Ani ve sarsıcı şiddet anlarını takip eden sessizlik sekansları ve Michael Haneke’nin sessizliği, yönetmenin filmlerine karakterini veren en önemli unsurlardan biri. Burada dikkat edilmesi gereken nokta ise sessizliğin salt biçimsel bir tercih olmaktan ziyade, seyircinin filmle kurduğu duygusal ve bilişsel ilişkinin yönetmen tarafından kontrolünü mümkün kılan bir işlevselliğe sahip olması.

Haneke sinemasını, şiddet olgusuna yaklaşımı açısından zorlayıcı ve provokatif bulanların sayısı az değil. Yönetmeni, şiddet takıntısı ve sadistik eğilimlerle tariflemediği sürece bu tespit yerindedir de. Filmografisi boyunca şiddet eylemi, şiddetin temsili ve alımlanmasıyla bir derdi olduğu ortadadır Haneke’nin. Fakat hayatımızı en mikro alanlar ve ilişkilerden başlayıp en genele doğru işgal eden şiddet, Haneke filmlerinde, insan doğasına içkin ve seyirliği haz veren pornografik bir unsur değil, modern toplumun marazı olarak temsil edilir.

Örneğin, A Clockwork Orange (1971) ile sinemasal akrabalığı sıkça dile getirilen Funny Games’in (1997-2007), ‘‘anlamsız şiddet’’ hikayesi olarak değil; korunaklı ve idealize orta sınıf evrenini paramparça eden şiddet eylemi üzerinden okunması gerektiğini düşünüyorum. Aynı durum Amour (2012) için de geçerlidir; ev içi mizanseni ve kültürel pratiklerinden üst-orta sınıfa mensup olduğunu anladığımız Fransız çift, Ortadoğu hakikatinin en baskın parçası olan şiddete televizyon ekranında şöyle bir bakıp geçer; ta ki, şiddet, tüm ahlaki ve duygusal boyutuyla beraber evlerinin içinde kendini dayatana dek.

funny-games-filmloverss

Kültürel eleştirinin Haneke tarafından en açık biçimde yapıldığı film ise kuşkusuz Caché’dir (2005). Burjuva toplumunun aile hayatı idealine çokça saldırmış olan yönetmen, bu filmde, Fransız sömürgeciliğinin, madun öznede açtığı yarayı öyle bir intihar sahnesiyle temsil düzlemine taşır ki, hem muhatabı olan ve sömürgecilikle imlenen karakter, hem de izleyici felce uğrar. Evliliği, çocuğu ve steril hayatıyla geçmişte işlediği suçu, ‘‘öteki’’de açtığı yarayı çoktan belleğinin derinlerine gömmüş görünen Georges, Majid’in kendi boğazını kesmesiyle donar, kalır, paralize olur.

Haneke’de Şiddetin Temsili: Haneke’nin Sessizliği ve İzleyici Kontrolü

cache-filmloverss

Haneke filmlerini beklenmedik ve rahatsız edici şiddet anlarıyla kodlamak ne denli yerinde olacaksa, bu kısa ve vurucu anların ardından gelen sessizlik sekanslarıyla kodlamak da o denli anlaşılır olacaktır. Sessizlik kullanımıyla, yönetmenin, izleyici üzerindeki kontrolünün mükemmel olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bahsi geçen filmlerinde ve videoda incelendiği üzere Haneke, dehşete düşüren şiddet eylemini tüm çıplaklığıyla gösterirken, aynı zamanda, seyircide oluşabilecek duygusal ve bilişsel tepkinin de çerçevesine hakimdir. Uzadıkça uzayan sessizlik sekansıyla yönetmen, izleyiciye, ‘‘tüketme, idrak et’’ der gibidir. İlk anda boğazı düğümleten sahne, uzadıkça, bakan gözü zorlamaya başlar; bu sessizlik uzadıkça şiddete maruz kalanla hizalanmaya başlarız. Sessizlik, şiddete bakana da şiddet uygular. Bu kullanımın, şiddet eylemine bakan bedeni ahlaki bir sorgulamanın içine çekmekte son derece işe yarar olduğu kanaatindeyim.


Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi