Sinema dünyasında yer etmiş isimlerin hayatlarının belli bir dönemine odaklanan filmler son yıllarda moda haline geldi. 2011’de izlediğimiz Marilyn ile Bir Hafta ve geçen sene izlediğimiz Hitchcock bu yapıya sahip biyografik filmlerdi. Mr. Banks ‘de bu iki filmin yolundan ilerliyor aslında. Fakat derdini daha geniş bir öyküye ve neden sonuç ilişkisine dayandırarak anlatıyor. 1964 yılında oldukça ilgi gören klasik film Mary Poppins’in yapılış sürecine odaklanan film bunu yazar P.L. Travers’ın hayatı ve kitabın Walt Disney tarafından beyazperdeye aktarılmasını bağdaştırarak bizlere aktarıyor.

Mr. Banks’in kamera arkasındaki kişi ise John Lee Hancock. 2009 yılında yönettiği The Blind Side’ın aldığı Oscar adaylığı ile en büyük başarısını kazanan Hancock, aynı filmle Sandra Bullock’un da en iyi kadın oyuncu ödülüne uzanmasına ön ayak olmuştu. The Blind Side dışında hayli zayıf filmlerden oluşan bir kariyere sahip olan yönetmenin belki de en yetkin işi diyebilirim Mr. Banks için. Diğer filmleri ile karşılaştırıldığında atmosfer oluşturma ve oyuncu yönetimi anlamında yönetmenin mesafe kat ettiği göze çarpan bir durum. İlerleyen yıllarda daha güçlü senaryolarda etkileyici işlere imza atabileceğini düşünüyorum.

Saving Mr Banks - filmloverss 1

Mr. Banks’in senaryosu iki parçalı bir yapıya sahip ve film bize bunu sıçramalı kurgu ile yansıtıyor. 1906 ve 1961 arasında sürekli gidip geliyoruz. 1906’da geçen bölümlerde yazar Pamela Travers’ın çocukluğuna ve babası ile ilişkisine odaklanırken, 1961’de geçen bölümlerde Pamela Travers ve Walt Disney arasındaki Mary Poppins’in filme uyarlanmasına dair yaşanan olaylara şahit oluyoruz. Filmin bu iki bölümünde de kilit olan noktalar yazar Travers’ın hayatını şekillendiren iki farklı erkek figürü aslında. Filmin başlarından itibaren oldukça huysuz ve geçimsiz biri olarak tasvir edilen Travers’ın neden böyle olduğuna dair ortaya çıkan soru işaretleri ise geçmişine yönelik olaylar açığa çıktıkça netliğe kavuşuyor. Mary Poppins’in arkasından yatan gerçek ve dramatik öyküyü de bu şekilde öğrenmiş oluyoruz.

Oyunculuklara gelecek olursak filmin bu anlamda doyurucu olduğunu söyleyebilirim. P.L. Travers rolünde  Emma Thompson kariyerinin en iyi performanslarından birini ortaya koyarken, Tom Hanks ise Walt Disney olarak gayet inandırıcı ve abartıdan uzak bir iş çıkarmış. Bu iki ismi bir kenara ayırırsak filmin esas sürprizi Colin Farrell bence. Travers Goff olarak oldukça önemli bir karaktere hayat veren Farrell, filmin duygusal yönünü sırtlayan incelikli bir performansa imza atmış.

Mr. Banks’in ilerleyen yıllarda bir kalıcılığı olacağını düşünmüyorum ama sonuç olarak seyirciye kendisini izletmeyi başaran gerçek bir öykü var karşımızda. Hem Walt Disney gibi bir dehayı içermesi hem de Mary Poppins gibi önemli bir filmin arka planını göstermesi bakımından görülmeli. 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi