Sinema nedir? İnsanlık neden sinemayı icat etmek zorunda kalmıştır? İyi bir film nasıl olur? Her film çeken yönetmen, her yönetmen sanatçı mıdır? Ve sinema ile ilgilenen herkesin zihninde dönüp duran onlarca soru daha… Bu sorulara onlarca, belki yüzlerce farklı yanıt verilebilir. Kişinin sinema ile kurduğu ilişkiye göre verilen yanıtlar elbette değişir. Kuşkusuz her yanıt değerlidir. Ama bu sorulara verilmiş kimi yanıtlar var ki sinemaya bir yerinden dokunmuş herkesin mutlaka duyması gerekir. Bu soruların peşine düşmüş bir isim de Andrei Tarkovsky. Türkçe’ye Füsun Ant tarafından çevrilen ve Agora Kitaplığı’ndan çıkan Mühürlenmiş Zaman kitabı Tarkovsky’nin bu sorulara verdiği incelikli yanıtları içeriyor. Tarkovsky kitabında sanatın ve sinemanın izini sürüyor. Bunu yaparken felesefe ve sanat tarihinden yoğun bir şekilde besleniyor.

Sorularımıza dönecek olursak; sahi sinema nasıl ortaya çıkmıştı? Tarkovsky her icadın belli bir ihtiyaçtan doğduğunu söylüyor. Yani hiçbir icat kendisi için icat edilmiyor. İnsanlık bir şeylerin ihtiyacını hissettiğinde düşüyor yeni şeylerin peşine. Ama neyin ihtiyacı? Tarkovsky sinemanın icadının 20. yüzyıla denk gelişinin tesadüf olmadığını söylüyor. Yeni icatlar, yeni iş alanları insanları daha hızlı bir yaşam biçimine zorluyor. Bir işten bir işe koşan insan zamanını planlamaya, her anını başka bir şeyle doldurmaya başlıyor. Bunca hızın ve deneyimin ortasında modern hayat, insana düşünme, yaşama, daha doğrusu yaşadığını anlama fırsatı vermiyor. İnsan bu defa yitirdiği zamanın peşine düşüyor. Onu yakalamayı düşlüyor, bunun için uğraş veriyor. Fotoğraf makinesinin icadı ile ‘an’ı yakalamayı başarıyor. Bu da yetmiyor ve hareketi yakalayabilmek için sinematografı icat ediyor. Sinematografın icadı ile “zamanı ilk elden dondurma ve istenilen sıklıkta yeniden yansıtma imkânı” elde edilmiş oluyor. Sinemanın büyüsü de işte buradan geliyor. Rutin hayatın, standartlaşmanın, tekdüzeliği çıkmazında insan sinemayı buluyor. Böylelikle insanların neden sinemaya gittiği sorusu da cevabını bulmuş oluyor. Tarkovsky’ye göre “insanlar sinemaya yitirilmiş, kaçırılmış ya da henüz erişilmemiş zaman yüzünden giderler.” Bunca zamansızlığın içinde, sinema tüm bir yaşamın deneyimini en yoğun şekliyle izleyiciye sunması da dönemin ruhuna uygun düşüyor. Sinema sayesinde zaman sonsuza dek metal kutularda saklanabiliyor.

“İnsanlar sinemaya yitirilmiş, kaçırılmış ya da henüz erişilmemiş zaman yüzünden giderler.”

Fakat hareketin kaydedilebiliyor olması sinemayı bir sanat yapmaya yetiyor mu? Tarkovsky bu soruya cevap arıyor. Sinemanın ilk ortaya çıktığı zamanlarda yalnızca edebiyat eserlerinin ve tiyatro oyunlarının kameraya alındığını söylüyor. Bu ise sinemayı sanat yapan ilkelerin gözden kaçırılmasına ve sinemanın yalnızca ‘kayda alma’ olarak algılanmasına sebep oluyor. Aynı şekilde sinemanın diğer sanat dallarının bir kaynaşması olarak algılanmasının da sinemayı sanat yapan değerlerin tamamen uçup gitmesine neden olduğunu belirtiyor ve sinema eğer bir sanat olacaksa “diğer yakın sanat türlerinin ilkelerinin bir birleşimi olamayacağını” bir kez daha vurguluyor. Sinemayı “olgu biçimini almış zaman”  olarak tarif ediyor ve ideal filmi şöyle tarif ediyor: Bir yönetmenin bir insanın hayatının tümünü an be an kameraya aldığını düşlüyor. Daha sonra elde edilen milyonlarca karelik filmden bir buçuk saatlik bir film çıkarıldığını… Gereksiz bütün ayrıntılardan arındırılmış, parçalar arasındaki ilişkiler sağlam bir şekilde örülmüş bir film… Böyle bir şeyi yapmak imkânsız gibi gözükse de anlatılmak istenen şey gayet basit; sinema bize sınırsız bir mekânda ve sınırsız bir zamanda istediğimiz olguları seçip aralarında mantıklı bir bütün oluşturma özgürlüğünü veriyor. Bu noktadan hareketle bir yönetmeni sanatçı yapan şeyin ise, filmde başkasının izini taşımayan, kendine özgü bir görüntü yapısı ortaya çıkabilmesinde gizli olduğunu söylüyor Tarkovsky.

Peki insanı bir film yapmaya iten temel motivasyon nedir? Tarkovski bu soruya da oldukça yalın, bir o kadar da derin bir yanıt veriyor. “Ne olursa olsun, yalnızca bir meta olarak ‘tüketilmek’ istenmeyen her türlü sanatın amacı, hiç şüphesiz kendine ve çevresine, hayatın ve insan varlığının anlamını açıklamak, yani insanoğluna gezegenimizdeki varoluş sebebini ve amacını göstermek olmalıdır. Hatta belki de hiç açıklamaya bile kalkmadan onları bu soruyla karşı karşıya getirmelidir.” Temel uğraşı insanı ve hayatı anlamak olunca Tarkovsky’nin hareket noktası da yine insan oluyor: “Koca bir evreni içinde taşıyan insan: işte benim tek ilgi odağım. Zira hayat, her zaman hayal gücümüzden daha zengindir. Bu yüzden gerçek bir sanatçı, ancak kendisi açısından hayati bir zorunluluksa yaratma hakkına sahiptir. Ben de sinema sanatıyla seyirciye, hayatın gerçek akışını neredeyse hiç bozmadan aktarma yeteneğini taşımak istiyordum. Sinema sanatının gerçek `şiirsel` özü burada yatar. Benim `kurgu sineması`nı reddetmemin sebebi, seyircinin perdede gördüklerini kendi deneyimleriyle bağdaştarmasına imkân tanımamasıdır. Biz sanatçıların taşıdığı tek sorumluluk, kendi yapıtlarımızın düzeyini yükseltmektir. Nitekim ben de kendi filmlerimde hep, birlikte yaşadıkları insanlara bağlı olmalarına, yani özgür olmamalarına rağmen `içlerindeki` özgürlüğü korumasını bilen insanları anlatmak istemişimdir.”

Kitabı Tarkovsky sinemasının altında yatan düşünsel ve sinemasal zemini anlamaya yönelik bir adım olarak görmek mümkün. Ama sunduğu zengin içerik ile okuyucuyu genel olarak sanat ve sinema üzerine de düşünme pratiğine davet ediyor. Tarkovsky kendi zihin dünyasını okuyucu ile paylaşırken bir yandan da yeni sorulara kapı aralıyor. Yukarıda ilham verici kimi başlıklara yer verebildimse de Mühürlenmiş Zaman’ın bunların çok ötesineki ufuklara yelken açtığını söyleyebilirim. Usta yönetmen, sanat, sinema, sinema tekniği, sanatçı ile halk arasında ilişki, sanatçının sorumluluğu gibi oldukça geniş bir alana dair fikir yürütmesi yapıyor. Bu bakımdan sinemaya bir şekilde gönül vermiş herkesin temel kaynaklarından biri olmayı sonuna kadar hak ediyor. Bana da şimdiden iyi okumalar dilemek düşüyor!

Kitap Adı: Mühürlenmiş Zaman

Yazarı: Andrey Tarkovski

Türkçesi: Füsun Ant

Yayınevi: Agora Kitaplığı

muhurlenmis-zaman-filmloverss

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi