Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa

28 Ekim’de izleyiciyle buluşacak olan; İspanyol sinemasının önemli isimlerinden biri olan Pedro Almodóvar’ın son filmi Julieta; 15. Filmekimi’nin ardından vizyonla buluşacak. Biz de kendine has tarzıyla birbirinden başarılı yapımlara imza atan Almodóvar’ın mutlaka izlenmesi gereken filmlerini sıraladık.

İspanyol sinemasının en çok tanınan yönetmenleri arasında yer alan Pedro Almodóvar, filmlerinde sıklıkla kullandığı melodram ögesini, müziklerle, tasarladığı dekorlarla ve seçtiği güçlü renklerle öyle güzel harmanlar ki, bir tabloya bakar gibi bakakalırız o sahnelere. Aşkın, nefretin, tutkunun bazen kara mizahını bazen ise bir melodramıyla karşılaştığımız Almodóvar sineması kullandığı imgelerle ve renklerle sahneleri bir tablo gibi izleyiciye sunar. Yönetmenin sadece İspanyol sinemasına değil, uluslararası alanda da hafızalara kazınan 10 filmini sıraladık.

Mutlaka İzlenmesi Gereken 10 Pedro Almodóvar Filmi

La ley del deseo – 1987

la-ley-del-deseo-filmloverss

Berlin Film Festivali’nden Altın Ayı ödülüne layık görülen; Pedro Almodóvar imzalı La ley del deseo, saplantılı bir aşk ve tutku hikayesi gibi görünse de Almodóvar bakışıyla farklı bir norm kazanıyor. Erkek arkadaşı Juan tarafından terk edilen Pablo; teselliyi uyuşturucuda aramaya başlar. Zor zamanlar geçiren Pablo’nun kendisine mektuplar yazmış olan bir hayranıyla, Antonio ile görüşmesiyle hayatı farklı bir döneme girecektir. İlişkinin sorumluluğunu almaya hazır olmadığını dile getiren Pablo; Antonio’yu terk eder. Ancak Antonio bu durumu olgunla karşılamaz; aksine bir intikam planı yapmaya başlamıştır bile…

Women on the Verge of a Nervous Breakdown – Mujeres al borde de un ataque de nervios – 1988

women-on-the-verge-of-a-nervous-breakdown-filmloverss

Pedro Almodóvar’ın başyapıtlarından biri olarak kabul edilen Women on the Verge of a Nervous Breakdown; Akademi Ödülleri’nde ‘Yabancı Dilde En İyi Film’ kategorisinde yarışmasıyla Almodóvar’ın dünya çapında tanınmasına neden olmuştur. Televizyon yapımlarında dublaj yapan Pepa Marcos, kısa bir süre önce sevgilisi Ivan tarafından terk edilir ve bunun üzerine bunalımın pençesine düşüverir. Uyku ilaçları alarak yaşayabilen Pepa; umduğu gibi yalnız başına üzüntüsünü yaşayacak fırsatı bulamayacaktır çünkü çevresindeki tüm insanlar sürekli etrafındadırlar. Sürekli olarak bir curcunanın içinde kalan Pepa; sinir krizinin eşiğine ise adım adım yaklaşmaktadır. ‘Ahlaki ikilemler’ ve ‘histerik’ unsurların bolca kendisine yer bulduğu film; kadın erkek ilişkilerine kara mizah yaklaşımını yansıtıyor.

High Heels – Tacones lejanos – 1991

high-heels-filmloverss

Bir televizyon kanalında haber sunucusu olarak karşımıza çıkan Rebeca; çocukluğundan beri görmediği annesi Becky’i karşılamak için Madrid havalimanında endişeli bir bekleyiş içindedir; ünlü bir şarkıcı olan annesi Meksika’dan İspanya’ya geri dönmektedir. Rebeca bu endişeli bekleyiş içindeyken; çocukluk anılarını hatırlamakta ve annesiyle yaşayamadığı her şeyi telafi etmenin hayalini kurmaktadır. Ancak pek düşünüldüğü gibi olmaz her şey; çünkü anne geri döndüğünde kızının eski sevgililerinden biriyle evlenmiştir! Esrarengiz bir cinayetle de süslenen bir hikayeye sahip olan High Heels; klasik bir Almodóvar melodramıdır.

All About My Mother – Todo sobre mi madre – 1999

all-about-my-mother-filmloverss

Akademi Ödüllerinde ve Altın Küre’de Yabancı Dilde En iyi Film ödülünü kazanan; Almodóvar’ın uluslararası alanda beğenilen yapımı All About My Mother, yönetmenin diğer filmlerinde olduğu gibi hem hüzünlü hem de eğlenceli bir film olarak karşımıza çıkıyor. Madrid’de yaşayan Manuela, 17 yaşındaki oğlunun hayatını kaybetmesi üzerine kendisine farklı bir yol çizmektedir. Başarılı bir yazar olmak ve bir gün babasının kim olduğunu öğrenmek isteyen Estaban’ın ölümünün ardından, Manuela Barcelona’ya gitmeye ve oğlunun babasını aramaya koyulur.

Talk to Her – Hable con ella – 2002

talk-to-her-filmloverss

İnsanlar arası iletişimi ve yalnızlık kavramını Almodóvar bakışıyla beyazperdeye yansıtan Talk to Her; dört insanın ekseninde onların geçmişini, bugününü ve geleceğini konu alır. Kavramları ve duyguları baştan tanımlayan ve ‘normal’ kalıbını sorgulayan film; kırdığı normların sonunda başlayan bir dostluk hikayesi sunar. Bir hemşire olan Benigno ile kırklı yaşlarda bir yazar olan Marco; Pina Bausch’un Café Müller adlı izletişinde izleyiciler arasında yer almaktadır. Sahnedeki gösteriden dolayı ağlayan Marco’yu fark eden Benigno; kendisinin de etkilendiğini söylemek ister ama buna cesaret edemez. Aylar sonra bu iki adam Benigno’nun çalıştığı özel bir klinikte karşılaşırlar. Lydia, Marco’nun profesyonel boğa güreşçisi olan kız arkadaşı yaralanmış ve komadadır. Benigno ise klinikte çalışmakta ve komada bir başka genç kadına, bir bale öğrencisi olan Alicia’ya bakmaktadır. Marco, Alicia’nın odasının önünden geçerken Benigno bu sefer onunla konuşmaya başlar.

Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi