Henüz 20 yaşındayken Annemi  Öldürdüm (J’ai tué ma mère) gibi çarpıcı bir yapımla kariyerine başlayan Xavier Dolan, Cannes Film Festivali’nden üç ödülle dönmüştü. Dolan bu kez son filmi Mommy ile Cannes Film Festivali’nde Godard, Crononberg, Ken Loach gibi büyük ustalarla Altın Palmiye için yarışmakla kalmadı, salonda yaklaşık on dakika boyunca ayakta alkışlandı.

Otobiyografik özellikler taşıyan, genellikle ana karakteri kendisinin canlandırdığı ve homoseksüelliği merkeze almasa da bunun üzerinden hikayeler anlatan genç yönetmenin, Mommy’de bu unsurların biraz daha dışına çıktığı görülüyor. Bu kez filminde oyuncu olarak yer almayan Xavier Dolan, Steve rolü için olağanüstü oyunculuğuyla izleyiciyi tamamen hikayenin içine almayı başarabilen Antoine-Oliver Pilon’u seçmiş. Steve’in, hayatını nispeten dağınık yaşayan ama oğlunun dönmesiyle her şeyi bir arada tutmaya çalışan annesi Diane Despres ve iki sene önce akıcı konuşma yetisini kaybetmiş bir öğretmen olan komşuları Kyla rollerine ise yönetmenin daha önceki filmlerinden de tanıdığımız Anne Dorval ve Suzanne Clement etkili bir biçimde can veriyor.

Mommy, çıkardığı yangın sonucu artık ıslah evinde de istenmeyen 13 yaşındaki hiperaktif ve öfke kontrolü problemi olan Steve’in, annesi Diane ile tekrar  birlikte yaşamaya başlaması genel konusunda ilerliyor. Annesine büyük bir aşk duyan Steve’in bu büyük sevgiye rağmen iflah olmayan davranışlarının ve öfke krizinin annesini de çileden çıkardığı bir gün karşı komşuları Kyla ile tanışırlar. Kyla, yaşadığı bir travma sonucu özellikle kendisini rahat hissedemediği ortamlarda kekeleyen ve artık mesleğini yapamayan bir öğretmendir. Kocasının ölümü ve bıraktığı borçlardan sonra hayatını toparlamaya çalışan Diane ise oğluyla birlikte daha çok savrulacağı bir döneme girmiştir. Genel olarak Steve’in optik bakışından izlediğimiz film, ara ara anne Diane’e yönelse de film genelinde bu üç karakterin duydukları temel ihtiyaçlar ışığında ilerlemelerini izliyoruz.

Xavier Dolan, senaryonun da yazarı olarak Steve karakterinin öyle derinlerine inebilmiş ve o kadar içini doldurabildiği canlı bir karakter yaratmış ki, film sonunda Steve’in herhangi bir duruma nasıl tepki vereceğini artık seyirci de öğrenmiş oluyor. Steve, annesine her şeyden çok değer veren ve ona tapan ama sözleri ve öfkesiyle incitmekten de çekinmeyen bir oğul aslında, ve seyirci olarak biz de kendimizi Steve’in annesi Diane gibi konumlandırıyor, onu hem seviyor hem de ondan korkuyoruz. Diane’in bir anne olarak, çizilen genel “kutsal anne” portresinden oldukça farklı bir karakter olduğunu ve onun yönetmen tarafından da farklı olarak nitelendirilişinin vurgulandığını daha açılış sahnesinde görebilmek mümkün. Oğlunu çok seven ve Steve’in sakin kalabildiği zamanlarda onunla çok iyi anlaşan, kutsal anne olabilmek için iyilik timsali olmak zorunda olmadığını kanıtlayan deli dolu bir anne Diane ve Xavier Dolan’ın incelikle işlediği bir diğer karakter.

Mommy, dahi yönetmen sıfatını hak eden Xavier Dolan’ın en güçlü filmi olarak görülebilir. Uzun süresine rağmen izleyiciyi hikayenin içine çekip, derinliklerinde kaybeden ve bittiğinde adeta izleyicisini geri kusan film. Bu his aslında filmik zaman ve mekana seyirci olarak ne kadar dahil olduğumuzun bir kanıtı.

Ayrıca, sinemada farklı bir şey deneyerek filmini 1:1 çerçeve oranıyla çeken Xavier Dolan, bu durumu dikkat edilmesi gereken bazı sahnelerde kırıyor. Bu kırılmalar bizi Steve’in iç dünyasına daha da adapte edebilmesi sebebiyle ustaca yerleştirilmiş ayrıntılar olarak değerlendirilebilir.

Sonuç olarak adından daha uzun yıllar söz ettirebilecek bir dehaya sahip olduğunu kanıtlayan genç yönetmen, izleyicisine sevgi ve öfkenin iki ayrı uç olmadığını ve ne kadar iç içe geçebileceğinin dramatik ve sarsıcı bir hikayesini sunuyor. Derin bir nefes alarak izlenmesi tavsiye edilir!

Henüz 20 yaşındayken Annemi  Öldürdüm (J'ai tué ma mère) gibi çarpıcı bir yapımla kariyerine başlayan Xavier Dolan, Cannes Film Festivali’nden üç ödülle dönmüştü. Dolan bu kez son filmi Mommy ile Cannes Film Festivali’nde Godard, Crononberg, Ken Loach gibi büyük ustalarla Altın Palmiye için yarışmakla kalmadı, salonda yaklaşık on dakika boyunca ayakta alkışlandı. Otobiyografik özellikler taşıyan, genellikle ana karakteri kendisinin canlandırdığı ve homoseksüelliği merkeze almasa da bunun üzerinden hikayeler anlatan genç yönetmenin, Mommy’de bu unsurların biraz daha dışına çıktığı görülüyor. Bu kez filminde oyuncu olarak yer almayan Xavier Dolan, Steve rolü için olağanüstü oyunculuğuyla izleyiciyi tamamen hikayenin içine almayı başarabilen Antoine-Oliver Pilon’u seçmiş. Steve’in, hayatını nispeten dağınık yaşayan ama oğlunun dönmesiyle her şeyi bir arada tutmaya çalışan annesi Diane Despres ve iki sene önce akıcı konuşma yetisini kaybetmiş bir öğretmen olan komşuları Kyla rollerine ise yönetmenin daha önceki filmlerinden de tanıdığımız Anne Dorval ve Suzanne Clement etkili bir biçimde can veriyor. Mommy, çıkardığı yangın sonucu artık ıslah evinde de istenmeyen 13 yaşındaki hiperaktif ve öfke kontrolü problemi olan Steve’in, annesi Diane ile tekrar  birlikte yaşamaya başlaması genel konusunda ilerliyor. Annesine büyük bir aşk duyan Steve’in bu büyük sevgiye rağmen iflah olmayan davranışlarının ve öfke krizinin annesini de çileden çıkardığı bir gün karşı komşuları Kyla ile tanışırlar. Kyla, yaşadığı bir travma sonucu özellikle kendisini rahat hissedemediği ortamlarda kekeleyen ve artık mesleğini yapamayan bir öğretmendir. Kocasının ölümü ve bıraktığı borçlardan sonra hayatını toparlamaya çalışan Diane ise oğluyla birlikte daha çok savrulacağı bir döneme girmiştir. Genel olarak Steve’in optik bakışından izlediğimiz film, ara ara anne Diane’e yönelse de film genelinde bu üç karakterin duydukları temel ihtiyaçlar ışığında ilerlemelerini izliyoruz. Xavier Dolan, senaryonun da yazarı olarak Steve karakterinin öyle derinlerine inebilmiş ve o kadar içini doldurabildiği canlı bir karakter yaratmış ki, film sonunda Steve’in herhangi bir duruma nasıl tepki vereceğini artık seyirci de öğrenmiş oluyor. Steve, annesine her şeyden çok değer veren ve ona tapan ama sözleri ve öfkesiyle incitmekten de çekinmeyen bir oğul aslında, ve seyirci olarak biz de kendimizi Steve’in annesi Diane gibi konumlandırıyor, onu hem seviyor hem de ondan korkuyoruz. Diane’in bir anne olarak, çizilen genel “kutsal anne” portresinden oldukça farklı bir karakter olduğunu ve onun yönetmen tarafından da farklı olarak nitelendirilişinin vurgulandığını daha açılış sahnesinde görebilmek mümkün. Oğlunu çok seven ve Steve’in sakin kalabildiği zamanlarda onunla çok iyi anlaşan, kutsal anne olabilmek için iyilik timsali olmak zorunda olmadığını kanıtlayan deli dolu bir anne Diane ve Xavier Dolan’ın incelikle işlediği bir diğer karakter. Mommy, dahi yönetmen sıfatını hak eden Xavier Dolan’ın en güçlü filmi olarak görülebilir. Uzun süresine rağmen izleyiciyi hikayenin içine çekip, derinliklerinde kaybeden ve bittiğinde adeta izleyicisini geri kusan film. Bu his aslında filmik zaman ve mekana seyirci olarak ne kadar dahil olduğumuzun bir kanıtı. Ayrıca, sinemada farklı bir şey deneyerek filmini 1:1 çerçeve oranıyla çeken Xavier Dolan, bu durumu dikkat edilmesi gereken bazı sahnelerde kırıyor. Bu kırılmalar bizi Steve’in iç dünyasına daha da adapte edebilmesi sebebiyle ustaca yerleştirilmiş ayrıntılar olarak değerlendirilebilir. Sonuç olarak adından daha uzun yıllar söz ettirebilecek bir dehaya sahip olduğunu kanıtlayan genç yönetmen, izleyicisine sevgi ve…

Yazar Puanı

Puan - 86%

86%

Adından daha uzun yıllar söz ettirebilecek bir dehaya sahip olduğunu kanıtlayan genç yönetmen, izleyicisine sevgi ve öfkenin iki ayrı uç olmadığını ve ne kadar iç içe geçebileceğinin dramatik ve sarsıcı bir hikayesini sunuyor. Derin bir nefes alarak izlenmesi tavsiye edilir.!

Kullanıcı Puanları: 4.65 ( 10 votes)
86
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi