Dardenne Kardeşlerin son filmi, eski filmlerine göz kırpan olgular ve odak karakter üzerinden şekilleniyor ve bu durumu, onların sinemasını tanıyan seyirci için tekrarı anımsatmaktansa benzer bir problemi farklılaşan durumlar ve karakter üzerindeki etkileri ve sonuçlanmaları ile işlemek tatmin edici. Bu bağlamda kardeşlerin her filmi, gergin bir heyecanı işliyor insanın içine etraf kararıp perde canlanana kadar. Ardındansa modern insanın sıkıştığı modern sorunlar yerini alıyor. Bu bağlamda La Fille Inconnue, belki de genel temalarından en uzağa düşen meyveleri. Toplumsal sorunları bireyin yaşamına indirgemektense bireyin sorununu bireyin çevresinde irdeleme yolunu seçmişler. Alışılmışın dışına çıkmaları sorun değil fakat filmin yarattığı eksiklik hissi bir sorun, bu durum da yarım bırakılmış, cansız ana figür ve ona yön veremeyen yan karakterlerle yakından ilgili.

Karakter üzerine kurgulanan öykünün çekirdeğinde doktor Jenny (Adèle Haenel) yer alıyor; alt/alt-orta sınıf ailelerin geldiği klinikte stajyeri Julien (Olivier Bonnaud) ile beraber çalışmaktadır. Julien toydur; Jenny ona mesleği kadar mesleki adapta da yol gösterir. Mesai sonrasında kapının çalması ve Julien’e doktorların da kendi yaşamları olduğunu ve iş saatleri dışında kapıyı açmamasını hiyerarşik bir dille savunduğu gün, Julien’in mesleğe veda ettiği gün olur ve Jenny sabah kapısını çalan kızın öldürüldüğünü öğrendiğinde bireysel ve mesleki varoluş ızdırabına düşer. Kimliği bilinmeyen kız çocuğunun peşine düşer ve ona hayattayken edemediği yardımı ölüsüne sahip çıkarak gidermeye çalışır. Bir yandan da inandığı, en azından Julien’i inandırmaya çalıştığı her şeyi bir kenara iterek kendini tamamen hastalarının dalgalı hastalıklarına bırakır ve yaşama, yaşatma rüzgârları arasında savrulur.

La Fille Inconnue: Bir Kadının Yarım Kalan Hayatı, Arka Planı Çizilmemiş Portresi

Dardenne Kardeşler senaryolarının merkezine ana karakteri oturtur ki bu filmin omurgasıdır. Filmi doğrultan, ayakta tutan bu elzem yapı Rosetta’da, Deux Jours Une Nuit’de vb. diğerlerinde güçlü odak figürlerle görünürdü. Fakat bu filmlerdeki karakterlerin Jenny’nin yaşamından ayrışan bir taraf var o da omurganın desteklenememiş olması. Önceki işlerde yan hikâyelerin, karakterlerin olay örgüsünde iz bırakıcı faktörler olmaları, omurgayı destekleyen ve dimdik durmasını sağlayan kaslar işlevini görmüşken La Fille Inconnue’de bu maalesef eksik kalmış ve güçsüz kasların yarattığı ağrılarla zar zor ilerleyebilen bir sonuç ortaya çıkmış. Jenny’nin etrafında baskın bir karakter olduğunu söyleyemeyiz; Jenny’nin hastası Bryan ve stajyeri Julien, Jenny’nin ardından filmde en çok yer işgal eden yan karakterler. Fakat etkinlik açısından ölen kıza ve Jenny’nin yaşamının yansımasına pek de katkıda bulunamıyorlar. Dardennelar için problematik bir durum çünkü önceki filmlerinde yan karakterler, ana figürde derin izler bırakır, hikayede keskin virajlara sürüklerdi. Sandra’nın (Marion Cottilard) işinde kalabilmesi için peşine düştüğü iş arkadaşlarının filmde yer kapladığı alanla etkileri ters orantılıydı ve bu güçlü bir karakter portresinin ortaya çıkmasındaki en önemli nedendi fakat Jenny için aynı “sağlıklı” sinematik koşullar oluşturulamamış. Yan karakterler Jenny’nin etrafındalar, ona yol gösteriyorlar fakat her biri güçsüz, hiçbiri etkili değil.

Sırtını doğrultamayan senaryo ana karakteri perdeliyor; Jenny’nin çözeceği durumun ipuçlarını değersizleştiriyor ve motivasyonu zayıf yan karakterlerle basitleştiriyor. Jenny’nin öyküsü tek başına bırakıldığında oldukça etkileyici aslında fakat insanlarla iletişime geçmesi zorunlulukken ve iletişimin kaynağına çağrıyken karşısına çıkanlar mimiksiz kalıyor ve Jenny’nin vurucu olması muhtemel öyküsünü alaşağı ediyor. Oysa Jenny’nin bireysel sorunları ve bunların içinde yeni bir yaşam döngüsüne girişi etkileyici. Hastalarının yanındayken bir parça yaşamdan kırıntılar sunuluyor ve bunlar lezzetli. Bir yandan iş hayatına sıkışmış ki bunu kızın ölümünden sonra saplantı haline getirmişken yalnız sahneleri daha da sertleşiyor. Bir doktorun mesleki saygısının kaybından öte mesleki özsaygı yoksunluğuna sürüklenişi seyirciyi zinde tutuyor. Julien’in silik hatırasının Jenny üzerindeki etkileri de tetikleyici. Yine de Jenny’nin Jenny’le kaldığı anlar filmi kurtarmada yeterli olmuyorlar.

Jenny’nin hikâyesinin göz ardı edilecek, değersiz bulunacak yanı yok; aksine filmin içine çeken bir ritmi var ve Dardenneların elinden çıkma eleştirel, sinematik değeri olan bir film. Filmin eksik kalan yanları yine Dardennelardan kaynaklanıyor, ne de olsa geçmişte birçok kez yarattıkları karakter portrelerinde gözlem güçlerini, öyküsel yaratıcılıklarını kanıtladılar. La Fille Inconnue ilk uzun metrajını bitirmiş bir yönetmenin kaleminden dökülmüş olsa, toyluğun güçleneceğine dair bir umut bırakabilirdi fakat Belçikalı kardeşler bundan çok daha fazlası olduklarını çoktan kanıtladılar; bu yüzden güzel bir film izlenmesine rağmen eksik bir karakterin bilinmez yaşamını, havada asılı ruhsal halini iletmeye çalışan ve rüzgârda yönünü bulamayan bir film.

 

Dardenne Kardeşlerin son filmi, eski filmlerine göz kırpan olgular ve odak karakter üzerinden şekilleniyor ve bu durumu, onların sinemasını tanıyan seyirci için tekrarı anımsatmaktansa benzer bir problemi farklılaşan durumlar ve karakter üzerindeki etkileri ve sonuçlanmaları ile işlemek tatmin edici. Bu bağlamda kardeşlerin her filmi, gergin bir heyecanı işliyor insanın içine etraf kararıp perde canlanana kadar. Ardındansa modern insanın sıkıştığı modern sorunlar yerini alıyor. Bu bağlamda La Fille Inconnue, belki de genel temalarından en uzağa düşen meyveleri. Toplumsal sorunları bireyin yaşamına indirgemektense bireyin sorununu bireyin çevresinde irdeleme yolunu seçmişler. Alışılmışın dışına çıkmaları sorun değil fakat filmin yarattığı eksiklik hissi bir sorun, bu durum da yarım bırakılmış, cansız ana figür ve ona yön veremeyen yan karakterlerle yakından ilgili. Karakter üzerine kurgulanan öykünün çekirdeğinde doktor Jenny (Adèle Haenel) yer alıyor; alt/alt-orta sınıf ailelerin geldiği klinikte stajyeri Julien (Olivier Bonnaud) ile beraber çalışmaktadır. Julien toydur; Jenny ona mesleği kadar mesleki adapta da yol gösterir. Mesai sonrasında kapının çalması ve Julien’e doktorların da kendi yaşamları olduğunu ve iş saatleri dışında kapıyı açmamasını hiyerarşik bir dille savunduğu gün, Julien’in mesleğe veda ettiği gün olur ve Jenny sabah kapısını çalan kızın öldürüldüğünü öğrendiğinde bireysel ve mesleki varoluş ızdırabına düşer. Kimliği bilinmeyen kız çocuğunun peşine düşer ve ona hayattayken edemediği yardımı ölüsüne sahip çıkarak gidermeye çalışır. Bir yandan da inandığı, en azından Julien’i inandırmaya çalıştığı her şeyi bir kenara iterek kendini tamamen hastalarının dalgalı hastalıklarına bırakır ve yaşama, yaşatma rüzgârları arasında savrulur. La Fille Inconnue: Bir Kadının Yarım Kalan Hayatı, Arka Planı Çizilmemiş Portresi Dardenne Kardeşler senaryolarının merkezine ana karakteri oturtur ki bu filmin omurgasıdır. Filmi doğrultan, ayakta tutan bu elzem yapı Rosetta’da, Deux Jours Une Nuit’de vb. diğerlerinde güçlü odak figürlerle görünürdü. Fakat bu filmlerdeki karakterlerin Jenny’nin yaşamından ayrışan bir taraf var o da omurganın desteklenememiş olması. Önceki işlerde yan hikâyelerin, karakterlerin olay örgüsünde iz bırakıcı faktörler olmaları, omurgayı destekleyen ve dimdik durmasını sağlayan kaslar işlevini görmüşken La Fille Inconnue’de bu maalesef eksik kalmış ve güçsüz kasların yarattığı ağrılarla zar zor ilerleyebilen bir sonuç ortaya çıkmış. Jenny’nin etrafında baskın bir karakter olduğunu söyleyemeyiz; Jenny'nin hastası Bryan ve stajyeri Julien, Jenny'nin ardından filmde en çok yer işgal eden yan karakterler. Fakat etkinlik açısından ölen kıza ve Jenny’nin yaşamının yansımasına pek de katkıda bulunamıyorlar. Dardennelar için problematik bir durum çünkü önceki filmlerinde yan karakterler, ana figürde derin izler bırakır, hikayede keskin virajlara sürüklerdi. Sandra’nın (Marion Cottilard) işinde kalabilmesi için peşine düştüğü iş arkadaşlarının filmde yer kapladığı alanla etkileri ters orantılıydı ve bu güçlü bir karakter portresinin ortaya çıkmasındaki en önemli nedendi fakat Jenny için aynı “sağlıklı” sinematik koşullar oluşturulamamış. Yan karakterler Jenny’nin etrafındalar, ona yol gösteriyorlar fakat her biri güçsüz, hiçbiri etkili değil. Sırtını doğrultamayan senaryo ana karakteri perdeliyor; Jenny’nin çözeceği durumun ipuçlarını değersizleştiriyor ve motivasyonu zayıf yan karakterlerle basitleştiriyor. Jenny’nin öyküsü tek başına bırakıldığında oldukça etkileyici aslında fakat insanlarla iletişime geçmesi zorunlulukken ve iletişimin kaynağına çağrıyken karşısına çıkanlar mimiksiz kalıyor ve Jenny’nin vurucu olması muhtemel öyküsünü alaşağı ediyor. Oysa Jenny’nin bireysel sorunları ve bunların içinde yeni bir yaşam döngüsüne girişi etkileyici. Hastalarının yanındayken bir parça yaşamdan kırıntılar sunuluyor ve…

Yazar Puanı

puan - 64%

64%

Realizmin yaşandığı siyahla beyazın arasında gezinen Dardenne Kardeşler, La Fille Inconnue’de eskiye nazaran daha sönük ve tek ton bir hikâye anlatıyor. Griden güç alan kardeşlerin son filmi çeşitsiz, çeşnisiz, siyah ve beyaz kadar sabit tek renk.

Kullanıcı Puanları: 4.55 ( 1 votes)
64
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi