Pierre Boulle’ün 1963 yılında yayımlanan “La planète des singes” isimli romanı 1968’de Franklin J. Schaffner yönetmenliğinde ilk kez sinemaya uyarlandı. Günümüzde hala yüksek sesle konuşulan “evrim” teorisine marjinal bir bakış açısıyla yaklaşan Maymunlar Cehennemi uzak bir gelecekte maymunların hüküm sürdüğü bir gezegene düşen üç astronotun başına gelenleri konu alıyordu. Ardından dört devam filmi çekilen Maymunlar Cehennemi’ne 2001 yılında bir de Tim Burton’un yönettiği ve hatırlamak istemediğiz yeniden çevrim eklenmişti. Serinin tüm filmleri, aklımızı kurcalayan soruların artmasına sebep olup, seyirciyi düşünmeye yöneltirken 2011 yılında Ruper Wyatt yönetmenliğindeki Maymunlar Cehennemi: Başlangıç tüm bu sorulara cevap veren muazzam bir “başlangıç” filmi olma özelliği taşıdı. Hikayenin kaldığı yerden devam eden Maymunlar Cehennemi: Şafak Vakti ise görsel açıdan muazzam bir 130 dakika sunarken ilk filmin ne kadar değerli olduğunu da bir kez daha anlamamızı sağlıyor.

İlk filmin on yıl sonrasını konu alan Maymunlar Cehennemi: Şafak Vakti’nde Alzheimer hastalığına çare olması için üretilen ALZ isimli ilacın başarısız olması sonucu insan soyunun tükenme riskiyle karşı karşıya kalışına şahit oluyoruz. Maymunların çıkardığı isyanın ardından geçen on sene içerisinde insanlarla maymunlar arasında çok büyük bir savaşın yaşanmadığını anladığımız bölümde maymunların her geçen gün evrimlerini tamamladığı seyirciye özenle anlatılıyor. Zira; filmin büyük bütçesinin yarattığı beklentiyi karşılamasını beklediğimiz savaş sahneleri için uzunca bir süre beklememiz gerekiyor. İlk filmle neredeyse aynı yolda ilerleyen Maymunlar Cehennemi: Şafak Vakti beklenen savaş sahnelerine kadar konuyu ince ince işleyerek seyirciyi büyük finale hazırlıyor.

İlk filmde olduğu gibi “aile” temasını öne çıkaran film, karakterler arasındaki ilişkiye odaklanmayı tercih ediyor. Maymunlar Cehennemi: Başlangıç’ta James Franco’nun canlandırdığı Will karakteri ile Caesar arasındaki ilişki üzerinden evrim meselesine değinen seride bu kez irdelenen ilişkiler ilk filme oranla oldukça yoğun. Aile teması maymunlar ve insanların liderleri konumundaki Caesar ve Malcolm’un oğulları ile olan ilişkileri üzerinden irdeleniyor. Her iki tarafta çocuklarını bir yandan bu savaşın dışında tutmaya çalışırken, maymunlarla insanların kardeşçe yaşayabileceği bir dünyanın imkansız olmadığını ispatlamaya çalışıyor. Burada Caesar ve oğlunun arasındaki ilişki önplana çıkarken, Malcolm’un ailesi için aynı şeyi söyleyebilmek mümkün değil. Zira; “aile” temasına odaklanabilmek adına tahmin edilebilir sahneler hazırlamak filmin en büyük handikabını oluşturuyor. Her ne kadar üzerinde önemle durulduğu hissedilse de ilk andan itibaren doğal görünmeyen diyaloglar üzerine kurulu ilişkiler ne yazık ki ilk filmde yaratılan “samimi” tablonun çok uzağında kalıyor. İlk filmle karşılaştırmanın çok doğru olduğunu düşünmesem de bu konuda birkaç kelam daha etmenin faydalı olacağını düşünüyorum. Maymunlar Cehennemi: Başlangıç’ta iyi ve kötü ayrımları insanlar arasında verilirken bu kez evrimini sürdüren maymunlar da bu konuya dahil ediliyor. 1968 yılında çekilen filmin başladığı noktaya hızla ilerlerken bu kez sadece maymunlara değil insanlara da yavaş yavaş acımamız bekleniyor. 

Film, Cloverfield ve Let Me In gibi iki farklı türde yeteneğini ispatlayan Matt Reeves’e emanet edilmiş. Üçüncü filmi de Matt Reeves’in çekecek olması oldukça önemli. Zira; bir “ara” film olarak değerlendirebileceğimiz Şafak Vakti, Matt Reeves’in üçüncü filmi yönetecek olmasıyla daha değerli bir konuma gelebilir. Lakin, filmi şu an için tek başına değerlendirebilmek çok da önem taşımıyor.

Rol aldığı her filmin ardından kamera arkası görüntülerini izlediğimde Andy Serkis’in hakkını fazlasıyla yediğimi hissediyorum. Bu sebeple oyunculardan bahsedecek olursam en büyük payı Serkis’e vermemiz gerektiğine inanıyorum. Serkis’e eşlik eden Jason Clark ve Gary Oldman’ın performansları da aynı düzeyde başarılı.

Görsel açıdan muazzam bir seyirlik sunan film, yaklaşık otuz dakika süren savaş sahnesiyle bolca aksiyon bekleyen sinemaseverleri memnun edecektir. Buna ek olarak filmin üzerinde durduğu en önemli konu olan maymunların geçirdiği evrimin temel taşı “konuşabilme” yetisi en az ilk filmdeki kadar etkileyici. Lakin, filmin fazla Amerikanvari bir “aile” teması üzerine kurulmuş olması, Maymunlar Cehennemi dünyasına hakim olan sinemaseverleri bir nebze de olsa hayal kırıklığına uğratabilir.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi