarının ise hiçbir zaman tam olarak yaşanmayacağını hissettiren; müziğin hırsla yüzleşmiş, şiddete bulanmış yüzünü bize gösteren Whiplash’a doğru bir yolculuğa çıkalım. Yönetmen koltuğunda Damien Chazelle’nin oturduğu ve kendi anılarından yola çıkarak senaryosunu kaleme aldığı 2014 yapımı Whiplash, üç dalda Oscar’ı kucaklamasının yanında izleyicilerin de beğenisini toplamıştı. Çocukluğundan beri tek hayali, idolü olan jazz bateristi Buddy Rich gibi olmak isteyen Andrew Neiman’ın New York’ta ünlü Shaffer Konservatuar’ına gelmesiyle başlıyor her şey. Öğrencilerine oldukça sert davranan, faşizm sınırlarında bir hoca profili çizen Fletcher’ın Andrew’i kendi grubuna almasıyla ise; film müziğin ilham verici, mutlu atmosferinden yavaş yavaş gerilimin kucağına ani atlayışını gerçekleştiriyor. Gerilimin artmasıyla tempoyu hissettiğimiz, adeta bagetlerin ritmine uygun bir şekilde oturduğumuz yerde hareketlenmeye başladığımız sırada Andrew’in yavaş yavaş karakter değişimi yaşadığına şahit oluruz. Sırf Fletcher’ı etkilemek uğruna sevgilisinden ayrılan, hayatından ödünler vererek elleri kanayana kadar prova yapan Andrew; artık hırs kuyusunun dibindedir. Hırsın acı veren yüzü de çok geçmeden kendisini göstermeye başlar; tek yakını olan babasından da yavaş yavaş uzaklaşan Andrew karanlık tarafa geçmiştir!

Hırsın ve Mükemmeliyetçiliğin Gölgesinde Kalmış Yalnız Hayatlar: Nina ile Andrew

whiplash-filmloverss

-karanlık taraf- kavramıyla karşılaştığımızda akla gelen ilk filmlerden biri de şüphesiz ki Natalie Portman’ın muhteşem performansıyla devleştiği Black Swan! Darren Aronofsky’in yönettiği 2010 yapımı Black Swan; tıpkı Whiplash’ta bahsettiğimiz kavramlar üzerinden sanatın diğer yüzünü tanımlar. Müzikten çok fazla uzaklaşmadan; dansa doğru kafamızı çevirirsek aslında aynı durumlarla karşılaştığımızı hatırlarız. Zarif, masum ve saf beyaz kuğu ile şehvetin ve bilinmezliğin temsilcisi siyah kuğunun bir bedende buluşmasını izlediğimiz Black Swan; Portman’ın canlandırdığı Nina karakteriyle kendisine bir kimlik bulur. Rakibiyle karşılaştığı andan sonra yavaş yavaş ‘beyaz kuğu’ gibi tanımlanan karakterinden uzaklaşan Nina; hırsın ve rekabetin gücüyle karanlık tarafın yolunu tutar. Andrew’in karakter değişiminde yaşadığı süreçlerin benzerleriyle yüzleşen Nina’nın annesiyle ilişkisinden tut da bale hocasıyla arasında yaşanan gerilimli sekanslara kadar birçok yönden benzerlik taşır. Güçlü saplantılar içinde olan ve karanlık bir çukura doğru düştüğünün dahi farkına varmayan Nina, hayatının en iyi performansını sergilemek adına mükemmelin peşinde koşmakta; koştukça da daha fazla tökezlemektedir…

“I was perfect!”

black-swan-filmloverss

Etkileyici Bir Video: Black Swan ve Whiplash Benzerlikleri!

Birçok yönden benzerlik taşıyan bu iki film, Nina ve Andrew’in güçlü hırslarının gölgesinde yitirdikleri hayatlarını, kaybettiklerini, acılarını resmeder. Her ikisi de hayatlarının performansını sergilemek uğruna, her şeyi tek bir kalemde silmişlerdir; kendilerini bile… Black Swan’da kameranın odaklandığı nokta Nina’nın acıdan yara bere içinde kalan ayaklarıyken; Whiplash’ta Andrew’in bagetlerin paramparça ettiği elleridir.  Başarının gücü getirdiğine inanmak ve asla hiçbir başarıdan tatmin olmamak ise bu iki karakterin ortak özellikleri… iki film arasında dikkat ettiğimiz bir diğer ilginç ayrıntı ise; Nina’nın bateri solosu eşliğinde prova yaptığı sahnedir. Müziğin ve dansın bir ayrılmaz bir bütünün birer parçası olduğu gerçeğini de göz önünde bulundurursak, sinemasal evrende aynı temalar üzerinde kesişen bu iki muazzam filmi bir videoyla anımsamaya ne dersiniz? Etkileyici sahnelerle hafızalarımızın derinliklerinden çıkaracağımız, sanatın gölgesinde var olmaya çalışan insani yanların ve insanlığın tükendiği ‘hırs’ faktörünün etkisini hissedeceğiniz videoya aşağıdan ulaşabilirsiniz. İyi seyirler!

 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi