İskoçya’da viskiler şişelere konulmadan önce en az 3 yıl fıçılarda bekletilir. Bu süre 10, 20, 30 yıl veya daha fazla da olabilir. Şaraplarda olduğu gibi; viskilerin de eskisi makbuldür. Ancak bu bekletme sırasında viskinin bir kısmı buharlaşarak kaybolur. İskoçlar, nereye gittiğini bilmedikleri bu kayıp viskiyi meleklerin içtiğini düşünerek; ona “meleklerin payı” der.

Adını İskoçlara özgü bu inanıştan alan film; Glasgow’da başlayıp, ülkenin highland kesimlerinde devam ediyor. Çekimlerin bir kısmı da highland kesiminde yer alan ünlü Balblair Damıtımevi’nde yapılıyor.

Kız arkadaşının amcalarıyla başı dertte olan Robbie; ilk çocuğu Luke’un doğumundan sonra, eski hayatını geride bırakıp çocuğuna iyi bir baba olmaya karar verir ancak belalı amcalar peşini bırakmamaktadır. Çeşitli suçlardan hüküm giymiş olduğu için iş bulmakta zorlanan Robbie’ye, kız arkadaşının babası cazip bir teklifte bulunur; ihtiyacı olan bütün parayı sağlayıp onu Londra’ya gönderecektir, bir daha kızının yanına yaklaşmaması şartıyla.  Kız arkadaşını ve oğlunu çok seven Robbie bu teklife sıcak bakmasa da, hayatını sürdürebilmesinin tek yolunun bu olduğunu düşünür. Ta ki; viskilere büyük ilgi duyan Harry sayesinde viski hakkında bilgi edinene kadar… Kendisi gibi; çeşitli suçlardan sabıkalı 3 arkadaşıyla birlikte bir plan yapar; paha biçilemez Malt Mill viskisini çalıp, hayatının geri kalanını kurtaracaktır.

Filmde yer alan oyuncular, genel anlamda iyi oyunculuklar sergilemiş ancak hepsinden çok, herkesin dikkatini çeken; Charles Maclean oluyor. Charles Maclean; 61 yaşında gerçek bir viski uzmanı. Dünyanın çeşitli yerlerinde düzenlediği çok sayıda viski tadımları, panelleri vs. ile ünlenen Maclean; filmde kendini oynuyor.

Filmin ilk yarısında Robbie’nin yaşam mücadelesi anlatılıyor. İkinci yarıda ise hayatlarına yeni bir başlangıç yapmaya çalışan 4 arkadaşın hikayesi anlatılıyor. Yoksulluk ve suça eğilim konuları üzerinden ilerliyor film.

Katıldığı her festivalde ses getiren Ken Loach; toplum için sanat yapan bir yönetmendir. Bütün filmlerinde yoksul kesimi konu alır, ancak asla kendini tekrarlamaz. Her yeni filmi, ayrı bir merakla beklenir. Meleklerin Payı da (The Angels’ Share); önceki filmleri gibi merak uyandıran bir filmdi. Filmekimi kapsamında gösterilen “Meleklerin’Payı” filminin biletleri ilk günden tükendi. Bilet bulup, filmi izleyebilen şanslı insanlardan biri olarak şunu söyleyebilirim ki; çok eğlendim. Her sene festivallerde; ağır festival filmlerinin kasvetini dağıtan birkaç film olur. Bu film de öyle bir filmdi benim için. Vizyona girdikten sonra izleyenler benim kadar keyif alırlar mı, bilemem ama festival ortamında izleyen herkesin çok eğleneceğine eminim.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi