Yeni yıl yaklaşırken ortalama her yıl olduğu gibi bu yıl da izleyicinin yeni yılını kutlama ve “ailevi değerleri” hatırlatma görevini bir film üstleniyor: Mutlu Yıllar. Ancak bu tür filmler git gide kötüleşiyor mu, yoksa bu tür hikayelere çok mu alıştık bilemiyorum. Yeni yıl filmleriyle ilgili belli klişeler vardır. Büyük aile yemekleri, ailede yıllardır çözülemeyen ve her ne hikmetse ilk kez ailece yılbaşı yemeği yeniyormuş gibi tam da o sene çözülen sorunlar vardır. Bütün dargınlar barışır, yalnızlar artık daha fazla yalnız değildir. Filmler bir izleyicinin yeni yıldan bekleyebileceği her şeyi ona sunar. Artık izleyiciler Noel babanın var olmadığını bilse de adeta bu boşluğu, bu dönemde yapılan filmler doldurur.

Film dört kuşağı içeren ve hayatları oradan oraya savrulmuş büyük bir ailenin yeni yılda yiyecekleri büyük yemek için bir araya gelmelerini konu alıyor. Ailedeki herkesin hikayesini tek tek anlatan film, ilk yarısında zaman zaman takip etmesi zor bir hal alıyor. Bir sürü karaktere, karakterlerin çocukları ve hatta çocuklukları dahil olunca film esprili bir dil kullanmaya çalışırken araya sıkıştırdığı birçok görüntüyle adeta izleyicisini kaybediyor. Bu kurgu tercihi, izleyici karakterleri tanıdıktan sonra gerçekleştirilseydi muhakkak işe yarayacak ve gülümsetecek bir tercihti; ancak bu haliyle izleyiciye sürekli bir şeyler kaçırdığı hissini dayatmaktan ileri gidemiyor.

Mutlu Yıllar filminin yönetmenliğini I am Sam (2001) filminden de tanıdığımız Jessie Nelson üstleniyor. Filmin senaryosunda ise P.S I Love You filmiyle kariyerinde ön plana çıkan Steven Rogers ismini görüyoruz.  İkilinin de tek atımlık sayılabilecek başarılı işleri tek bir filmde bir araya gelince, ortaya çıkan film biraz sekteye uğramış gibi görünüyor. Filmin karakterlerinden en tahammül edilebilir olanı, aile büyüğü olması sebebiyle ekstra bir bilgelik yüklemesi yapılmış olan Bucky karakteri. Bucky’yi, Little Miss Sunshine filmindeki rolüyle En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscarı’nı kazanan Alan Arkin canlandırıyor. Adeta yılbaşı filmlerinin vazgeçilmez isimlerinden biri haline gelmiş Diane Keaton da, Sam (John Goodman) ile kırk yıllık evliliklerine son vermeyi düşünen Charlotte karakterine hayat veriyor. Amerika’nın her yaştan hatta  her inanıştan insanlarını oluşturan bu prototip aile, izleyiciye adeta birlikte yaşayabiliriz mesajını veriyor. Ancak kimsenin olduğu gibi kabul edilmediği ve ailede kabul görme adına verdiği tavizlerle gerçekleşen bu mutluluk filmin mesajını doğrulamaktan uzak gibi görünüyor.

Mutlu Yıllar ve Klişe Batağı

Bütün hikayelerin iç içe geçtiği ve bu sayede yoğun bir tatmin yaratmaktan öte karmaşıklaşan filmde, sanki bugüne kadar tutan bütün Hollywood klişeleri bir araya getirilmiş gibi görünüyor. Bunun bir örneğini de geçtiğimiz günlerde vizyona giren Uzaklarda Arama filminde görmüştüm. Mutlu Yıllar da boşanmanın eşiğinde, yıllanmış bir çift, işini kaybetmiş ve boşanan hayatta dibe vurmuş bir baba, insanlara nefret duyan çocuk, ailesi biriyle birlikte olmasını istediği için yemeğe tanımadığı birini getirip sonra da ona aşık olan kızları, yaşlı bir erkek ve genç bir kadın arasında doğan birbirinden beslenme ve aşk arası tuhaf bir duygu durumundan meydana gelen gelgitli ilişki… Daha çoğaltılabilir, tüm bunlar filmde mevcut ve hepsi de bir yılbaşı yemeğinde çözüme kavuşan ve karakterlerin yepyeni olaylara yelken açmasını sağlayan olaylar silsilesi.

Sonuç olarak Mutlu Yıllar; belki soğuk bir kış gününde, ailece patlamış mısır eşliğinde izlenecek bir film olabilir, ancak belli bir sinemasal kaygıyla izlendiğinde vasatın altında yerini alan bir film olarak değerlendirilebilir.

Yeni yıl yaklaşırken ortalama her yıl olduğu gibi bu yıl da izleyicinin yeni yılını kutlama ve “ailevi değerleri” hatırlatma görevini bir film üstleniyor: Mutlu Yıllar. Ancak bu tür filmler git gide kötüleşiyor mu, yoksa bu tür hikayelere çok mu alıştık bilemiyorum. Yeni yıl filmleriyle ilgili belli klişeler vardır. Büyük aile yemekleri, ailede yıllardır çözülemeyen ve her ne hikmetse ilk kez ailece yılbaşı yemeği yeniyormuş gibi tam da o sene çözülen sorunlar vardır. Bütün dargınlar barışır, yalnızlar artık daha fazla yalnız değildir. Filmler bir izleyicinin yeni yıldan bekleyebileceği her şeyi ona sunar. Artık izleyiciler Noel babanın var olmadığını bilse de adeta bu boşluğu, bu dönemde yapılan filmler doldurur. Film dört kuşağı içeren ve hayatları oradan oraya savrulmuş büyük bir ailenin yeni yılda yiyecekleri büyük yemek için bir araya gelmelerini konu alıyor. Ailedeki herkesin hikayesini tek tek anlatan film, ilk yarısında zaman zaman takip etmesi zor bir hal alıyor. Bir sürü karaktere, karakterlerin çocukları ve hatta çocuklukları dahil olunca film esprili bir dil kullanmaya çalışırken araya sıkıştırdığı birçok görüntüyle adeta izleyicisini kaybediyor. Bu kurgu tercihi, izleyici karakterleri tanıdıktan sonra gerçekleştirilseydi muhakkak işe yarayacak ve gülümsetecek bir tercihti; ancak bu haliyle izleyiciye sürekli bir şeyler kaçırdığı hissini dayatmaktan ileri gidemiyor. Mutlu Yıllar filminin yönetmenliğini I am Sam (2001) filminden de tanıdığımız Jessie Nelson üstleniyor. Filmin senaryosunda ise P.S I Love You filmiyle kariyerinde ön plana çıkan Steven Rogers ismini görüyoruz.  İkilinin de tek atımlık sayılabilecek başarılı işleri tek bir filmde bir araya gelince, ortaya çıkan film biraz sekteye uğramış gibi görünüyor. Filmin karakterlerinden en tahammül edilebilir olanı, aile büyüğü olması sebebiyle ekstra bir bilgelik yüklemesi yapılmış olan Bucky karakteri. Bucky’yi, Little Miss Sunshine filmindeki rolüyle En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscarı'nı kazanan Alan Arkin canlandırıyor. Adeta yılbaşı filmlerinin vazgeçilmez isimlerinden biri haline gelmiş Diane Keaton da, Sam (John Goodman) ile kırk yıllık evliliklerine son vermeyi düşünen Charlotte karakterine hayat veriyor. Amerika’nın her yaştan hatta  her inanıştan insanlarını oluşturan bu prototip aile, izleyiciye adeta birlikte yaşayabiliriz mesajını veriyor. Ancak kimsenin olduğu gibi kabul edilmediği ve ailede kabul görme adına verdiği tavizlerle gerçekleşen bu mutluluk filmin mesajını doğrulamaktan uzak gibi görünüyor. Mutlu Yıllar ve Klişe Batağı Bütün hikayelerin iç içe geçtiği ve bu sayede yoğun bir tatmin yaratmaktan öte karmaşıklaşan filmde, sanki bugüne kadar tutan bütün Hollywood klişeleri bir araya getirilmiş gibi görünüyor. Bunun bir örneğini de geçtiğimiz günlerde vizyona giren Uzaklarda Arama filminde görmüştüm. Mutlu Yıllar da boşanmanın eşiğinde, yıllanmış bir çift, işini kaybetmiş ve boşanan hayatta dibe vurmuş bir baba, insanlara nefret duyan çocuk, ailesi biriyle birlikte olmasını istediği için yemeğe tanımadığı birini getirip sonra da ona aşık olan kızları, yaşlı bir erkek ve genç bir kadın arasında doğan birbirinden beslenme ve aşk arası tuhaf bir duygu durumundan meydana gelen gelgitli ilişki… Daha çoğaltılabilir, tüm bunlar filmde mevcut ve hepsi de bir yılbaşı yemeğinde çözüme kavuşan ve karakterlerin yepyeni olaylara yelken açmasını sağlayan olaylar silsilesi. Sonuç olarak Mutlu Yıllar; belki soğuk bir kış gününde, ailece patlamış mısır eşliğinde izlenecek bir film olabilir, ancak belli bir sinemasal kaygıyla izlendiğinde vasatın altında yerini alan bir film…

Yazar Puanı

Puan - 25%

25%

Mutlu Yıllar; belki soğuk bir kış gününde, ailece patlamış mısır eşliğinde izlenecek bir film olabilir ancak belli bir sinemasal kaygıyla izlendiğinde vasatın altında yerini alan bir film olarak değerlendirilebilir.

Kullanıcı Puanları: 0.3 ( 1 votes)
25
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi