Hayatı altüst olan Jasmine’in (Cate Blanchett), zengin bir iş adamı olan Hal (Alec Baldwin) ile evliliği de dâhil olmak üzere hiçbir işi yolunda gitmemiş, J parasıyla birlikte çevresini de kaybetmiştir. Sosyeteden, zarafet sahibi bir New York hanımefendisi olan Jasmine hayatını sil baştan yaşamaya karar verir. Bu karar onu San Francisco’da mütevazi bir hayat süren kardeşi Ginger’ın (Sally Hawkins) yanına sürükler.

Allen, Mavi Yasemin ile bir kadının konumu, şartları ne olursa olsun hayatta başına gelebilecekleri, Jasmine’in şaşalı yaşamından içine düştüğü durum ve mücadelesi üzerinden yalın ve etkileyici bir dille anlatıyor. Diyebilirim ki gerçekçi ve standart bir hikâye, Allen’ın ellerinde zarif bir filme dönüşüyor.  Başlangıçtan son ana kadar çalan müzikler de en az diyaloglar kadar yönetmenin karakterini, tarzını yansıtmayı başarıyor. Allen’ı görmesek de her sekansta onun izlerine rastlamamız mümkün ve yine söyleyebilirim ki Manhattan vs Brooklyn şakalarına maruz kalmak dışında keyifli bir his bu.

9837329725_fc2a5c6923_z
İnsanların marka tutkusunu da filmde irdeleyen Allen, derdini bize anlatmaktan zevk alıyor adeta. Kız kardeş Ginger’in çantası, diş doktorunun Jas’e kıyafetleri ve tarzı bahanesiyle yaklaşması, yeni sevgilisinin de yine aynı şekilde birkaç marka üzerinden iletişim kurmaya çalışması vs tüm bunların sekanslarla ustaca bağlanması gerçekten takdire şayan. Filmin harika kurgusu, sıra dışı flashbacklerle anlatılan ‘geçmiş, şimdiki zamanın efendisidir’ fikri de beni büyüleyen bir üsluptu.

J, yeni biriyle tanışır fakat kaldırabileceğinden daha fazla yükle başlamak istemez bu ilişkiye. Kendince zararsız yalanlar söyleyip yeni umutlar aşılayarak sürdürdüğü bu ilişki, yüzük safhasına taşınacağı gün geçmiş yine yakalar saçlarından… Dolandırıcı kocasının piyangodan vurduğu parasını yatırımda kaybettiği, kız kardeşinin eski eşi öyle bir tretmanla çıkar ki Jasmine’in karşısına bir bakmışız sıfır noktasında duruyoruz ve kadın olmak gerçekten zor.

9837356396_9cb0a55245_z
Woody’nin oyuncu seçimleri ve yönetimindeki başarısı su götürmez bir gerçek. Cruz, Cotillard, Theron, Stone, Johansson, Keaton’dan anlaşılacağı üzere tam bir kadın avcısı olan Allen, Blanchett seçimiyle takipçilerini heyecanlandırmayı ve sevindirmeyi sürdürüyor. Cate’in; bir kadının çaresizliğin ve depresyonun dibine vurup dimdik ayakta kalma çabasını, bu psikolojiyi, harika canlandırdığı nevrotik krizleri düşünürsek performansıyla heykelcik için rakiplerini zorlayacak gibi. Blanchett ve Allen işbirliği bize birlikte sevineceğimiz, kederleneceğimiz hatalarıyla kabul ettiğimiz histerik nöbetler geçiren sevimli bir karakter sunuyor.

Amerika gişesinde yönetmenin en başarılı açılış haftası rakamını elde eden film, salon başına 102.000$ hâsılat ile sinema tarihinin en yüksek altıncı gişe hâsılatını yaptı. Allen’ın son yıllarda yaptığı filmlere istinaden, şehir temalı bir film olmaktan uzak Blue Jasmine. Tam olarak bu hususta yönetmene olan sevgimizi taçlandıran bir film yakıştırması yapabilirim. Sevgili Allen, bizi mest etmeye devam et lütfen…

Hayatı altüst olan Jasmine’in (Cate Blanchett), zengin bir iş adamı olan Hal (Alec Baldwin) ile evliliği de dâhil olmak üzere hiçbir işi yolunda gitmemiş, J parasıyla birlikte çevresini de kaybetmiştir. Sosyeteden, zarafet sahibi bir New York hanımefendisi olan Jasmine hayatını sil baştan yaşamaya karar verir. Bu karar onu San Francisco’da mütevazi bir hayat süren kardeşi Ginger’ın (Sally Hawkins) yanına sürükler. Allen, Mavi Yasemin ile bir kadının konumu, şartları ne olursa olsun hayatta başına gelebilecekleri, Jasmine’in şaşalı yaşamından içine düştüğü durum ve mücadelesi üzerinden yalın ve etkileyici bir dille anlatıyor. Diyebilirim ki gerçekçi ve standart bir hikâye, Allen’ın ellerinde zarif bir filme dönüşüyor.  Başlangıçtan son ana kadar çalan müzikler de en az diyaloglar kadar yönetmenin karakterini, tarzını yansıtmayı başarıyor. Allen’ı görmesek de her sekansta onun izlerine rastlamamız mümkün ve yine söyleyebilirim ki Manhattan vs Brooklyn şakalarına maruz kalmak dışında keyifli bir his bu. İnsanların marka tutkusunu da filmde irdeleyen Allen, derdini bize anlatmaktan zevk alıyor adeta. Kız kardeş Ginger’in çantası, diş doktorunun Jas’e kıyafetleri ve tarzı bahanesiyle yaklaşması, yeni sevgilisinin de yine aynı şekilde birkaç marka üzerinden iletişim kurmaya çalışması vs tüm bunların sekanslarla ustaca bağlanması gerçekten takdire şayan. Filmin harika kurgusu, sıra dışı flashbacklerle anlatılan ‘geçmiş, şimdiki zamanın efendisidir’ fikri de beni büyüleyen bir üsluptu. J, yeni biriyle tanışır fakat kaldırabileceğinden daha fazla yükle başlamak istemez bu ilişkiye. Kendince zararsız yalanlar söyleyip yeni umutlar aşılayarak sürdürdüğü bu ilişki, yüzük safhasına taşınacağı gün geçmiş yine yakalar saçlarından… Dolandırıcı kocasının piyangodan vurduğu parasını yatırımda kaybettiği, kız kardeşinin eski eşi öyle bir tretmanla çıkar ki Jasmine’in karşısına bir bakmışız sıfır noktasında duruyoruz ve kadın olmak gerçekten zor. Woody’nin oyuncu seçimleri ve yönetimindeki başarısı su götürmez bir gerçek. Cruz, Cotillard, Theron, Stone, Johansson, Keaton’dan anlaşılacağı üzere tam bir kadın avcısı olan Allen, Blanchett seçimiyle takipçilerini heyecanlandırmayı ve sevindirmeyi sürdürüyor. Cate’in; bir kadının çaresizliğin ve depresyonun dibine vurup dimdik ayakta kalma çabasını, bu psikolojiyi, harika canlandırdığı nevrotik krizleri düşünürsek performansıyla heykelcik için rakiplerini zorlayacak gibi. Blanchett ve Allen işbirliği bize birlikte sevineceğimiz, kederleneceğimiz hatalarıyla kabul ettiğimiz histerik nöbetler geçiren sevimli bir karakter sunuyor. Amerika gişesinde yönetmenin en başarılı açılış haftası rakamını elde eden film, salon başına 102.000$ hâsılat ile sinema tarihinin en yüksek altıncı gişe hâsılatını yaptı. Allen’ın son yıllarda yaptığı filmlere istinaden, şehir temalı bir film olmaktan uzak Blue Jasmine. Tam olarak bu hususta yönetmene olan sevgimizi taçlandıran bir film yakıştırması yapabilirim. Sevgili Allen, bizi mest etmeye devam et lütfen…

Yazar Puanı

Puan - 77%

77%

Kullanıcı Puanları: 2.72 ( 3 votes)
77
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi