Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa

‘Geçmiş ölmedi. Aslına bakarsan hiç geçmedi bile.’ -William Faulkner

Her yıla bir film sığdırmayı başaran usta isim Woody Allen, 2011 yılında izleyiciyle buluşturduğu Midnight in Paris’le bizi Paris sokaklarında zamanda büyüleyici bir yolculuğa çıkarmıştı. Bizi Avrupa şehirlerinde gezdiren Allen, özellikle sanat ve edebiyat meraklı sinemaseverler için muazzam bir yapım ortaya koymuş ve film Allen’ın filmografisinde kendine özel bir yer ayırtmıştı. Bizleri 20’li yılların Paris’ine, görkemli partilere götüren Midnight in Paris; dünyayı daha yaşanır kılan tüm o isimlerle, Ernest Hemingway’den Salvador Dali’ye, T. S. Eliot’tan Gertrude Stein’a kadar birçok isimle tanıştırıyor. Film, yazar olma hayalleri kuran ama aslında henüz kendisini dahi tam olarak keşfetmemiş ana karakterimiz Gil’in nişanlısı Inez ile Paris’e tatile gelmesini ve bir gece yarısı tek başına çıktığı yürüyüşte kendisini ‘altın çağ’ olarak tanımladığımız 1920’lerde bulmasını anlatır. Paris’in büyülü atmosferine zamandan bağımsız bir şekilde aşık olan Gil, zamanda çıktığı bu yolculukta Ariana adında bir kadından ise oldukça etkilenecek; kendisine ait olan zamanı sorgulamaya başlayacaktır. Kurgusuyla, muazzam sinematografisiyle, müzikleriyle ve tabii ki Paris’in görkemli görüntüleriyle dikkatleri çeken filmin oyuncu kadrosu ise muhteşem isimleri barındırıyor. Owen Wilson, Rachel McAdams, Marion Cotillard, Kathy Bates, Tom Hiddleston, Adrien Brody gibi usta oyunculardan oluşan bir oyuncu kadrosuna sahip olan iMidnight in Paris, son dönem Woody Allen sinemasının parlayan yıldızı!

Midnight in Paris Sevenlerin İzlemesi Gereken 10 Film

Roman Holiday – 1953

roman-holiday-filmloverss

Hangi ülkenin kraliyet ailesinden geldiğini bilmediğimiz; Avrupa kentlerine yaptıkları ziyaretlerde yapmak zorunda olduğu resmi protokollerden sıkılan prenses Ann; Roma’ya yaptıkları ziyarette ailesinden ve basından kaçarak şehrin sokaklarını arşınlamaya başlar. Yıllardır özlemini duyduğu yalnızlığa kavuşan Ann, bu şehrin sokaklarında onca zenginliğe rağmen istediği ve ulaşamadığı birçok şeye sahip olacaktır. Amerikalı bir gazeteci olan Joe Bradley ile tanışan Ann için unutulmaz bir Roma seyahatine tanık olduğumuz ve başrollerinde ise Audrey Hepburn ile Gregory Peck’in yanı sıra Roma sokakları da yer alıyor.

Night on Earth – 1991

night-on-earth-filmloverss

Eş zamanlı beş farklı taksi şoförünün, beş farklı şehirde, yolcularıyla beraber yaşadıklarının anlatıldığı kısa hikayelerden oluşan Night on Earth, Jim Jarmusch karakterlerini son derece yalın ve minimalist bir şekilde ele alıyor. Sırasıyla Los Angeles, New York, Paris, Roma ve Helsinki’ye yolculuk yapan Jarmusch, bir kez daha hayatın ayrıntılarıyla güzel olduğunu vurguluyor. Filmin senaryosunu yaklaşık 8 gün içerisinde yazan Jim Jarmusch; filmde yer alan şehirleri aklındaki oyuncu kadrosuna göre karar vermiştir. Winona Ryder, Roberto Benigni, Giancarlo Esposito gibi başarılı isimlerin yer aldığı film, her öyküdeki samimiyetle izleyiciyi mest etmeyi başarır.

The Double Life of Veronique – 1991

la-double-vie-de-veronique-filmloverss

Fransa-Polonya ortak yapımı psikolojik dram türünde bir film olan The Double Life of Veronique, filmin yönetmenliğini ve senaristliğini üstlenen, Üç Renk üçlemesiyle tanıdığımız Krzysztof Kieslowski’nin Polonya dışında çektiği ilk filmdir. Renk üçlemesinden önce çektiği bu filmde Kieslowski bize şiirsel bir anlatımla karşılar. Filmin başrolünde, Kırmızı’da da gördüğümüz, Irene Jacob yer alır. Fransa’da yaşayan Veronique ile Polonya’da yaşayan Weronika’nın öyküsünü anlatan filmde Jacob’u hem Veronique hem de Weronika olarak izleriz. Farklı ülkelerde yaşayan, isimlerine kadar her şeyleri birbirine fazlasıyla benzeyen ama hiçbir şekilde tanışmamış ve benzerliklerin dışında hiç bir bağlantıları olmayan iki kadının gizemli bir şekilde birbirlerinden etkilenmelerinin anlatıldığı film, yarattığı Veronique / Weronika karakteriyle kadının kusursuzluğunu simgelemek isteyen Kieslowski’nin kadına bir övgüsüdür aslında.

Pleasantville – 1998

pleasantville-filmloverss

Siyah ve beyazın hakim olduğu bir dünyada, hayatı gerçekten yaşamaya başlayarak rengi yakalamak. Pleasantville, bir televizyon dizisinde yaratılmış hiçbir kötülüğün uğramayacağı şirin bir kasabadır. Sadece hayallerde veya televizyon ekranında olabilecek türden mutluluğun ve iyiliğin hakim olduğu bu kasabada geçen hikayeleri izleyerek büyüyen David, yanında ablasını da götürerek bir gün kumanda sayesinde o siyah beyaz dünyanın içine dahil olur. Monoton hayata, muhafazakar Amerikan toplumuna, ırkçılığa yönelik değindiği konularla; doğru ve yanlıştan değil de yaşamın renklerinden bahsetmeyi tercih eder. İyisiyle veya kötüsüyle, amaç sadece yaşamaktır aslında.

Kate & Leopold – 2001

kate-and-leopold-filmloverss

Erkek arkadaşı Stuart’la olan ilişkisinin bittiği gerçeğine inanmak istemeyen Kate ısrarlı aramalarına karşın cevapsız kalınca Stuart’ın evine gitmeye karar verir ve giderken 19. yüzyıldan fırlamışa benzeyen kıyafetler giyen Leopold adında bir adamla tanışır. Bir zaman boşluğundan geçip 21. yüzyıla giren bir 19. yüzyıl beyefendisi olan Leopold zamanın kadını ile kendi çağının kadını arasında ki farkları görünce yaşadıklarının gerçek olduğundan şüphe duymaya başlar. 21. yüzyıl onu çarpmıştır. Fakat kendine özgü bilge tavırları ve ileri görüşlü hali sayesinde ortama ayak uydurur. Bu arada her ikisi ne kadar reddetse de Kate ile Leopold arasında bir yakınlaşma doğar ancak bu durum o kadar da basit değildir; ne de olsa bu iki karakter arasında yüzyıllar vardır.

Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi