İlki 1978 yılında çekilen ve 2010 yılında Steven R. Monroe’nun yönetmenliğinde remake furyasıyla yeniden beyazperdeye uyarlanan Mezarına Tüküreceğim’in devam filmi bu hafta vizyona girdi. İlk filmdeki kurguyu devam ettirerek bir grup erkeğin savunmasız bir kadına defalarca tecavüz etmesini ve kadının öldü sanılana dek şiddete maruz kalmasını konu alıyor.

Korku alt türünde slasher klasmanına dahil edebileceğimiz Mezarına Tüküreceğim 2, ilk filmin ortaya koyduğu başarının aksine girdiği absürd yoldan çıkamıyor ve dini temalar ekleyerek olayın felsefe yönünü ele aldığını sanırken ortaya saçmalıklar silsilesinin çıkmasına engel olamıyor. Olay, model olup para kazanmak için ücretsiz moda çekimi kovalayan Katie’nin ilandan bulduğu bir fotoğrafçıyla iletişime geçmesiyle başlıyor. Bulgar fotoğrafçı Ivan, hafif saftirik kardeşi Georgy ve keş Nikolay’dan oluşan ekip masum Katie’nin çıplak pozlar vermesini isteyince olaylar karışıyor ve Katie stüdyoyu terk ediyor. Sonrasında Katie’nin güzelliğiyle başı dönen ve kapıya dayanan Georgy’le gelişen olaylar ilk filmi izleyenlerin fazlasıyla aşina olduğu sahnelerle devam ediyor.

Karakterlerden de rahatça anlaşılacağı gibi erkek tayfasında hafif engelli küçük kardeş, kendine güvenen maço ve haplanmaktan sürekli kafası dumanlı gezen keş gibi aynı karakter motifleriyle sürdüren ikinci film gidişat içinde yükselişe geçmesine rağmen sert düşüşlerden kurtalmıyor. Öncelikle gelişen olayların beklenmedik bir şekilde farklı bir lokasyonda ilerlemesi heyecan dozunu artırırken, Bulgaristan sahnelerinde yerel halkın aralarında aksanlı bir İngilizce’yle konuşmaları filmin eksi hanesine ekleniyor. En başında bahsettiğim dini temalara gelirsek, İngiltere’de felsefe okumuş bir peder ve İncil’den yapılan alıntılar filmde kopukluk yaratan diğer ögeler arasına giriyor.

İlk filme kıyasla daha beceriksiz ve “başarısız” sayılabilecek intikam sahneleriyse bir türlü istenilen etkiyi yaratamıyor. İlk filmin 78’deki orijinalinden aldığı ilhamla çekilen etkileyici sahneler, ikinci filmde 1-2 tanesi hariç sıradan cinayet sahnelerinden öteye gidemiyor.

Oyunculuklara gelirsek; ikinci filmin de yönetmenliğini üstlenen Monroe, az ünlü hatta ünsüz sayılabilecek oyuncularla çalışma tercihini sürdürüyor. Jemma Dallender’ın başrol performansı bunca şiddetin arasında pek masum ve pasif kalıyor. İlk filmde izlediğimiz Sarah Butler gibi yaşadıklarından sonra acımasız bir avcıya dönüşmekte sıkıntı yaşadığını anlamak zor olmuyor.

Görülen o ki, ilk filmin başarısını borçlu olduğu orijinal hikaye ikinci filmin iskeletini oluşturuyor olsa da altı doldurulamamış kurgu ve hakkını veremeyen bir slasherla karşı karşıyayız. Korku filmi açısından iki filmle zengin bir takvim sayılacak vizyon haftasında Mezarına Tüküreceğim 2, türü sevenleri biraz hayal kırıklığına uğratacak gibi görünüyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi