Önceki Sayfa1 / 3Sonraki Sayfa

Avant-garde (Avangart), yalnızca sinemaya özgü bir terim olmamakla beraber, yenilik inovasyon odaklı çalışmalar yapmayı gerektirir. Öncülük gerektiren bir tavır olmasından dolayı, her dönemin avangart bir çalışmasından ve sanatçısından da bahsetmek pekala mümkündür. Ama bazı sanatçıların ve akımların çok daha öne çıktığını da unutmamak gerek.

Bir sanat akımına öncülük edebilmek yalnızca yeni bir fikirle gerçekleşemiyor elbette. Bu fikri belli bir disiplin ve karakteristik ögelerle besleyebilmek ve onun devamlılığını sağlayabilmek; ardından gelecek sanatçılara da örnek teşkil edebilecek şekilde olgunlaşmasına vesile olmak gerekiyor. Alman Ekspresyonizmi (Dışavurumculuk) veya Fransız Yeni Dalgası, sinemadaki avangart akımların en derin, sanatın yönünü net biçimde değiştirebilmiş örneklerin başında gösterilebilir. Bugün bile ekspresyonist sanatçılar ve eserler gördüğümüzde yaygın sinema anlayışından nasıl ayrıldıklarını rahatlıkla fark etmek mümkün oluyor.

Günümüz sinemacılarının az da olsa önemli bir kısmı da kendi işlerini ana akım sinema anlayışından ayırarak, özgün ve karakteristik işler ortaya koymaya çalışıyor. Bu bağlamda, henüz rahatlıkla adını koyabileceğimiz pek az akım olsa da, bu sinemacıların varlıklarını inkar etmek ya da onları yalnız görmek hiç doğru bir yaklaşım değil. Çünkü, her teşebbüs sinema tarihine yer etmiş önemli akımlar gibi birkaç kişinin önderliğinde oluşamıyor ve yerleşemiyor. Dönemimizde üreten sinemacıların ortaya koyduğu eserler, genellikle adını koyabileceğimiz belli bir grup insan tarafından ortaya konmuyor. Gerek çeşitli fonların varlığı, gerek teknik gelişmeler, gerekse dünyanın küçülmesiyle en uzak köşelere bile uzanmaya yeltenmemiz muhteşem bir çeşitlilik imkanı sunuyor. Demek istediğim, aynı coğrafyada yaşamak artık fikir birliğine sahip olmayı gerektirmiyor, bunu sağlamıyor. Sanat çevresi mesafe kabul etmediğinden, aynı şehirde yaşayan sinemacıların farklı sinema dillerini benimsemesi veya farklı konuları dert edinmesi pek olası. Avrupa’yı darmadağın eden İkinci Dünya Savaşı sonrası Fellini, Pasolini ve Cocteau gibi isimlerin benzer motivasyonlarla hareket etmeleri ne kadar akla yatkın geliyorsa, bugün de bir Japon yönetmenle bir İsveçli yönetmenin benzer sinemasal anlayışları benimsemeleri bir o kadar akla yatkın.

Toparlayacak olursam; günümüzde ana akımdan uzaklaşmak ve kendilerini özgün bir biçimde ifade etmek isteyen yönetmenler, dünyayı kendilerine nasıl daha yakın hissediyorlarsa sanatlarını da o doğrultuda şekillendiriyorlar. Teknik açıdan bu bir Iphone kamerası kullanmak da olabilir, 16mm manuel bir kamera kullanıp negatifleri banyo ederek filmi hazırlamak da olabilir. Filmler anlatı açısından önemli farklılıklar barındırabilir. Dönemlerden bağımsız olarak, kişinin kendini en iyi nasıl ifade edebileceğini bulmakla ilgili aslında pek çok şey. Günümüzde eserler veren sinemacılardan bazılarına yer vereceğimiz Modern Avangart Filmler dosyamızda, modernist dokunuşlarını avangart anlayışla besleyen isimler bulacaksınız.

Önceki Sayfa1 / 3Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi