Son yıllarda Türkiye’de mizah adına yapılan işler izleyicinin beklentisini öyle aşağıya çekti ki, komedi filmi denilince yazık ki akla tuvalet esprileriyle dolu, skeç kıvamında senaryoların kullanıldığı ucuz filmler gelir oldu. Üstelik gişe rakamlarına bakılırsa, televizyonda izlemenin bile ciddi bir sabır gerektirdiği vasatlıktaki bu işlere, izleyici tarafından öyle sanıldığı gibi büyük bir talep olmadığı da aşikâr. İşte bu kuraklığın ortasında, yönetmenliğini daha ziyade televizyon için yaptığı işlerle hafızalarda yer eden Nihat Durak’ın yaptığı “Mutlu Aile Defteri” çölde bir vaha gibi çıktı karşımıza.

Biraz da mesleği gereği sert ve otoriter bir baba olan Emekli Albay Yıldırım Taşyumruk bir gün çatıdan düşüp yaralanınca, yıllar içerisinde birbirlerinden uzaklaşmış olan çocukları tekrar aynı çatı altında buluşmak zorunda kalırlar. Ancak üç kardeşin de babalarından ve birbirlerinden sakladıkları pek çok sırları vardır. Biri babasının sermayedarı olduğu işi batırıp seyyar satıcı olmuş, diğeri ise piyangodan büyük ikramiyeyi vurmuştur. Babasının son ümidi olan küçük kız kardeş ise Yıldırım Bey’in asla tasvip etmeyeceği bir damat adayıyla birliktedir. Yıldırım Bey, kısa sürede evde bir şeyler döndüğü fark eder ancak kime inanacağını bilemez.

Aslında hiç de yabancısı olmadığımız hikâyenin en güçlü yanı, çok derinlemesine yazılmış olmasa da yeterli dramatik kurguya sahip karakterleri. Elbette bu noktada usta oyuncuların filme yaptığı katkıyı yadsımak mümkün değil. Albay Yıldırım Taşyumruk karakterine can veren usta oyuncu Tuncel Kurtiz’in yanı sıra İlker Aksum ve Binnur Kaya da performanslarıyla filmi bir üst seviyeye taşıyorlar. Üç görüntü yönetmeniyle çekilen ve ışık/renk kullanımı ile göz dolduran sinematografisinin yanı sıra, filmin İzmir’de geçmesi bile Türkiye’nin İstanbul’dan ibaret olmadığını hatırlamak adına iyi düşünülmüş bir detay.

Mutlu-aile-defteri-fl-1

Herhalde “Mutlu Aile Defteri” için en sık kullanılacak tanım “samimi bir aile filmi” olacaktır. Kardeşlerden birinin fakirliğini saklama çabasına karşın diğerinin zengin olduğunu çaktırmamak için verdiği mücadele, bir yandan filmin çatışmasını yaratırken bir yandan da başarılı bir durum komedisine dönüşüyor. Gelecek yıllarda absürt aile komedisi dendiğinde ilk akla gelecek isimler arasında olacağı şüphesiz olan filmin, bir “eşofman” yüzünden “Royal Tenenbaum” ile kıyaslanacak olması ise can sıkıcı bir talihsizlik. Film boyunca kime ait olduğu merak konusu olan dış ses anlatımının finalde hikâyeye ustaca bağlanırken, “avcılar” üzerinden ilerleyen yan hikâye içinse aynı şeyi söylemek pek mümkün değil. Keşke filmin süresini uzatmak pahasına da olsa bu yan hikâye üzerinde biraz daha fazla durulsaymış. Diğer yandan, finalde kötülerin cezasız kalması, klişelerden sıyrılmak adına yapılan yenilikçi bir hamle mi yoksa devam filmi için açık bırakılmış bir kapı mı şimdiden söylemek zor.

Sonuç olarak, tuvalet esprileriyle ayakta kalmaya çalışan ucuz işler arasında pırıl pırıl parlayan “Mutlu Aile Defteri” kesinlikle bir şans verilmeyi hak ediyor. Belli mi olur, bakarsınız ekip yakın zamanda “Mutlu Aile Defteri: Kıbrıs” ile tekrar karşımıza çıkıverir.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi