Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa

Metin Erksan, 1964 yılında yönettiği Susuz Yaz filmi ile Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ödülünü alarak Türkiye’ye uluslararası alanda ilk ödülü kazandırmış, Sevmek Zamanı ile döneminin en özgün eserlerinden birini ortaya koymuştur. Erksan’ın bu önemli eserleri dışında, sinemayı yakından takip eden izleyici kitlesi tarafından dahi çok bilinmeyen orta metrajlı TRT filmleri dikkate değerdir. Benim de biraz geç tanıştığım fakat izledikten sonra büyük bir merakla araştırmaya başladığım bu filmler oldukça uzun bir süre örneğine pek sık rastlanmayan deneysel çalışmaların Türkiye sinemasındaki ender örneklerdendir. Bunun yanı sıra bu filmlerin 1975 yılında TRT’de yayımlanmasının ardından yaşanılan hararetli tartışmalar da Türkiye Sinema tarihi açısından önem taşır. Filmler TRT’de tarafından sansürlenmiş, sansürün gerekçelerine dair çelişkili açıklamalar yapılmıştır. Dönemin birçok entellektüeli bu tartışmalara katılmış ve tanınmış entellektüellerden şaşırtıcı açıklamalar gelmiştir.

İsmail Cem’in TRT Genel Müdürü görevinde bulunduğu 1974-75 yıllarında dönemin önemli yönetmenlerinden Türk edebiyatının değerli eserlerini TRT için beyazperdeye aktarmaları istenir. Bu yönetmenler arasında Halit Refiğ, Ömer Lütfü Akad ve Metin Erksan vardır. Ömer Lütfü Akad Ömer Seyfettin’in hikayelerini, Halit Refiğ Halit Ziya Uşaklıgil’in Aşk-ı Memnu kitabını, Metin Erksan ise o dönem bir kısmı hala hayatta olan çağdaş edebiyatçıların farklı eserlerini filme çekerler. Metin Erksan’ın seçtiği hikayeler sırası ile Sait Faik Abasıyanık’ın uyarlama eseri Müthiş Bir Tren, Kenan Hulusi’nin Sazlık, Samet Ağaoğlu’nun Bir İntihar, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Geçmiş Zaman Elbiseleri ve son olarak Sabahattin Ali’nin Hanende Melek öyküleridir. Bu arada Erksan’ın ilk önce altı hikaye önerdiğini ama Orhan Kemal’in Uyku öyküsünün komünizm propagandası yaptığı gerekçesi ile TRT tarafından reddedildiğini belirtelim. Bu sansür öyküsünün daha ilk filmi Karanlık Dünya: Aşık Veysel’in Hayatı ile  oldukça absürd bir şekilde sansürle tanışan Erksan için o kadar da şaşırtıcı olmadığını söylemek mümkündür. Kaldı ki ilk etapta onaylanmasına ve TRT tarafından finanse edilmesine rağmen Hanende Melek’in de başına benzer şeyler gelecektir.

Bu öykülerin ya da öykü yazarlarının ilk bakışta belirgin ortak özellikleri olmadıkları söylenebilir. Fakat özellikle filmleri izleyip hikayeleri Erksan’ın gözünden okumaya çalıştığımızda hikeyelerde gereküstü öğelerin, hayali mekanların, tutkulu / saplantılı karakterkerin ve bu karakterlerin içsel süreçlerinin ön plana çıktığını görebiliriz. Tabii bu öğeler, Erksan’ın kamerası ile sivrilmiş ve keskinleşmiştir. Filmlerde deneysellik ve biçim ön plandadır. Sinema endüstrisinin o dönemki koşulları göz önünde bulundurulduğunda bu tarz denemelerin oldukça güç olduğunu söyleyebiliriz. Fakat Erksan’ın sonradan bir anlamda sanşsızlığa dönüşen şansı ekonomik kaygılara düşmeksizin, Yeşilçam’ın kalıplarının dışında, gerçek anlamda sanatsal ve Erksan’ın kendi üslubunu yansıtan filmler çekebilmiş olmasıdır.

Çekilen filmlerden ilk önce Müthiş Bir Tren, Sazlık ve Bir İntihar filmleri yayımlanır. Sene 1975’tir ve TRT tek kanal olarak yayın yapmaktadır. Bu yüzden evlerinde tek eğlencesi televizyon izlemek olan herkes filmlerin yayımlandığı saatlerde televizyon başındadır. Filmler yayımlandıktan sonra gerek izleyiciden gerekse eleştirmenlerden birçok tepki almıştır. Tepkilerin çok çeşitli sebepleri vardır. Filmlerin anlaşılmaz, sıkıcı ve uzun olduğu söylenir. Halkın ödediği vergilerle finanse edilen TRT’nin halkın anlayamayacağı filmler yaptıramayacağı / yayımlayamayacağı öne sürülür. Erksan’ın hikayeleri doğru bir şekilde yansıtmadığı, bu sebeple eserlere saygısızlık yaptığı iddia edilir. Kimileri filmleri toplumun sorunlarından uzak, bireysel filmler olmakla eleştirir; kimileri ise Erksan’ın komünizm propagandası yaptığını öner sürer. Ve filmlerin yayımlanmasıyla aylarca sürecek tartışmaların fitili ateşlenmiş olur. (Sürdürülen tartışmaların detayı için Birsen Altıner’in Metin Erksan Sineması kitabına bakılabilir.) Tartışmalar giderek hız kazanırken diğer iki film Geçmiz Zaman Elbiseleri ve Hanende Melek yayımlanacağı duyurulduğu tarihlerde yayımlanmaz. Filmler sansüre uğramıştır ve sansürün nedenlerine dair tutarsız açıklamalar yapılmıştır.

Bu yazıda bu tartışmaların detayına girilmeyecektir. Fakat Metin Erksan’ın bu eleştirilere verdiği yanıtlardan önemli bir tanesini de es geçmeyelim.

“Bazı­ları sanatı, sanat, toplum ya da insan için yaptıklarını söy­lüyorlar. Bence bu sözler boş iddialardan başka bir şey de­ğildir. Evet, Buna kesin ola­rak inanıyorum. Her insan, her şeyi önce kendisi için yapar. Bunu namuslu olarak söylemek gerekir. Bir takım totemlerin ardına saklanmak bana göz boyayıcılık gibi geliyor. Çünkü bir sanat yapıtını tek bir kişi meydana getirir. Bunun sanat, toplum ya da insan için mi olduğunu seslendi­ği kitle değerlendirir. Her şeyin yanıtını ortaya konan yapıtlar verir.” (Kaynak: Metin Erksan Sineması, Birsen Altıner)

Filmlerin yayımlandığı dönemde bunları sahiplenen, değerini teslim eden çok az kişi çıktığını ve bu seslerin de çok cılız kaldığını söylemek gerekiyor. Sağlıklı bir tartışma ortamı olsaydı belki de Türkiye sinemasının önünde başka bir yol açılacak ve sanatsal değer taşıyan çok daha fazla ürün ortaya konulabilecekti. Bugün bu filmler hala oldukça dar bir kesim tarafından biliniyor. Bu yazının bir amacı da yazı vasıtasıyla filmlerin bilinirliğini bir nebze olsun arttırabilmektir. Aşağıda filme erişimdeki güçlükler sebebiyle yazıya dahil edemediğimiz Hanende Melek filmi dışında diğer TRT filmlerinin analizini bulabilirsiniz.

Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi