Yer aldığı filmlerle kariyerini deyim yerindeyse her seferinde bir adım ileriye taşıyan Ryan Gosling, son olarak La La Land ve Song to Song filmleriyle Hollywood’un vazgeçilmez isimlerinden biri haline geldi.

Kanadalı aktör,  En İyi Erkek Oyuncu Oscar Ödülü’ne 2006 yılında Half Nelson (2006) ile aday olan 1980’lerde doğarak ilk oyuncu olmuş oldu. Oscar konusunda bu yıl da iddiasını sürdürmüş olan ve La La Land ile muhteşem bir performansa imza atan Ryan Gosling En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü Manchester by the Sea ile yürek burkan bir oyunculuk sergileyen Casey Affleck‘e kaptırdı. Sonrasında Song to Song ve Blade Runner: 2049 ile bir araya geldiğimiz Ryan Gosling ile ilgili olarak son kertede Willy Wonka karakterini canlandırabileceği yönünde dedikodular dolaşıyordu. Projenin akıbeti ne olur bilinmez ancak Ryan Gosling mükemmel aurasıyla kendi kitlesini çoktan yaratmış durumda.

Mouseketeer’dan Blade Runner’a Ryan Gosling!

The Notebook (2004) ile romans konusunda önemli bir çıkış elde eden ve geniş kitlelere ulaşmayı 24 yaşında başaran Gosling’in önünde seçenekler belirdi: Başarı elde ettiği yoldan ilerleyip Hollywood’un aşık erkeği olmak ya da Indie filmlere yönelmek ve kariyerini girdiği yoldan döndürüp farklı bir istikamete çevirmek. Gosling, neyse ki tercihini ikinci seçenekten kullanarak her adımda kendisini daha da geliştirdi. Nicolas Winding Refn, Denis Villeneuve, Terrence Malick gibi önemli yönetmenlerle çalıştı. Benim kişisel olarak en sevdiğim Gosling performanslarından biri Nicolas Winding Refn imzalı Driver (2011) filmidir. Yanı sıra La La Land ile şarkı söyleyip dans eden ve hatta piyano çalan Gosling her geçen gün daha da mükemmelleşiyor.

Ryan Gosling’in kariyer adımlarını inceleyen videoya aşağıdan ulaşabilirsiniz.


Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi