“Özel yeteneklere sahip iki tip insan vardır: Gerçekten birtakım güçleri olduğunu düşünenler ve onların sırrını asla çözemeyeceğimizi sananlar… Ama her ikisi de yanılıyorlar.”

Çıkış noktasını paranormal yani doğaüstü olaylardan alan film medyumları ve kendini medyum sanan sahtekarları fena şekilde benzetiyor. Dr. Matheson (Sigourney Weaver) önderliğinde her türlü yalana ve şarlatanlığa mantıklı açıklamalar bulan psikolog Dr. Tom Buckley, (Cillian Murphy) söz konusu Simon Silver (Robert De Niro) olunca baltayı sert taşa vuruyor. Simon uzun zaman önce meslekten emekli olmuş, şov dünyasının tanınmış ama şifalı gücüne de bir o kadar inanılmış, özel yetenekleri olduğu düşünülen bir ismidir. Yıllar sonra yeniden bir şov yapacağını açıkladığında Dr. Matheson’ın mesafeli tavrı Tom Buckley’i daha çok araştırmaya yöneltir.

Kariyerinde 2010 yapımı Toprak Altında (Buried) dışında kısa film denemeleri bulunan Rodrigo Cortes bu defa oldukça akıllıca davranarak, ses getirecek bir kadroyu bir araya getiriyor. Ridley Scott’ın efsanevi Yaratık (Alien) serisinden taptığımız Sigourney Weaver, o ne yapsa izleriz dediğimiz Robert De Niro ve Başlangıç (Inception), Kara Şövalye (The Dark Kinght) filmlerinden aşina olduğumuz Cillian Murphy dışında, kendini Olsen ikizlerin küçük kardeşi olmaktan çıkarıp gerçek bir yetenek olduğunu her yeni filminde kanıtlamak üzere yer alan oyuncu Elizabeth Olsen da yer alıyor.

Tüm bunlara karşın, filmde eksikliği hissedilen bir şeyler izleyicinin peşini bir türlü bırakmıyor. Mantık hataları, altı doldurulamamış aceleye getirilmiş bir son ve heba edilmiş hissi yaratan oyunculuklar… Cillian Murphy başarılı performansına rağmen filmin bir türlü yükselemeyen temposunun altında adeta eziliyor. Robert De Niro’ya gelirsek oyuncu sanki yedek lastik misali temponun düştüğü sahnelerin kurtarıcısı olarak hokus pokusla bir görünüp bir kayboluyor. Sigourney Weaver’ı en son izlediğim Dehşet Kapanı’ndan (Cabin in the Woods) bu yana hala daha yeni bir performans ve yeni bir solukla bekliyor olsam da, bu filmde de aradığımı ne yazık ki vermiyor. Bari Elizabeth Olsen’ın hatrına izleyeyim dedim ama hikayenin odak noktasından oldukça uzak olduğundan bu fikir de beni filme çok yaklaştıramadı.

Tipik bir gizem-gerilim filminin klişeleriyle ilerleyen filmde mantık hatalarının ardı arkası kesilmiyor. Koskoca üniversitenin yaptığı deneylerdeki eksiklikleri ve yanlışlıkları 2. sınıf öğrencisi toy bir delikanlının zar zor fark etmesi bilimde yanılma payı bu kadar mı şansa bırakılır sorusunu akıllara getiriyor. Açıkçası Robert De Niro’nun böyle bir filmde yer almayı kabul etmesiyse rol konusunda seçici kriterlerindeki değişimlerin de sinyallerini veriyor.

Kısacası korku, gerilim, gizem türlerinde filmleri ayırt etmeden zevkle izleyen biri olarak, bu film benim için vasatın üzerine çıkamadı. Belki oyuncu kadrosunun yükselttiği beklentiden dolayı böyle oldu, belki de gerçekten atlanan mantık hatalarının, izleyiciyi tıpkı anlatmaya çalıştığı hikayedeki gibi aptal yerine koymaya çalışmasından… Bu yıl oyuncu kadrosuyla iddialı olacağını beklediğim film ne yazık ki beklentiyi karşılayamıyor.

İyi seyirler…

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi