Yaklaşık sekiz yıl önce güzel bir fikir üstüne kurulan ve ardından üçer yıllık aralarla iki devam filmiyle karşımıza çıkan Night at the Museum (Müzede Bir Gece) serisi bu hafta vizyona giren üçüncü halkasıyla sona eriyor. Çekirdek kadrosunda Ben Stiller, Robin Williams ve Ricky Gervais gibi isimleri bulunduran Night at the Museum: Secret of the Tomb (Müzede Bir Gece: Lahitteki Sır) hayalkırıklığı yaratmayan bir sonla seriyi tamamlıyor.

Bütün macerayı başlatan Sihirli Antik Mısır tabletinin yavaş yavaş gücünü kaybetmeye başlamasıyla, müzede her gece canlanan kahramanlarımızın hayatı tehlikeye girer. Bunu önlemenin ve arkadaşlarını kurtarmanın bir yolunu arayan Larry Daley (Ben Stiller), konuyu araştırmaya başlar.

Müzede Bir Gece serisi 2006 yılında ilk filmiyle birlikte klişe komedi ögelerini bir konsepte oturtmuş ve müze içerisinde tarihin farklı kısımlarına adını yazmış karakterlerle kendi mizahını yaratmaya kadar gidebilmişti. Fakat ilk filmden bu yana mizahını geliştirebilmek şöyle dursun, daha da klişe bir hale getirerek üslubunu sıkıcılaştırdığını söylemek pek de yanlış olmaz. Üçüncü filmin açılış sahnesi bu bağlamda umut vadedici olarak başlasa da buna uzun süre devam edemiyor. Neyse ki filmin karakter çeşitliliği fazlaca yeterli de, temponun düştüğü yerleri toparlamakta biraz olsun yardımcı oluyor. Müzede Bir Gece: Lahitteki Sır, genel olarak benzer şakaları defalarca kullanıp eskiten ve daha önceki filmlerde kullandığı hamleleri tekrarlayan bir film olmuş.

Serinin üçüncü filminde olaylar Mısır ve Camelot ekseninde ilerliyor. Başarılı biz çizgide ilerleyen olaylarla hikaye kendini sevdiriyor ve ilgi çekici kılıyor. Birkaç yerde yaptığı sürprizlerle temposunu yükselten film, yer yer yakaladığı bu atmosferi fazla uzatmasıyla da temposunu düşürmekte gecikmiyor. Bir türlü istediği ritmi tutturamayan ve uzadıkça uzayan sahneleriyle kendi işini zorlaştırıyor.

Tıpkı diğer iki film gibi yönetmen koltuğunda yine Shawn Levy oturuyor. Filmin ana kadrosundan Ben Stiller’ın vasatın altında performansının yanı sıra, Robin Williams kendi kalitesini göstererek filmin bazı noktalarını kurtarıyor diyebiliriz. Ricky Gervais de yer bulduğu az bölümde fark yaratmayı başarıyor. Özellikle filmin sonunda Robin Williams’ın veda sahnesini görmek hayli ironik ve tuhaf bir tecrübe yaşatıyor. Sonuç olarak, serinin önceki filmlerine göre kendini geliştirmemiş bir örnek olarak Müzede Bir Gece: Lahitteki Sır, haftanın öne çıkan komedilerinden biri olsa da, beklentiyi çok yüksek tutmamak gerekiyor.

Yaklaşık sekiz yıl önce güzel bir fikir üstüne kurulan ve ardından üçer yıllık aralarla iki devam filmiyle karşımıza çıkan Night at the Museum (Müzede Bir Gece) serisi bu hafta vizyona giren üçüncü halkasıyla sona eriyor. Çekirdek kadrosunda Ben Stiller, Robin Williams ve Ricky Gervais gibi isimleri bulunduran Night at the Museum: Secret of the Tomb (Müzede Bir Gece: Lahitteki Sır) hayalkırıklığı yaratmayan bir sonla seriyi tamamlıyor. Bütün macerayı başlatan Sihirli Antik Mısır tabletinin yavaş yavaş gücünü kaybetmeye başlamasıyla, müzede her gece canlanan kahramanlarımızın hayatı tehlikeye girer. Bunu önlemenin ve arkadaşlarını kurtarmanın bir yolunu arayan Larry Daley (Ben Stiller), konuyu araştırmaya başlar. Müzede Bir Gece serisi 2006 yılında ilk filmiyle birlikte klişe komedi ögelerini bir konsepte oturtmuş ve müze içerisinde tarihin farklı kısımlarına adını yazmış karakterlerle kendi mizahını yaratmaya kadar gidebilmişti. Fakat ilk filmden bu yana mizahını geliştirebilmek şöyle dursun, daha da klişe bir hale getirerek üslubunu sıkıcılaştırdığını söylemek pek de yanlış olmaz. Üçüncü filmin açılış sahnesi bu bağlamda umut vadedici olarak başlasa da buna uzun süre devam edemiyor. Neyse ki filmin karakter çeşitliliği fazlaca yeterli de, temponun düştüğü yerleri toparlamakta biraz olsun yardımcı oluyor. Müzede Bir Gece: Lahitteki Sır, genel olarak benzer şakaları defalarca kullanıp eskiten ve daha önceki filmlerde kullandığı hamleleri tekrarlayan bir film olmuş. Serinin üçüncü filminde olaylar Mısır ve Camelot ekseninde ilerliyor. Başarılı biz çizgide ilerleyen olaylarla hikaye kendini sevdiriyor ve ilgi çekici kılıyor. Birkaç yerde yaptığı sürprizlerle temposunu yükselten film, yer yer yakaladığı bu atmosferi fazla uzatmasıyla da temposunu düşürmekte gecikmiyor. Bir türlü istediği ritmi tutturamayan ve uzadıkça uzayan sahneleriyle kendi işini zorlaştırıyor. Tıpkı diğer iki film gibi yönetmen koltuğunda yine Shawn Levy oturuyor. Filmin ana kadrosundan Ben Stiller'ın vasatın altında performansının yanı sıra, Robin Williams kendi kalitesini göstererek filmin bazı noktalarını kurtarıyor diyebiliriz. Ricky Gervais de yer bulduğu az bölümde fark yaratmayı başarıyor. Özellikle filmin sonunda Robin Williams'ın veda sahnesini görmek hayli ironik ve tuhaf bir tecrübe yaşatıyor. Sonuç olarak, serinin önceki filmlerine göre kendini geliştirmemiş bir örnek olarak Müzede Bir Gece: Lahitteki Sır, haftanın öne çıkan komedilerinden biri olsa da, beklentiyi çok yüksek tutmamak gerekiyor.

Yazar Puanı

Puan - 58%

58%

58

Serinin önceki filmlerine göre kendini geliştirmemiş bir örnek olarak Müzede Bir Gece: Lahitteki Sır, haftanın öne çıkan komedilerinden biri olsa da, beklentiyi çok yüksek tutmamak gerekiyor.

Kullanıcı Puanları: 4.65 ( 1 votes)
58
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi