Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa

“inanıyorum. Gülmenin en iyi kalori yakan şey olduğuna inanıyorum. Öpüşmeye, çok öpüşmeye inanıyorum. Her şey ters gider gibi görünürken güçlü olmaya inanıyorum. Mutlu kadınların en güzel kadınlar olduklarına inanıyorum. Yarının başka bir gün olduğuna inanıyorum ve mucizelere inanıyorum.”

1951’de ilk filmi Young Wives Tale’daki rolüyle beyazperdede görünmeye başlayan; sinemanın güzelliğiyle ve oyunculuğundaki naiflikle baş döndüren Audrey Hepburn, herkesin dikkatini çekerek hızlı bir yükselişe geçmesi kaçınılamazdı. Ama asıl yükselişini; Monte Carlo Baby, Lavender Hill Mob ve Secret People gibi filmlerden sonra Hepburn, 1952’de rol aldığı “Roman Holiday” ile sağladı. Prenses Ann olarak karşımıza çıkan Hepburn’un aslında ilk başrolüydü. Gregory Peck ile başrolünü paylaştığı bu filmle Akademi tarafından En İyi Kadın Oyuncu Ödülü ile taçlandırılmıştı. Bu ödülle engellenemez bir başarıyla karşılaşan Hepburn; art arda başarılı yapımlarda rol aldı. Oscar adaylığı getiren filmi Sabrina’nın da ardından War And Peace, Funny Face, Love in the Afternoon, Green Mansions ve The Unforgiven gibi filmlerle karşımıza çıktı. “Breakfast at Tiffany’s”de canlandırdığı Holly Golightly ile unutulmaz bir karaktere imza atan Hepburn, 90’lı yıllarda oyunculuğu bırakmasıyla yalnızca özel projelerde karşımıza çıkmaya başladı. 1993’te kanserden hayata veda ettiğinde 63 yaşındaydı; geriye ise oyunculuğundaki durulukla bizleri büyülediği filmleri kaldı. Hem Dünya Sinemasını hem de Yeşilçam Sinemasını etkileyen, adeta hikaye yönünden bir hazine olan Hepburrn filmografisine bir göz atalım; sizler için mutlaka izlemeniz gereken 10 Audrey Hepburn performansını sıraladık.

Mutlaka İzlemeniz Gereken 10 Audrey Hepburn Performansı

Roman Holiday – 1953

roman-holiday-filmloverss

Audrey Hepburn’ün Avrupa kentlerine yaptıkları ziyaretlerde yapmak zorunda olduğu resmi protokollerden sıkılan prenses Ann olarak karşımıza çıktığı Roman Holiday; Ann’in Roma’ya yaptıkları ziyarette ailesinden ve basından kaçarak şehrin sokaklarını arşınlamasını ve yaşadığı hayattan çok farklı yaşamları keşfetmesini ve doyasıya geçirdiği günü anlatır. Yıllardır özlemini duyduğu yalnızlığa kavuşan Ann, bu şehrin sokaklarında onca zenginliğe rağmen istediği ve ulaşamadığı birçok şeye sahip olacaktır. Amerikalı bir gazeteci olan Joe Bradley ile tanışan Ann için unutulmaz bir Roma seyahatine tanık olduğumuz ve içimizde Roma’ya gitme isteği uyandıran, siyah beyaz görüntülerine rağmen Ann’in renklenen dünyasına bizi tanık eden filmde Hepburn’e Gregory Peck eşlik ediyor.

Sabrina – 1954

sabrina-filmloverss

Yeşilçam Sineması’ndan fazlasıyla tanıdık olan bir konuyla karşı karşıyayız… Sabrina; zengin erkek-fakir kız, külkedisi-prens hikayesidir aslında. New York’un zengin ailelerinden biri olan Larabee’lerin iki zıt karakterli oğulları, David ve Linus’un tek ortak noktası, şoförleri Fairchild’ın kızı Sabrina’dır. Sabrina ise ailenin çapkın oğlu David’e karşı platonik bir aşk beslemektedir. Sabrina 20’li yaşlarına geldiğinde ise babası kızını bu aşktan kurtarmak için onu Paris’e aşçılık okuluna gönderir. İki yıl sonra dönen Sabrina, adeta bir prensese dönüşmüştür ve David’in aklını başından alır. Ancak, bu aşk çok da uzun sürmeyecektir. David bir şirket evliliği nedeniyle biriyle nişanlanmıştır ve bunun önünde engel teşkil eden Sabrina’yı yoldan çekmek David’in abisi Linus’a düşer. İşte o zaman beklenmedik bir şey olur ve Linus da Sabrina’nın büyüsüne kapılıverir. İki kardeşin bir kadına olan aşkını anlatan Sabrina, sonrasında birçok benzerinin çekileceği filmlerin atasıdır aslında. Yönetmenliğini Billy Wilder’ın yaptığı filmde, Sabrina olarak güzeller güzeli Audrey Hepburn’ü izleriz. Humprey Bogard ve William Holden gibi iki başarılı oyuncunun da Hepburn’e eşlik ettiği film, Samuel A. Taylor’un aynı adlı romanından uyarlanmıştır.

Funny Face – 1957

funny-face-filmloverss

Moda yayıncısı Maggie Prescott fotoğrafçı Dick Avery’den yeni bir yüz bulmasını ister. Dergi ekibiyle birlikte şans eseri çekim yapmak için gittikleri Greenwich Village’daki bir kitapçıda çalışan Jo’yu kimse farketmese de, Jo’nun eşi bulunmaz havası ve güzelliği Dick’in gözünden kaçmamıştır. Dick Maggie’yi ikna eder. Jo’yu da Paris’te yeni koleksiyonlarla yapacakları moda çekimlerinde modellik yapmak üzere kandırır ve yola çıkarlar. Elbette genç kadını Paris’e gelmeye iten asıl sebep bu sanat şehrinin onu çekmesidir, modellik ise, ödenmesi gereken küçük bir bedel ve biraz macera. Ancak Jo burada giderek içindeki kadını keşfederken, Dick de Jo’ya aşık olmaya başlayacaktır. Funny Face, Gershwin’in ünlü Broadway müzikalinden uyarlanmıştır.

The Nun’s Story – 1959

the-nun-s-story-filmloverss

Fred Zinnemann’ın yönetmen koltuğunda oturduğu, Kathryn C. Hulme’nin kitabından uyarlanan The Nun’s Story; 2.Dünya Savaşı sırasında Belçika’nın sömürgesinde rahibe olarak görev yapan Gabrielle van der Mal’ın Tanrı’ya duyduğu sevgi ve erkek kardeşini öldürdüğü için düşmana duyduğu nefretin hikayesi. Nefretin gücüne karşı gelemeyen Gabrielle, baş rahibenin ısrarlarına rağmen, kalbinde taşıdığı bu kinle rahibe olarak devam edemeyeceğini söyleyerek farlı bir yol çizmeye karar verir. Film, Hollywood’un elinden çıkan en başarılı din hikayelerinden biri olarak anılır.

Breakfast at Tiffany’s – 1961

breakfast-at-tiffany-s-filmloverss

1950li yılların sonu, birçok insanın hayallerini süsleyen şehir New York’ta yaşayan Holly Golightly adlı bir kadının hikayesinin anlatıldığı Breakfast at Tiffany’s, Audrey Hepburn’ün filmleri arasında en klasikleşmiş olandır. Kıyafetinden, saç stiline; sigara tutuşundan, şarkı söyleyişine kadar birçok özelliğiyle Hepburn’ü Holly olarak hafızalarımıza kazımışızdır. Sabahları kahvaltısını, Tiffany mağazasının vitrinine bakarak yapmaktan hoşlanan bu muhteşem kadını, başka bir şehirde hayal edebilir misiniz? Hepburn çizdiği bu karakterle adeta New York’un ayrılmaz bir parçası olmuştur. Henry Mancini’nin bestelediği, filmde pencere kenarında oturan Hepburn tarafından seslendirilen ‘Moon River’ parçası ise hala kulaklarımızdaki yerini korur. Truman Capote’nin aynı adlı romanından uyarlanan, Blake Edwards’ın yönettiği filmde Hepburn’e George Peppard eşlik ediyor.

Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi