Pilot bölümünün yayınlanmasıyla birlikte tüm dünyada ciddi düzeyde ilgi uyandıran ve gerek konusu gerek vaat ettikleriyle kalite çıtasını oldukça yukarıya koyan Mr.Robot, 1 ayın ardından geçtiğimiz gün yayınlanan ikinci bölümüyle seyirciyi hem mutlu etti hem de şaşkına çevirdi. Dizinin yapımcısı USA Network, ilk bölümde yakalanan etkileşime güvenerek diziye daha şimdiden ikinci sezon onayını vermişken, bizler de seyirci olarak hem güzel bir diziye kavuşmanın mutluluğunu yaşıyor, aynı zamanda karşımızdaki şeyin tam olarak neye evrileceğini merakla bekliyoruz. Mr. Robot 1. Sezon 2. Bölüm itibarıyla söylenebilecek en genel şey ise, Mr.Robot’un keskin kırılmaların ve şaşkınlıkların dizisi olacağıdır.

Mr.Robot ilk bölümüyle oldukça sert bir giriş yapmış, kısıtlı süre içinde pek çok karakter ve olayı bizlere göstermişti. İlk bölümleri ortalama başlayıp sonradan toparlanan dizilerden olmadığını daha ilk andan karşıya hissettiren yapım, sadece olanı izlettirmiyor, aynı zamanda kişisel çıkarımlar ve sorgulamalar yapmaya da imkan tanıyor. İlk bölümde karakter olarak Elliot’u tanımaya başlamış, genel özelliklerini görmüş, insanlarla iletişimi hakkında fikir sahibi olmuş ve konusuna ne kadar hakim olduğunu izlemiştik. İkinci bölüm, bizlere ana karakterimiz hakkında daha fazla bilgi vermesi adına önemliydi. Bu arada ana karakter diyorum ama şu an öyle bir noktada kaldı ki dizi; üçüncü bölümde Elliot’u görmeme ihtimalimiz bile olabilir. Buraya tekrar geri döneceğim.

Sahnelerde Şaşırtıcı Detaylar Gizli

İlk bölüm oldukça sinematogtafik bir sahne ile kapanışını yapmıştı, Mr. Robot 1. Sezon 2. Bölüm aynı noktadan devam etti. Takım elbiseli silüetler ve yüksel binalar… Evil Corp’un Siber Güvenlik Uzmanı ve şirketin avukatları, Elliot’un karşısında durmaktadırlar ve konuşma şu kilit cümleyle başlar: “Elinde bir silah olan, banka soyabilir. Elinde bir banka olan, dünyayı soyabilir.” Güç üzerine yapılan konuşmaların ardından Elliot’a Evil Corp’un baş siber güvenlik uzmanı olması için, 5 sene içinde multi milyarder olabileceği bir teklifte bulunuluyor ve genç adam bu teklifi reddediyor. Kişisel zenginlikten ziyade genelin refahına inanan Elliot’un teklifi reddetmesi şaşırtıcı değildi. Sahnede teknik bir detay hayli şaşırtıcıydı. Sinemada bazı altın kurallar vardır. Seyircinin bir karaktere saygı göstermesini; onu yüce, ulu görmesini istiyorsanız alt açıdan çekersiniz ve böylelikle karakteriniz daha yukarıda üst bir noktada konumlanır. Tam tersi de geçerlidir; birini aşağı göstermek için kamerayı üste kurarsınız ve seyirci alttaki karaktere acıyan gözler ile bakar. Bu bilinç altının çözülmüş temel kurallarından biridir ve gerçekten de genel geçerdir. Mr.Robot’un ikinci bölümünde bu durumun yerle bir edildiğini gördüğümde küçük çaplı bir şok yaşadım. Elliot’a teklifi yapan Tyrell, sandalyede oturmasına ve Elliot da ayakta durmasına rağmen, yaratılan mizansenin başarısıyla doğru orantılı olarak tüm dengeler değişmiş. Tyrell ne kadar karizmatik, kendinden emin ve olaya hakim ise Elliot da doğal olarak yeni bulaştığı bu yeni dünyada neredeyse bir hiç gibi gözüküyor. Konumlara zıt şekilde bir anlığına da olsa Elliot’ı ezik olarak görüyor, karşısındakini yüce olarak algılıyoruz. Daha sonra Elliot’un yanına gelerek uzun boyuyla karaktere üstten bakan Tyrell Wellick, ilerleyen bölümlerde çok daha kritik noktalarda karşımıza çıkacak gibi duruyor.

Yazılım dünyasına, teknik bölümlere ve terimlere hiç hakim bir adam olmasam da o dünya içinde her şeyin en temelde 1’ler ve 0’lardan oluştuğuna dair bir geyik döndüğünü bilirim. Olasılıklar ve hesaplamalar… Uzun bir bekleyişin ardından Elliot ile iletişime geçen FSociety ve Mr.Robot’un yeni planı, içinde masum insanların da olduğu bir binayı patlatmaktı. Bu patlama, aynı zamanda pek çok insan hakkındaki borç verilerinin de silinmesi anlamına geliyordu fakat yine de ucunda masumların hayatı vardı. Bu noktada Mr.Robot, Elliot’un kararını değiştirmek için onunla kendi bildiği dilden konuşmayı seçti ve şunu söyledi: “Sen 1 misin yoksa 0 mı?”, “Evet misin, hayır mı?”. Bilgisayar, yazılım ve kod dünyasında iki seçeneğiniz vardır, ya o’dur ya diğeri, arada kalmış başka seçenekler yoktur. Sadece siyah ve beyaz vardır, grilere yer yoktur. Elliot da hayat içinde gerçekten bütün işlerin iki seçenekten mi ibaret olduğunu anlamaya çalışmaktadır. Bu noktada Elliot’un torbacısı Shayla’nın durumu da bahsettiğimiz şey ile örtüşmektedir. Genç kadın tecavüze uğramasına rağmen para kazandığı için bir çete lideriyle ilişkisine devam etmektedir. Çünkü onunla yollarını ayırsa geçinemeyeceğini düşünmektedir. İnsanların en büyük problemleri seçme ihtimalleri olmadığına inanmalarıdır. Fakat şunu kimse unutmamalıdır ki elinizde bir seçenek yoksa onu var edecek olanlar yine sizsiniz. Elliot da bu noktada olayın, FSociety’nin ve Mr.Robot’un takımı içinde yer almayı reddeder.

Mr. Robot 1. Sezon 2. Bölüm: Bu Daha Başlangıç, Devrime Devam

Özellikle son dönem dizilerde öne çıkan bir durum vardır ki o da; bölüm finallerinin adeta sezon finali kıvamında olma durumu. İlk iki bölümde Mr.Robot bunu gösterdi ki her yeni bölümü büyük bir merak içinde bekleyeceğiz. Elliot başta reddettiği teklifi kendi yöntemleriyle uygulamayı kabul ettiğini söylemek için Mr.Robot ile buluştuğunda karşısındaki adam güven ortamının kurulması için geçmişindeki büyük yaralardan birini, babasını anlatmasını istedi. Elliot’un babası Evil Corp’un en başarılı bilgisayar mühendislerinden biriyken kan kanserine yakalanıyor ve işinden ayrılıyor. Bu durumu sadece 8 yaşındaki oğlu Elliot’a söylüyor ve annesi dahil herkesten gizlemesini istiyor. Hastalığın ilerlediği aşamalarda çocuk Elliot daha fazla dayanamıyor ve durumu annesiyle paylaşıyor. Bir şekilde babasına verdiği sözü tutmuyor, ona ihanet ediyor ve babası da son nefesine kadar Elliot’u affetmiyor. Mr.Robot ile Elliot arasındaki bu konuşma lunaparkın yüksek duvarlarından biri üzerinde gerçekleşiyor ve karşısındakinin verdiği sözü tutmadığını, ihanete yatkın olduğunu sonucunu çıkaran Mr.Robot, Elliot’u duvardan aşağıya itiyor. BOOOM! Nasıl ya? Elliot ana karakter değil miydi? Dizi onun dizisi değil miydi? Aslına bakarsak ilk 2 bölüm tamamen Elliot üzerine kurulmuş olsa bile; oyuncunun, karakterine ne kadar yakıştığı üzerine onlarca geyik vs. dönse bile bir an durup düşündüğünüzde büyük resimde bazı ilginç unsurlar ortaya çıkıyor. Özellikle bazı sinema filmlerinde başta hikayenin belli bir karakter üzerinde ilerleyeceği mesajı verilip ardından ters köşe yapılarak dümen bambaşka bir yöne kırılabilir. Bunun örneklerini gördük. Dizinin ismine baktığımızda da Elliot’a dair, yapılması planlanan devrime dair bir şey yok. Dizinin ismi Mr.Robot! Yani ilk iki bölümde gördüğümüz her şey aslında bir ısınma turu olabilir. Dizinin jeneriğindeki Mr.Robot yazısının fontu ve özellikle neon’a yakın parlak renklerdeki kullanımı da bende beklenmedik dönüşümlerin yaşanmasına işaret eden bir algı uyanmasına sebep oldu. Bir de şöyle bir teori var ki Mr.Robot ve Elliot’un aynı kişi olma durumları. Kendi kendine konuşmayı seven ve ciddi içsel mücadeleler içinde olan Elliot’un zihninde yarattığı bir karakter olabilme ihtimali de var Mr.Robot’un. Elliot’u itmeden önce Mr.Robot’un sırtını sıvazlarken, bu tensel temasa genç adamın hiç tepki vermemesi sizce de biraz düşündürücü değil mi? Üçüncü bölümden yayınlanan fragman ile birlikte bu ihtimal daha da kuvvetleniyor sanki çünkü Elliot’ı küçük bir kaç yarayla ayaklanmış olarak görüyoruz. Daha çok çılgınlık göreceğiz, daha çok şaşıracağız.

Mr. Robot gerçekten dizi piyasasına oldukça sert, sağlam bir giriş yaptı. Breaking Bad sonrasında hiç bir diziyle ciddi bir ilişki yaşayamayan, hep one night stand modunda takılan ben, gerçekten bir diziye karşı yeniden heyecanlanmaya başladığım için oldukça mutluyum. Elliot olsun olmasın, dizi sadece Mr.Robot üzerine kurulsun kurulmasın, karşımızda gerçekten kaliteli ve efsane olmaya aday bir yapım var.

Bu daha başlangıç, devrime devam…

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi