Sinemanın hikaye arayışında belki de en çok faydalandığı yapıtlar insanlık tarihinin birikimleridir; dönemsel, biyografik çalışmaları aşar antik dünyaya kadar uzanır. Popüler kültürün amiral gemisi Amerikan sinemasında Yunan ve Mısır hikayelerinin uyarlanması geri kalan uygarlıkların mitlerine kıyasla hep bir adım öndedir. Özellikle aksiyon filmlerini vazgeçilmez kılan, duygusal ve fiziksel olarak insanlara benzeyen tanrılar ve yerdeki yansımaları ve insanların iktidar için verdikleri savaş iki uygarlığın perdeye bolca yansımasının temel sebebidir. Mısır Tanrıları da bu algıdan yola çıkan bir aksiyon filmi.

I, Robot filmiyle tanınan Alex Proyas, Gods of Egypt filminin yönetmen koltuğunda. İktidar savaşçılarından ilki, aksiyondan romantik komediye kadar geniş bir yelpazesi olan ‘genre-free’ aktör Gerard Butler, Mısır tanrısı Set olarak karşımızda. Game of Thrones’taki başarısı neticesinde artan popülaritesiyle Nickolaj Coster-Waldau ise Mısır Tanrısı/Kralı Horus olarak ilk kez bir Hollywood filminde başrolde.

Emekliliğe ayrılmaya karar veren Kral Osiris, tahtını oğlu Horus’a devreder. Büyük bir şölenle kutlanan taç giyme törenine halk ve bütün tanrılar/tanrıçalar katılır. Kral olmayı kendi kaderi olarak gören Set, kardeşi Osiris’i öldürür ve yeğeninin gözlerini çalarak sürgüne yollar. Set’in yönetimi altında köleleşen halkın temsilini üstlenen Bek ve Zaya, kurtuluşu ancak Horus’un tahtı ele geçirmesinde görürler. Bek, Set’ten Horus’un bir gözünü çalar; şehirden kaçarlarken Zaya zehirli bir okla vurulur ve öbür dünyaya göçer. Horus’la anlaşan Bek, Horus’un krallığı ele geçirmesi ve babasının intikamını alması karşılığında Zaya’nın öbür dünyadan döndürüleceğinin sözünü alır ve tanrıyla kulu maceralarına başlarlar.

Mısır Tanrıları: Antiğin Moderne Yolculuğu

Senaryo ne kadar antik Mısır mitolojisinden yola çıkmış olsa da film, türün gerekliliklerini yerine getirmek pahasına Horus ve Set’in mitolojik rekabetinden sapmıştır; bundaki en önemli amaç da aşk, aile sevgisi ve intikam gibi insani olguları öne çıkarmaktır. Erken dönem Mısır mitolojisinde İsis, parçalara ayrılan Osiris’in penisinden Horus’a hamile kalırken; baba-oğul ilişkisini güçlendirmek adına filmde Osiris, Horus’un gözü önünde katledilir. Yine de tüm suçu senariste atmadan önce Mısır mitolojisinin farklı katmanlardan oluştuğunu ve her katmandaki gerçeklik algısının birbirinden farklı olduğunu söylememizde fayda var. Yani bir katmanda Horus; Osiris, Set ve İsis’in kardeşiyken uygarlığın geç döneminde Osiris’in oğlu olarak yorumlanmıştır. Bu açıdan bakıldığında her ikisi de antik uygarlığın gerçeğiyken senaryonun, hikayenin gelişimi için birinden diğerine odaklanması gayet anlaşılabilirdir. Gelgelelim bu türde bir yaklaşım, hikayenin bütününde özellikle tanrıların birbirleriyle olan ilişkilerini sil baştan yarattığı için katmanları harmanlamaktan öte yepyeni bir oluşuma giriyor. Bunun yanı sıra filmde vazgeçilmez element romantik ilişki aşk tanrıçası Hathor ile sağlanıyor. Hathor Horus’a aşıkken Set krallığı ele geçirince onunla beraber kalır (kalmaya zorlanır). Mitolojide bunun örneğini görmediğimiz gibi Horus ve Hathor’un ilişkisi filmin başından itibaren düzgün kurgulanamamıştır. Hathor, ne kadar zorunluluktan Set’in yanında kalıyor gibi gözlemlense de başkaldırıcı herhangi bir izlenim oluşturmaz; ta ki hikayenin ucu ona ulaşana dek. Durum Horus’a açıklanmasına açıklanır, yalnız inandırıcı olduğu söylenemez.

Robot Canavarlar, Beyaz Tanrılar

Gelişen CGI (computer generated imagery) teknolojisinin olağanlaşmış bütün elementleri filme hakim. Filmin başında aktarılan Tanrıların ‘canavarlara’ dönüşebildiği – buradaki kasıt Tanrıların, onları simgeleyen hayvanlarla olan ilişkisi – baştan veriliyor ki ilerde aksiyon sahnelerinde ortaya çıkacak robotik yaratıkları seyirci sorgusuz sualsiz kabul edebilsin. Mısır tanrılarının onlarla özdeştirilmiş hayvansal formları vardır; bu Horus için atmaca, Set içinse köpekgillerden çakal/tilki benzeri bir hayvandır. Filmde ise hayvani yanlarından soyutlanmışlardır; altın veya başka bir metalden yaratıklara dönüşen tanrılar filmi antik uzamdan çıkarıyor; günümüz/gelecekte geçen android odaklı tasarıma yaklaştırıyor. Horus simgesi atmacaya dönüşmekten öte altın kaplama bir zırha bürünmüş gibi görünüyor.

Tanrılar tanrısal küstahlıklarını; Bek ve Zaya ise insanların ölümlülüğünü yansıtmasına yansıtıyor; fakat filmdeki problem oyunculuktan öte oyuncu seçiminde. Aynak başlı Thoth’un, Afrika kökenli (Chadwick Bosemen) Hathor’a (Elodie Yung) kıyasla esmer tenli olması bir ölçüde geldikleri coğrafya insanıyla bağ kurabilirken dört ana karakterin tamamen beyaz ırk mensubu olması abes kaçıyor. Horus ve Bek’in ten renkleri Mısır güneşinden öte solaryum kaynaklıdır ve anlatılan döneme, uzama ve dönemin insanına yabancıdır. Oscar adaylıklarının açıklanmasından bu yana– ki her yıl benzeri tepkiler ortaya çıkar – Hollywood’un beyaz ırka nazaran çeşitliliği desteklemesi vurgulanırken, tanrılarının filmdeki temsilleri tam da Hollywood anlayışını kanıtlar niteliktedir.

Tanrılar Savaşının aksiyon sahneleri türe yenilikçi bir bakış açısı getirmiyor, aksine uzun süredir kullanılan kamera hareketleri, ikili dövüş koreografisi ve hikaye gelişimiyle zaten bildiğimiz ürünü tekrar paketleyip satıyor. Aksiyon sahneleri bol mu? Evet. İzlence keyfi var mı? Var. Yine de filmin nitelikten öte niceliğe öncelik verdiğini unutmamak gerek. Sonuç olarak Gods of Egypt; Antik Mısır’ın yaşamını görsel efektlerle süslemişken mitoloji gibi güçlü bir kaynaktan yeterince beslenemiyor.

Sinemanın hikaye arayışında belki de en çok faydalandığı yapıtlar insanlık tarihinin birikimleridir; dönemsel, biyografik çalışmaları aşar antik dünyaya kadar uzanır. Popüler kültürün amiral gemisi Amerikan sinemasında Yunan ve Mısır hikayelerinin uyarlanması geri kalan uygarlıkların mitlerine kıyasla hep bir adım öndedir. Özellikle aksiyon filmlerini vazgeçilmez kılan, duygusal ve fiziksel olarak insanlara benzeyen tanrılar ve yerdeki yansımaları ve insanların iktidar için verdikleri savaş iki uygarlığın perdeye bolca yansımasının temel sebebidir. Mısır Tanrıları da bu algıdan yola çıkan bir aksiyon filmi. I, Robot filmiyle tanınan Alex Proyas, Gods of Egypt filminin yönetmen koltuğunda. İktidar savaşçılarından ilki, aksiyondan romantik komediye kadar geniş bir yelpazesi olan ‘genre-free’ aktör Gerard Butler, Mısır tanrısı Set olarak karşımızda. Game of Thrones’taki başarısı neticesinde artan popülaritesiyle Nickolaj Coster-Waldau ise Mısır Tanrısı/Kralı Horus olarak ilk kez bir Hollywood filminde başrolde. Emekliliğe ayrılmaya karar veren Kral Osiris, tahtını oğlu Horus’a devreder. Büyük bir şölenle kutlanan taç giyme törenine halk ve bütün tanrılar/tanrıçalar katılır. Kral olmayı kendi kaderi olarak gören Set, kardeşi Osiris’i öldürür ve yeğeninin gözlerini çalarak sürgüne yollar. Set’in yönetimi altında köleleşen halkın temsilini üstlenen Bek ve Zaya, kurtuluşu ancak Horus’un tahtı ele geçirmesinde görürler. Bek, Set’ten Horus’un bir gözünü çalar; şehirden kaçarlarken Zaya zehirli bir okla vurulur ve öbür dünyaya göçer. Horus’la anlaşan Bek, Horus’un krallığı ele geçirmesi ve babasının intikamını alması karşılığında Zaya’nın öbür dünyadan döndürüleceğinin sözünü alır ve tanrıyla kulu maceralarına başlarlar. Mısır Tanrıları: Antiğin Moderne Yolculuğu Senaryo ne kadar antik Mısır mitolojisinden yola çıkmış olsa da film, türün gerekliliklerini yerine getirmek pahasına Horus ve Set’in mitolojik rekabetinden sapmıştır; bundaki en önemli amaç da aşk, aile sevgisi ve intikam gibi insani olguları öne çıkarmaktır. Erken dönem Mısır mitolojisinde İsis, parçalara ayrılan Osiris’in penisinden Horus’a hamile kalırken; baba-oğul ilişkisini güçlendirmek adına filmde Osiris, Horus’un gözü önünde katledilir. Yine de tüm suçu senariste atmadan önce Mısır mitolojisinin farklı katmanlardan oluştuğunu ve her katmandaki gerçeklik algısının birbirinden farklı olduğunu söylememizde fayda var. Yani bir katmanda Horus; Osiris, Set ve İsis’in kardeşiyken uygarlığın geç döneminde Osiris’in oğlu olarak yorumlanmıştır. Bu açıdan bakıldığında her ikisi de antik uygarlığın gerçeğiyken senaryonun, hikayenin gelişimi için birinden diğerine odaklanması gayet anlaşılabilirdir. Gelgelelim bu türde bir yaklaşım, hikayenin bütününde özellikle tanrıların birbirleriyle olan ilişkilerini sil baştan yarattığı için katmanları harmanlamaktan öte yepyeni bir oluşuma giriyor. Bunun yanı sıra filmde vazgeçilmez element romantik ilişki aşk tanrıçası Hathor ile sağlanıyor. Hathor Horus’a aşıkken Set krallığı ele geçirince onunla beraber kalır (kalmaya zorlanır). Mitolojide bunun örneğini görmediğimiz gibi Horus ve Hathor’un ilişkisi filmin başından itibaren düzgün kurgulanamamıştır. Hathor, ne kadar zorunluluktan Set’in yanında kalıyor gibi gözlemlense de başkaldırıcı herhangi bir izlenim oluşturmaz; ta ki hikayenin ucu ona ulaşana dek. Durum Horus’a açıklanmasına açıklanır, yalnız inandırıcı olduğu söylenemez. Robot Canavarlar, Beyaz Tanrılar Gelişen CGI (computer generated imagery) teknolojisinin olağanlaşmış bütün elementleri filme hakim. Filmin başında aktarılan Tanrıların ‘canavarlara’ dönüşebildiği – buradaki kasıt Tanrıların, onları simgeleyen hayvanlarla olan ilişkisi – baştan veriliyor ki ilerde aksiyon sahnelerinde ortaya çıkacak robotik yaratıkları seyirci sorgusuz sualsiz kabul edebilsin. Mısır tanrılarının onlarla özdeştirilmiş hayvansal formları vardır; bu Horus için atmaca, Set içinse köpekgillerden çakal/tilki benzeri bir…

Yazar Puanı

Puan - 52%

52%

52

Görsel olarak türünün gerekliliklerini yerine getiren Gods of Egypt; Mısır mitolojisi gibi zengin bir kaynaktan yeterince faydalanamıyor, kötünün iyisi bir Hollywood yapımından öteye gidemiyor.

Kullanıcı Puanları: 3.61 ( 4 votes)
52
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi