Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa


“Hazır mısın?”

“Bedenim korkuyor, ben değil.”*

Ingmar Bergman İsveç sineması içerisinde büyük bir yer tutan ama bununla beraber Avrupa Sineması içerisindeki etkileriyle beraber bütün dünyaya yayılmış olan, sinema içerisinde yapmış olduğu sorgulamalar ile beraber birçok etki yaratmış, zaman içerisinde süregelen melankoli ve varoluşsal sorgulamalarla zihinlerdeki soru işaretlerini görüntüler ile birleştirmiş muazzam bir yönetmendir. Bir papazın oğlu olarak dünyaya gelen Bergman kiliselerdeki figürler ile beraber büyümüş ve Hrıstiyanlığın öğretilerinin aktarıldığı bu resimle ve ikonalarla beraber büyürken onları sorgulamaya başlamıştır. Genelde sinemasının özelliği kendi üstüne kapanıyor olmasıdır. Bu kendi üstüne kapanan sinema dünyadan, dünyevi sorunlardan ve toplumsal olaylardan uzaktır bu yüzden de eleştirilere açık olan bir sinemadır. Bergman’ın filmleri genelde melankoli çatısı üzerinden kurgulanır ve bu kurgu içerisinde bir varoluş sorgulaması; tanrı-din-ruh ve beden sorunsalları vardır. Usta yönetmenin filmleri içerisinde beş farklı dönem olarak gösterilen dönemlerin ve ayrılan filmlerin her biri farklı bir noktada büyük değer taşısa da biz Bergman sineması içerisinde mutlaka görmeniz gereken 10 filmi derledik. Büyük bir okyanusta kaybolmadan önce size yol göstermesi için bu 10 filmi seçtik ve derledik.

*The Seventh Seal, Ingmar Bergman, 1957

Mutlaka İzlemeniz Gereken 10 Ingmar Bergman Filmi!

Sommaren med Monika – Summer with Monika (1953)

summer-with-monika-filmloverss

Bergman sinemasının en tutkulu filmlerinden biri. Summer with Monika’da küçük bir kasabada yaşayan 19 yaşındaki Harry Lund (Lars Ekborg), 17 yaşında romantik ve asi olan Monika (Harriet Andersson) ile tanışır. Bu iki genç birbirlerine aşık olurlar ve sadece birbirleri için yaşamak isterler, ne okul ne iş ne de ailelerinin hayatlarına dahil olmalarını istemezler. Harry babasının botunu çalar ve Monika ile her şeyi terk edip ıssız bir adaya yerleşirler. Gençliğin verdiği her şeyi yapabiliriz başkaldırısı ile beraber gelen ilk aşkın büyüsü karakterleri birbirine daha da çok bağlar fakat ne kadar her şeyden, herkesten kaçsalar da başarılı olamazlar. Monika hamile kalır ve aralarına üçüncü bir kişi girer. Büyümenin ve tutkunun savaşı olan filmde gençler, genç kalmak ve kalmamak arasında kaybolurlar.

Det sjunde insegle – The Seventh Seal (1957)

the-seventh-seal-filmloverss

Ingmar Bergman tarafından sinema tarihine büyük bir hazine olarak bırakılmış olan 1957 yılı yapımı The Seventh Sela filmi bir şövalyenin ölüm ile karşılaşmasını konu alıyor. Şövalye yanındaki ulağıyla beraber Haçlı Seferleri’nin hırpalayıcı kovalamacasından kurtulmuş ve bu aslında kutsal olan ünvan ile sağ bir şekilde ülkesine dönmüştür. Bu dönüşün ilk günü şövalye ülkesinde dinlenirken aslında büyük bir gerginliğin ve tüyler ürpertici atmosferin içerisindedir. Tam da bu noktada havada her şey durur ve gökyüzünden İsa yedinci mührü açar ve sesler kesilir. Bu yedinci mühürün açılmasıyla beraber şövalye ölüm ile karşılaşır. Şövalye ölüme bir teklifte bulunur, onunla satranç oynayacaktır. Bu sahneyle beraber sinema asla unutulmayacak ünlü sahnelerden birine kavuşur ve şövalye ölüm ile beraber satranç oynamaya başlar.

Smultronstället – Wild Strawberries (1957)

wild-strawberries-filmloverss

İsveçli yönetmen Bergman’ın bir diğer 1957 yapımı şaheseri Wild Strawberries! Filmde fahri profesör ünvanını almak için evinden yolculuğa başlayan bir adamın hikayesi anlatılıyor. Ne eşine kavuşmak için ya da onunla zor anda kaldığı bir yolculuk bu ne de çocuklarının hasreti için bir yolculuk. Tamamen gerçekçi ve göz ardı edilen bir yolculuk, yalnız yaşlı bir adamın kendini adadığı düşünsel dünyası için bir yolculuk. Bu yolculukla beraber Bergman’ın yalnızlık melankolisi üzerine yarattığı her tesir izleyiciye geçiyor. Fakat profesör bu yolculukta büyüdüğü eve gidiyor ve tüm geçmişi, rüyaları, anıları, çocukluğu onun peşinden bu yolculukta geliyor! Yaşlılıkta geçmişi hatırlamak belleğin keşfedilmeyi bekleyen kuyularına inme Bergman’ın bu filmi!

Jungfrukällan – The Virgin Spring (1960)

the-virgin-spring-filmloverss

Ingmar Bergman’ın 1960 yılı yapımı olan suç-gerilim filmi The Virgin Spring, bilindik pek çok intikam filminden ayrı bir yerde olmasıyla bilinir. Bergman’a ilk Yabancı Dilde En İyi Film Akademi Ödülü’nü getiren film bir adamın intikam ateşi ile aslında hayata dair her şeyi sorguladığı bir yapımdır. Orta çağın son dönemlerinde İsveç’te geçen film genç kızına tecavüz edip onu öldürenlerden acımasızca intikam almak isteyen bir babanın intikam hikâyesini konu alır. Ulla Isaksson’ın 13. yüzyılda yazılmış “Töres döttrar i Wänge” adlı bir İsveç baladından uyarladığı filmin senaryosu, sade ve basit anlatımıyla Bergman’ın ahlak, adalet ve dini inanç gibi kavramları sorgulumalarını barındırır. Filmin başrollerinde ise Max Von Sydow ve Birgitta Valberg yer alır.

Nattvardsgästerna – Winter Light (1963)

Nattvardsgästerna (1963) Filmografinr: 1963/03

1963 yılı yapımı Winter Light filminde Bergman önceki filmlerinde gösterisini yaptığı ancak içinde biriktirerek bir türlü çığa çıkarmadığı öfkesini ve sessiz, çaresiz çığlığını ortaya çıkarır. Bir papazın oğlu olarak Bergman her zaman din içerisinde büyümüştür ancak bu dinsel dünyaya büyük bir eleştirisi vardır. Din ve tanrının olmadığını, hiçliğin ölümle geldiğini özellikle The Seventh Seal’de dile getirse de bu kavgasını asıl Winter Light’ta açığa çıkarır. Filmde karısı ölüm olan e artık hayatın boşluğu içerisinde sürüklenen bir papaz ile karşılaşırız. Bu papaz artık inancını da kaybetmiştir ve bu kayıpla beraber dini ve tanrıyı sorgulamaya başlar. Winter Light ile beraber babasına isyan eden Bergman kendi düşüncelerinin durgun bir manifestosunu hazırlar ve ortaya koyar.

Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi