Sokrates, savaş bitkini fakat statükoya sâdık Atina demokrasisine bilmediği her şeyin arkasına sığınarak baş kaldırdığında kalemi kendi kırar. Ölüm yeniden dirilişi beraberinde getirecekse amaçlıdır ki tembel bir toplum rahatsız edici atsineğini öldürmek için ayağa kalktığında hareket etmek ve ilerlemek zorunda kalır. 

Antik Yunan’ın öğretileri, mitleri ve sanat eserleri Karanlık Çağ’dan İslam öğretilerine, Renaissance’tan post-modern topluma kadar arketiplerini, anlatısını ayakta tutarak ve değişmiş toplumun yeni ihtiyaçlarını bilfiil yeniden gidererek ölümlülerin ölümsüz kaygılarını tekrar ve tekrar anlattı. Her türlü sanat formunda yer edinen Antik Yunan’ın izdüşümünü sinemada da yer edindi. Sinema, sürekli kendinden önce var olmuş hikâyelere, temalara, estetik algısına sırtını dayıyor. Sinemanın ilhâmını bir yana koyarsak, Sanayi Devrimi’nden sonra ortaya çıkan ve yaş itibariyle çok genç olan form Batı toplumunda sadece tek bir ekonomik modelde etkisinde var oldu. Bu yüzden sanat algısından öte kapitalizm içinde ayrıca da bir rolü var. 

Mitolojinin Standartlaşması

Tüketim toplumunun herkesi kapsayabilme saplantısıyla antik çağda yaratılmış hikâyeler de standartlaştırılarak ve her ne kadar genç olsa da klişe bir algıyı çoktan geliştirebilmiş sinemada daha fazla seyirciye ulaşabilmeyi amaçlıyor. Sektörde kültürel hegemonyasını çoktan sağlamlaştırmış Hollywood sineması, öykülerin bolluğu ve bunların aksiyon janrına hizmet edebilme potansiyelleri açısından mitolojiye sıklıkla başvurur. Günümüzün ekonomik modelinde sinemanın da tek-tipleşerek ve alt tabaka temelinde yükselir. Ana amaçsa doğal olarak daha fazla seyirciye ulaşıp tüketim potansiyelini maksimize etmektir. Yunan mitolojisinin ana akım sinemada, barındırdığı savaşçı niteliğiyle aksiyon janrına sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Edebi okumadan soyutlanan adaptasyonlar basit olay örgüsü ve bol aksiyon sahneleriyle en küçük ortak paydayı hedefleyerek Adorno’nun standartlaşmasını somutlaştırır. 

2000li yıllarda çekilen Troy, Clash of the Titans (Titanların Savaşı), 300 Spartalı gibi yapımlar Yunan mitolojisini Hollywood sinemasında basite indirgeyenlerden yalnızca birkaçı. Bu yapımların ortak özelliği ise Antik Yunan’ı basmakalıp Hollywood anlatısında tekrar yaratarak aksiyon sahneleriyle görseli ön plana çıkarmalarıdır ve böylelikle sinemanın entertainment (eğlence) rolüne hizmet etmeleridir. Sanatın eğlence algısı Helen dünyasında da mevcuttu; nitekim tragedya ve komedya Dionysia festivaliyle seyirciyle buluşur ve eğlendirmeyi hedeflerdi. Sinemanın bizi eğlendirdiği bir gerçek fakat 7. sanat olarak ele aldığımızda onun beslendiği dallardan biri olan mitolojiyi yeniden biçimlendirme görevi var. Antik Yunan bir yandan eğlendirirken öte tarafta dönüşerek önemli sanatçıların elinde yeniden var olmaktadır. 

Lars von Trier Sinemasının Sütunu: Medea Tragedyası

Yunan mitleri ve tragedyaları erkek kahramanı başa alarak kahramanlığı anlatırken Antigone, Clytemnestra, Elektra ve Medea gibi eserler kadın figürlerin öykülerini anlatır. Antik Yunan’da yurttaş sayılmayan ve ikinci sınıf insan muamelesine maruz bırakılan kadınların hikâyeleri erkek egemen toplumun yiğit kahramanları kadar ilgi çekmez. Dionysia’ya katılan üç tragedyadan sonuncunun Medea seçilmesi şans eseri değildir; Medea, güç sahibi olmak isteyen (eski) kocasından intikam aldığı gibi o dönemde Yunan toplumu tarafından antagonize edilmiş barbar toplumundan geldiği için de seyirciden hiçbir şekilde sempati görmez. Yine de Medea bugünlere ulaşabildi ve hem tiyatroda hem de feminist okumalarda önemli bir yere sahip. Sinemasında cinselliği, acısı, kefaretiyle kadına bakan Lars von Trier erken döneminde Medea tragedyasını 75 dakikalık bir televizyon filmi olarak uyarladı. Yönetmenin işlediği temaları zemin olarak düşünürsek bugün sinemasını yükselten sütunlardan birini Medea’dır.

Lars von Trier’in Medea uyarlamasını bugünkü sinemasının deneysel bir eskizi olarak görülebilir. Kadının var oluşunun kökenine, yani antik çağa inerek bireysel sinematik anlatısını geliştirecek bir tragedyayı çeker ve bunu yaparken ileride ana figürü olacağı akım Dogme 95’in elementlerini deneme şansı yakalar. Filme baktığımıza şiirsel ve Triervari görsel anlatı ön plandadır ve orijinal metni genişleterek eklediği tutku ve cinsellik ögeleriyle kendince Medea’nın kaderini derinleştirerek sorgular. Amerikan film kritiği Dave Kehr, Medea uyarlamasını “Bay von Trier antik tragedyayı psikolojik modern dramaya uyarlama dürtüsünü reddetti,” diye yorumluyor. Yönetmen bunu yaparak baş karakteri kendi dünyasından soyutlamaz ve ardından çektiği filmlerde kadın ve toplumu bağını kurgularken daha deneyimlidir. Medea, bugün Lars von Trier’i Lars von Trier yapan denemelerden biridir; yönetmense etkileyici bir uyarlamaya imza atarak Medea’yı kendi sinema evreninde yontarak yeniden şekillendirir. 

mitoloji-2-filmloverss

Orfe’nin Değişmeyen Yazgısı 

Şair ozan Orfe’nin (Orpheus) yaşamı ve öğretisi Yunan mitolojisi, erken dönem Hıristiyanlığı kadar edebi ve görsel sanat için de önemlidir; bu yüzden Orfe Ölüler Diyarı’ndan tekrar ve tekrar geri dönüyor. Marcel Camus’nün Orfeu Negro’su (Siyah Orfe) tam anlamıyla Orfe-Evridiki (Eurydice) aşkına odaklandığı söylenemez; nitekim âşıklarla zaman-mekan yani Rio Karnavalı filmde yarı yarıya yer edinirler. Döneminden binlerce yıl sonrasında farklı bir coğrafyada başka ırk ve geçmişten gelen insanların yeniden canlandırdığı atmosferde yeniden doğan Orfe ve Evridiki’nin bileşenleri değişmiş fakat yazgıları aynıdır.   Camus’nün eseri her ne kadar mitolojik karakterlerin rollerine, aşka ve tragedyanın esansına sâdık kalsa da olay örgüsünü yaşadığımız çağın gerçekçiliğinden soyutlamaz fakat gerçekçiliğin dünyevi sorunlarına da yer vermeden incecik bir çizgi üzerinde, dengesini kaybetmeden ilerler. Orfe ölen Evridiki’nin ardından Ölüler Diyarı’na, Hades’e gitmez; yolu morga düşer. Karnaval döneminin öforisinde (euphoria) siyahilerin sosyo-ekonomik sorunları görünmezdir. Camus’nün Orfe’si Antik Yunan’dan beslendiği gibi ayak  bastığı kıtanın büyülü gerçekçiliğinden de etkilenir. 

Sinemaya şiirsel bir form olarak yaklaşan Jean Cocteau ise Orphic Üçlemesi’nde Orfe mitini üç kere yıkıp tekrar şekillendirdi. Orfe’nin Ölüler Diyarı’na yolculuğunu baz alan filmler farklı açılardan Orfe’nin yaşam-ölüm arasındaki sıkışmışlığını, şairliği ve sanatçı-eseri ilişkisini irdeler. İlk film Le Sang d’un Poète’le (Bir Şairin Kanı) avant-garde bilinç akışını yakalayan artist her ne kadar Un Chien Andalou (Bir Endülüs Köpeği) ve L’Âge d’Or (Altın Çağ) ile kıyaslansa da Cocteau sürrealizmin siyasal eleştirisini reddeder ve bilinç akışını toplumdan soyut, sanatçıya dönük inceler. İkinci film Orphée, öykülemeye giderek Orfe-Evridiki ilişkisini çağdaş Paris’e taşır ve şairin Ölüler Diyarı’yla olan ilişiğini mitten farklı kurgular. Orfe, Ölüler Diyarı’na aşkı bulabilmek için gider fakat âşık olduğu kişi Evridiki değil Ölüm’ün kadın sûretidir. Aşkı başka bir kadında canlansa da mitik yazgısı ebedidir. Cocteau her filminde Orfe’nin bütünlüğünün farklı detaylarına odaklanarak bireysel deneyimleri ve inançlarıyla süsler; her filmde Cocteau’nun sanatçı kimliğinden parçalar görmek mümkün. Cocteau Orfe’yi 20. yüzyıla taşıdığı gibi bir yirminci yüzyıl yansımasıyla canlandırır.

Darbe ve savaşla yorulan Atina demokrasisi statükoyu korumak uğruna tarihin en büyük düşünürlerinden birinin yaşamını sonlandırmayı yeğler. Yıpranan toplum ve yönetiminin mevcut durumun varlığı uğruna bir atsineğini gözden çıkarması pek de çılgınca olmasa gerek. Yine de atsineğinin de hakkı yenmemeli; onu öldürmek için harekete geçmeye muhtaç olur miskin. Sinemayı tembel basmakalıplarının dışına çıkararak onu sanatsal açıdan ileri götürebilme uğruna endüstrinin etrafında dolanan atsineği yönetmenler sayesinde bugün mitoloji sinemada anlatısını koruyabiliyor. Efsaneler, tragedyalar her ne kadar arada kültürel hegemonyaya esir düşse de aramızda Prometheusların olduğunu bilmek güzel. Uygarlık Klasik Grek üstünde yükselirken bize sunulan ateşin ve öğretilerinin perdedeki izdüşümlerini görebilmek Pandora’nın kutusunda kalanı içimize işliyor. 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi