Yaklaşık sekiz yıl önce çektiği vasat bir komedi ilk filminden sonra yeniden yönetmenlik koltuğuna oturan Seong-hoon Kim’in yeni filmi Mezara Kadar (A Hard Day), beklenmedik derecede etkileyici mizah unsuruna sahip başarılı bir aksiyon komedi yapımı. Hatta yönetmen için yeni bir başlangıç dahi diyebiliriz.

Dedektif Gun-su’nun, annesinin öldüğü günde arabayla bir adama çarpması sonrasında gelişen olayları konu alıyor film. Özellikle ilk bölümlerinde klasik kaza yapan ve bunu saklamaya çalışan bir polis hikayesi izliyoruz ki gerçekten filmin gidişatına dair derin şüpheler duymaya başlamadım değil. Ama daha sonra hem hikaye daha farklı ve orijinal bir hal alıyor hem de eser gerçek gücünü ortaya çıkarıyor yani mizah. Zaten filmi iki şekilde ele almak lazım, bir aksiyon gerilim sahneler bir de komedi bölümleri. Mezara Kadar bunları oldukça başarılı bir şekilde iç içe geçirmeyi başarmış gerçi ama biri diğerinin yanında sönük kaldığı için biraz sırıtıyor.

Açıkçası aksiyon bölümleri filmin açık ara en sıradanlaştığı ve kalitesinin düştüğü yerler. Bu sahnelerde bazı klişelere düşülmesi ve artık bir yerden sonra saçmalamaya başlayan mantık hatalarının oluşması ortaya çok başarılı bir iş çıkmasını engellemiş. Şayet mizah unsuru da olmasa gayet sıradan bir filmle karşı karşıya kalabilirdik. Evet mizah Mezara Kadar için hayati bir önem kazanmış. Ama burada özellikle belirtilmesi gereken bu mizahın inanılmaz kalitedeki orijinalliği.

Yönetmen filmdeki mizah olgusunun temelini çok sağlam inşa etmiş. Komedi yapacağım diye aptalca davranan ya da yapaylığı her halinden belli olan tesadüfler yok. Bunun yerine olmasını tahmin edemediğiniz ama aynı zamanda imkansız olamayacak kadar da tutarlı bir gerçekliğe sahip olayları komedi anlamında bir şey beklemediğiniz bölümlerde kullanmış. Haliyle aksiyon gerilime dayalı hikaye akarken bir anda gülmekten karnınızın ağrıyacağı anlık durumlar üzerinden mizah oluşuyor.

Elbette hem aksiyon hem de mizahi unsurları bir arada kullanmanın getirdiği bazı zorluklar var ama burada da imdadına oyunculuklar yetişmiş. Esas hikaye tamamen dedektifin etrafında dönmesine rağmen yaratıcı ve her an yeni bir şey ortaya çıkarabilecek yan karakterler filme çok şey katıyor, zaten oyuncuların performansları da üst seviyede.

Bir de Mezara Kadar ile ilgili söylenmesi gereken bir şeyde görseller ve kamera açıları. Yönetmen normalde pek kullanılmayan çapraz çekimlere bolca başvuruyor, sıra dışı tepeden geniş açılara da. Ama en farklısı sanırım dik çekimin yapıldığı bazı sahnelerdi, evet kamera bildiğiniz yan değil de dik bir şekilde sahneyi çekmiş. Nihayetinde aksiyon sahnelerinde başvurulan klişelerin yarattığı hayal kırıklığını görsel anlamda girişilen yenilikçi yaklaşım biraz olsun dağıtmayı başarıyor. Ama bunu da gözünüzde çok büyütmemelisiniz. En nihayetinde klasik kurgu anlayışı, klasik ışık ve renk kullanımı, klasik mizahsenler vs.

Tarz olarak ana akıma yakın durması, bunun yanında ortalama kalitenin çok üstünde bir mizaha sahip olması yakın zamanda filmin kült ilan edilmesini sağlayacaktır muhtemelen. Bana kalırsa orta seviyenin üstünde nispeten başarılı bir film diyebilirim ama ana akımla olan bu bağı ve bunun getirdiği klişe sahnelerin yerine mizahta gösterdiği başarıyı gösterse acaba ne olurdu diye kendimi düşünmekte de alamıyorum. Nihayetinde çektiği ilk filmden yıllar sonra oldukça farklı bir yaklaşımla yeniden kamera arkasına geçen yönetmenin bu yeni ilk filminden yola çıkarak geleceğe dair umut beslemek mümkün.

Yaklaşık sekiz yıl önce çektiği vasat bir komedi ilk filminden sonra yeniden yönetmenlik koltuğuna oturan Seong-hoon Kim’in yeni filmi Mezara Kadar (A Hard Day), beklenmedik derecede etkileyici mizah unsuruna sahip başarılı bir aksiyon komedi yapımı. Hatta yönetmen için yeni bir başlangıç dahi diyebiliriz. Dedektif Gun-su’nun, annesinin öldüğü günde arabayla bir adama çarpması sonrasında gelişen olayları konu alıyor film. Özellikle ilk bölümlerinde klasik kaza yapan ve bunu saklamaya çalışan bir polis hikayesi izliyoruz ki gerçekten filmin gidişatına dair derin şüpheler duymaya başlamadım değil. Ama daha sonra hem hikaye daha farklı ve orijinal bir hal alıyor hem de eser gerçek gücünü ortaya çıkarıyor yani mizah. Zaten filmi iki şekilde ele almak lazım, bir aksiyon gerilim sahneler bir de komedi bölümleri. Mezara Kadar bunları oldukça başarılı bir şekilde iç içe geçirmeyi başarmış gerçi ama biri diğerinin yanında sönük kaldığı için biraz sırıtıyor. Açıkçası aksiyon bölümleri filmin açık ara en sıradanlaştığı ve kalitesinin düştüğü yerler. Bu sahnelerde bazı klişelere düşülmesi ve artık bir yerden sonra saçmalamaya başlayan mantık hatalarının oluşması ortaya çok başarılı bir iş çıkmasını engellemiş. Şayet mizah unsuru da olmasa gayet sıradan bir filmle karşı karşıya kalabilirdik. Evet mizah Mezara Kadar için hayati bir önem kazanmış. Ama burada özellikle belirtilmesi gereken bu mizahın inanılmaz kalitedeki orijinalliği. Yönetmen filmdeki mizah olgusunun temelini çok sağlam inşa etmiş. Komedi yapacağım diye aptalca davranan ya da yapaylığı her halinden belli olan tesadüfler yok. Bunun yerine olmasını tahmin edemediğiniz ama aynı zamanda imkansız olamayacak kadar da tutarlı bir gerçekliğe sahip olayları komedi anlamında bir şey beklemediğiniz bölümlerde kullanmış. Haliyle aksiyon gerilime dayalı hikaye akarken bir anda gülmekten karnınızın ağrıyacağı anlık durumlar üzerinden mizah oluşuyor. Elbette hem aksiyon hem de mizahi unsurları bir arada kullanmanın getirdiği bazı zorluklar var ama burada da imdadına oyunculuklar yetişmiş. Esas hikaye tamamen dedektifin etrafında dönmesine rağmen yaratıcı ve her an yeni bir şey ortaya çıkarabilecek yan karakterler filme çok şey katıyor, zaten oyuncuların performansları da üst seviyede. Bir de Mezara Kadar ile ilgili söylenmesi gereken bir şeyde görseller ve kamera açıları. Yönetmen normalde pek kullanılmayan çapraz çekimlere bolca başvuruyor, sıra dışı tepeden geniş açılara da. Ama en farklısı sanırım dik çekimin yapıldığı bazı sahnelerdi, evet kamera bildiğiniz yan değil de dik bir şekilde sahneyi çekmiş. Nihayetinde aksiyon sahnelerinde başvurulan klişelerin yarattığı hayal kırıklığını görsel anlamda girişilen yenilikçi yaklaşım biraz olsun dağıtmayı başarıyor. Ama bunu da gözünüzde çok büyütmemelisiniz. En nihayetinde klasik kurgu anlayışı, klasik ışık ve renk kullanımı, klasik mizahsenler vs. Tarz olarak ana akıma yakın durması, bunun yanında ortalama kalitenin çok üstünde bir mizaha sahip olması yakın zamanda filmin kült ilan edilmesini sağlayacaktır muhtemelen. Bana kalırsa orta seviyenin üstünde nispeten başarılı bir film diyebilirim ama ana akımla olan bu bağı ve bunun getirdiği klişe sahnelerin yerine mizahta gösterdiği başarıyı gösterse acaba ne olurdu diye kendimi düşünmekte de alamıyorum. Nihayetinde çektiği ilk filmden yıllar sonra oldukça farklı bir yaklaşımla yeniden kamera arkasına geçen yönetmenin bu yeni ilk filminden yola çıkarak geleceğe dair umut beslemek mümkün.
Puan - 74 / 100

7.4

Tarz olarak ana akıma yakın durması, bunun yanında ortalama kalitenin çok üstünde bir mizaha sahip olması yakın zamanda filmin kült ilan edilmesini sağlayacaktır muhtemelen.

Kullanıcı Puanları: 0.3 ( 1 votes)
7
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi