Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa

Paul Verhoeven’in son filmi Elle ile Altın Küre Ödülleri‘nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazanarak; hem bizleri şaşırtan hem de bir o kadar mutlu eden Fransız aktris Isabelle Huppert, muazzam olarak nitelendirebileceğimiz bir sinema kariyerine ve oldukça etkileyici bir filmografiye sahip. Daha önce Hollywood yapımı bir filmde izlemediğimiz Huppert, özellikle Avrupa sinemasının en önemli yıldızlarından biri! 1972 yapımı Faustine et le bel été filmiyle başladığı sinema kariyerine, uzun soluklu bir ara vermeden ve sürekli olarak yükselişe geçerek hala son hızda devam ediyor. Madame Bovary’den La Pianiste’nin Erika’sına; Huppert’i Fransız sinemasının yıldızı haline getiren Pomme’den François Ozon imzalı 8 Femmes’in Augistine’ine birçok karaktere hayat veren oyuncunun yer aldığı filmleri son filmi Mia Hansen-Løve imzalı Things to Come’ı vizyonda izlemeden önce bir kez daha hatırlayalım.

Mutlaka İzlemeniz Gereken 10 Isabelle Huppert Performansı

La Dentelliére – 1977

the-lacemaker-1-filmloverss

Daha yirmi iki yaşında olduğu halde Isabelle Huppert’i Fransız sinemasının yıldızı haline getiren La Dentelliére, sessi, hassas, içine kapanık ve kuaförde çalışan genç bir kadın olan Pomme’yi anlatır. Orta tabakadan, entelektüel edebiyat öğrencisi François ile sevgili olur ama aralarındaki toplumsal ve kültürel farklar mutluluklarının önünde engeldir. Pomme’a aşk yeterken, François onun kendini geliştirip eğitmemesine giderek daha çok içerler. Claude Goretta’nın yönettiği; şiirsel filmde, tutulmayan aşk vaatleri üzerinden cinsel politikaların sorgulanmasını izleriz.

Une Affaire de Femmes – 1988

une-affaire-de-femmes-filmloverss

Une Affaire de Femmes; II. Dünya Savaşı’nın başında geçen bir hikayeyi konu alıyor. Otuz yaşındaki Marie, komşusunun istemediği bir çocuğu düşürmesine yardımcı olur. Çok geçmeden bu yardımın oldukça “kârlı” olabileceğini anlar ve bunu iş olarak yapmaya başlar. Savaş zamanında kimse bir boğazı daha beslemek istememektedir ve Marie’nin işleri bu sebeple gelişir. Ancak, Fransa’nın da her çocuğa ihtiyacı vardır ve Marie ihbar edilir. Une Affaire de Femmes; Fransa’da idam edilen son kadının gerçek yaşam öyküsünü yalın bir üslupla anlatmaktadır.

Madame Bovary – 1991

madame-bovary-filmloverss

19. yüzyıl Fransa’sında geçen Madame Bovary, sayfiyede yaşayan romantik Emma’nın, daha yüksek standartlı bir hayata geçme hayaliyle, donuk doktor Charles Bovary ile evlenmesini anlatıyor. Evlendikten sonra, evliliğinde aradığı tutkuyu ve heyecanı bulamayan Emma, Rodolphe adlı önemli bir toprak sahibi ve Leon adında bir hukuk öğrencisiyle aşk yaşamaya başlar. Ödeyemeyeceği miktarda borca giren Madame Bovary, büyük bir çıkmaza doğru sürüklenmektedir. Gustave Flaubert’in kaleme aldığı, Claude Chabrol imzalı film; cinsellik, aldatma ve feminizm üzerine birçok tartışmaya da neden olmuştur ve hala konuşulmaktadır.

La Cérémonie – 1995

ceremonie-filmloverss

Üst düzey bir burjuva hayatı süren Lelievre’lerin malikanesine hizmetçi olarak giren Sophie, içine kapalı ve sessiz bir kadındır. İşverenlerinin isteklerini layıkıyla yerine getirmekte olan Sophie’den aile de bu çekingen kadının çalışkanlığından oldukça memnun olmaktadır. Bu arada Sophie, kasaba postanesinde çalışan agresif ve hiperaktif Jeanne ile tanışır ve onunla yakın dost olur. Bu dostluk daha sonra Sophie’nin yaşadığı bir olay neticesinde, farklı ve şaşırtıcı olaylara neden olacaktır. Isabelle Huppert ve Sandrine Bonnaire’nin enfes oyunculuklarına hayran kaldığımız La Cérémonie, rahatsız edici atmosferiyle dikkatleri çeker.

La Pianiste – 2001

la-pianiste-filmloverss

Viyana konservatuarında piyano öğretmenliği yapan ve kırk yaşını aşmasına rağmen otoriter korumacı annesiyle birlikte yaşayan Erika Kohut’un ekseninde aşkın ve cinselliğin boyutlarını Schubert ve Bach gibi klasik müziğin büyük ustalarının eserleri eşliğinde anlatan La Pianiste’de Erika’nın genç ve yakışıklı öğrencisi Walter’ın çekimine kapılarak hayatı boyunca bastırdığı tehlikesi arzuların kölesi olmasını izlerken; aynı zamanda da annesi tarafından yıllardır sürdürülen psikolojik baskılarla örülen duygusal duvarların bir anda yıkılmasına şahit oluruz. Kışkırtıcı ve tabu yıkıcı filmleriyle tanıdığımız usta yönetmen Michael Haneke’nin başyapıtı niteliğinde sayılan film, Cannes Film Festivali başta olmak üzere birçok festivalden ödülle ayrılmıştır.

Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi