Sinema kariyerine dizilerle ve kısa filmlerle başlayan Gael Garcia Bernal, ilk uzun metrajında Alejandro González Iñárritu imzasının taşındığı Amores Perros’da rol alarak beyazperdeye hızlı bir giriş yaptı. Çok fazla ara vermeden bu kez de başka bir önemli yönetmen Alfonso Cuarón’un Y Tu Mama Tambien’de yer alan Bernal, artık adından bahsettirmeye başlamıştı. Pedro Almodovar, Pablo Larrain gibi usta sinemacıların filmlerini filmografisine ekleyen Bernal, 2014’te başladığı Mozart in the Jungle’da canlandırdığı Rodrigo rolüyle kelimenin tam anlamıyla ışıldadı.

Mutlaka İzlemeniz Gereken 10 Gael Garcia Bernal Filmi

Amores Perros – 2000

amores-perros-filmloverss

Meksikalı yönetmen Alejandro González Iñárritu’nun ölüm üçlemesinin ilki olan Amores Perros; birbirinden uzak  olan üç kişinin, Octavio, Valeria ve El Chivo bir kaza sonucu bir araya gelen, kesişen hikayeleri konu alıyor. Yitirdikleri ile pişmanlık yaşayan, hayatın acımasız yüzüyle karşılaşan ve aşkın gölgesinde yaşamak zorunda bırakılan üç karakterin yaşantısına odaklanan film, Iñárritu bu durumdan pek hoşlanmasa da Meksika’nın Pulp Fiction’ı olarak anılır. Meksika’nın arka sokaklarına, 68 kuşağına ve ülkenin sorunlarına göndermelerin fazlasıyla bulunduğu film, gerçekçi karakterleri ve anlatımıyla etkileyici bir yapımdır.

“Çünkü bizler artık kaybettiklerimiziz.”

Y Tu Mama Tambien – 2001

y-tu-mama-tambien-filmloverss

Gravity, Great Expectations, Harry Potter and the Prisoner of Azkaban gibi farklı filmlerde yönetmenlik koltuğuna oturan Meksikalı yönetmen Alfonso Cuaron’un yönettiği Y Tu Mama Tambien, iki gencin 20’li yaşlarının sonlarında olan bir kadınla çıktıkları yolculuğu anlatır. Aslında yolculuk ile harmanlanan büyüme hikayesi olan bu film, bir yandan da 1999 yıllarında Meksika’da olan siyasi gelişmelere ve toplumsal olaylara da dikkatleri çeker. Gael Garcia Bernal, Diego Luna ve Maribel Verdu’nun oyuncu kadrosunda yer aldığı film, en iyi özgün senaryo dalında hem Akademi Ödülleri’nde hem de Altın Küre’de aday gösterildi. Hikaye aslında yetişkinliğe geçmek üzere olan iki gencin üzerine odaklanır; orta halli solcu bir aileden gelen Julio ile üst düzey bir politikacı bir babanın oğlu olan Tenoch, sevgililerinden ayrılarak bir yolculuğa çıkarlar. Çekici bir kadın olan Luisa’nın da bu yolculuğa katılmasıyla yolculuk; tabusuz cinsel açıklık, realizm ve güzel diyaloglar ekseninde gelişir.

The Motorcycle Diaries – 2004

the-motorcycle-diaries-filmloverss

Che Guevera’nın günlüklerinden yola çıkarak, Alberto Granado’nın kaleme aldığı kitaptan uyarlanan The Motorcycle Diaries; izleyenleri Che’nin 23 yaşına götürüyor. Che ile 29 yaşındaki arkadaşı biyokimyacı Alberto Granado’yla birlikte yaptıkları motosiklet yolculuğuna tanık olduğumuz film; Latin Amerika’nın gerçekleriyle yüzleşmemizi sağlar. Bildiklerinden çok farklı bir Latin Amerika ile karşılaşan ikilinin çıktıkları bu yolculuk aslında geleceklerini ve tarihi şekillendirecektir.

Bad Education – 2004

bad-education-filmloverss

60’lı yılların başında geçen Bad Education; Ignacio ve Enrique adlı iki çocuğun tutucu bir okulda aşkın gücünü, sinemanın sunduğu olağanüstü dünyayı ve korku dürtüsünü keşfetmelerini konu alıyor. Pedro Almodóvar imzalı film, okulun müdürü ve çocukların edebiyat öğretmeni olan Peder Manola’yı da bu keşfe ortak ederek, aşkın ve sinemanın saflığının korkuyla bütünleştiğini gösterir. Daha sonra 70’li ve 80’li yıllarda da karşımıza çıkacak olan bu karakterler aslında film boyunca, yıllar arasındaki değişimlerini de izleyiciyle buluşturacaktır. Almodóvar’ın ‘daha fazla bekleyemezdim, saplantı olmadan bu filmi çekmeliydim’ dediği Bad Education, dinsel motifleri bir sembol olarak kullanarak, bir tutku ve aşkı anlattığı yönetmenin en başarılı filmlerinden birisi.

The Science of Sleep – 2006

the-science-of-sleep-filmloverss

Rüyalar bilinç altı mı, yoksa sadece bir yanılsama mı? Peki ya gerçek hayatla bir noktada kesişirler ve bu iki dünya karışırsa… Paris’te ufak bir apartman dairesinde yaşamayı seven, Stephane, oldukça utangaç bir karaktere sahiptir. Yan dairesine taşınan, Stephanie’ye aşık olmaya başlamasıyla duygularını kontrol etmesi gerektiğini düşünen ve bu konuda pek başarılı olamayan Stephane’nin hayal dünyası o kadar geniştir ki, bir süre sonra rüyalarındaki olayları kendi amaçları için kullanabilmeyi başarır. Bir noktadan sonra rüyalar ile gerçeklerin karışmasıyla her şey karışmıştır.

Even the Rain – 2010

even-the-rain-filmloverss

İspanya’nın 2011 Oscar adayı Even the Rain, yönetmenlik, Kristof Kolomb ve temel insan hakları mücadelesini bir araya getiriyor. Senaryosu Ken Loach’un daimi senaristi Paul Laverty tarafından yazılan film, Iciar Bollain’in 2007 yapımı dedektiflik hikâyesi Matahariler’in başarısını takip ediyor. Takıntılı idealist Sebastian, Kristof Kolomb ile ilgili bir film çekmeye kararlıdır, ama bu Hıristiyan kahramanın mitini tersine çevirecek, açgözlülüğünü ve vahşi eğilimlerini gösterecektir. En ucuz ve Latin Amerika’da en “yerli” ülke olan Bolivya’daki çekimler sırasında, Kolomb’dan 500 yıl sonra toplumsal huzursuzluk patlar. Halk en temel hayati madde olan su için savaşmaya başlamıştır.

The Loneliest Planet – 2011

the-loneliest-planet-filmloverss

Rus asıllı Amerikalı yönetmen Julia Loktev’in 2011 yılında Tom Bissell’in Expensive Trips Nowhere adlı kısa öyküsünden beyazperdeye uyarladığı filmi The Loneliest Planet, nişanlı bir çiftin ilişkileri hakkında keşifsel bir yolculuğu anlatıyor. Dünyayı gezmek için yola çıkan nişanlı çift Nica ve Alex’in Gürcü rehber Gato eşliğinde Kafkas Dağlarını keşfe çıkmalarıyla başlarına gelen birtakım olaylar sonucu ilişkilerinin sarsılmaya başlamasını konu alan film; çiftin bu yolculuğu ile erkeklik ve sadakat kavramlarını sorguluyor. Altın Lale olmak üzere pek çok ödülü sahiplenen film kadın bakış açısıyla ilerleyen kurgusu ve muhteşem doğa görsellikleriyle muhakkak görülmesi gereken yapımlardan biri.

No – 2012

no-filmloverss

1988’de Şili’nin başındaki diktatör Augusto Pinochet, uluslararası baskılar sonucunda başkanlık sürecine dair bir halk oylamasına gider. Ülke, Pinochet’nin iktidarını sekiz yıl daha uzatmasına evet veya hayır oyu verecektir. ‘Hayır’cı muhalefet liderleri kampanyaları için genç ve başarılı bir reklamcı olan Rene Saavedra’yı (Gael Garcia Bernal) kendileriyle çalışmaya ikna eder. Kısıtlı kaynaklardan ve diktatörün adamları tarafından izlenmelerinden dolayı meydana gelen bütün garipliklere rağmen, Saavedra ve takımı, seçimi kazanmak ve Şili’yi özgürlüğüne kavuşturmak için hem iktidarı hem de muhalefeti şaşırtan sıra dışı bir plan yapar.

Desierto – 2015

desierto-filmloverss

Yönetmenliğini ve senaristliğini Jonás Cuarón’un üstlendiği ve başrollerinde Gael García Bernal, Jeffrey Dean Morgan, Alondra Hidalgo’nun yer aldığı film Meksika sınırından Amerika’ya kaçak giriş yapmaya çalışan bir grup insanın yaşadıklarını konu almaktadır. Ama Meksikalı mültecinin başında çöl sıcağı, vahşi hayvanlar ve Amerikan polisinden daha büyük bir bela bulunmaktadır. Beyaz bir faşist Amerikalı elinde tüfekle çölü aşmaya çalışan mültecileri beklemekte ve onları birer birer avlamaktadır.

Bonus: Mozart in the Jungle

mozart-in-the-jungle-filmloverss

Blair Tindall’ın Mozart In The Jungle: Sex, Drugs and Classic Music isimli kitabından uyarlanan Mozart in the Jungle, New York’ta yaşayan profesyonel bir obuacının yaşadığı çılgın hayatı ve müzik dünyasının perde arkasını anlatıyor. Gael Garcia Bernal’in Rodrigo de Souza olarak kalbimize taht kurduğu dizi, son olarak 3. sezonuyla karşımıza çıkmıştı.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi