Matrix Okumaları yazı dizimizde önce “Sokrates ve Kâhin” yazısıyla Kahin’in Sokrates’i temsil edişine işaret etmiştik, daha sonra sırasıyla “Descartes’ın Kötü Cin’i Olarak Mimar” ile “Kant ve Mimar” yazılarıyla Mimar’ın temsil ettiği felsefi geleneği detaylandırmıştık. Son olarak “Matrix’in Hades’i: The Frenchman” yazısıyla, Merovingian’ın da Aristo’yu temsil ettiğini açığa çıkartmamızla, Matrix’teki felsefi alegorilerin karakter temsillerini bütünlüklü olarak keşfetmeye oldukça yaklaşmış durumdayız. Önceki yazılarımızda Morpheus’un neden Nietzsche’yi ve Neo’nun Platon’u temsil ettiğini detaylandıracağımızın sözünü de vermiştik. Neo ve Platon arasındaki bağları ortaya koyacağımız bu yazıda, Morpheus’taki Nietzsche temsiline de ufak bir girizgah yapmış olacağız.

Yan karakterlerdeki metaforik netliği Neo’da bulmamız pekâlâ zor olacak. Mimar veya Kâhin hali hazırda felsefi benzetmeler üzerine ince işlenmiş karakterler olsa da Neo’nun ana karakter oluşu onu daha karmaşık yapıyor. Bu söylediklerimiz Morpheus, Trinity ve Ajan Smith için de geçerli. Her birinde felsefi misyonlarının önüne, klasik bir Hollywood filminde karakterlerin temsil etmesi gereken arketipler düşüyor olacak. Bu nedenle, ana karakterlere dair akıl yürütmelerimizin biraz spekülatif olacağını kabul ederek yola çıkmalıyız.

Yine de şu ana kadar ana hatları belli olmaya başlayan felsefi bütünlüğü kendimize referans alacak olursak eğer, iddialarımız o kadar havada da kalmayacaktır.

Platon’un eserlerinin kahramanı, Sokrates gibi gözükmektedir. Görünüşte öyledir de: hep Sokrates konuşur. Yine de iyi bir Platon okuyucusu, hiç araya girmeyen Platon’un metindeki varlığını her daim hisseder. Bunun en büyük istisnası kendim dahil birçok kişi için Phaidros diyaloğudur. Phaidros’ta anlaşılması güç bir biçimde, Platon’un metinden yok oluşunu fark eder okuyucu. Metin boyunca ilk kez tümden var olan Sokrates bize bir yandan sözün yazıya üstünlüğünü anlatıyordur üstelik. Phaidros’un anlattığı meseleler ve yazım tekniği arasında açıklaması zor, ama hissedilen bir bağ vardır.

Matrix Okumaları’nın başından beri kendimize Phaidros diyaloğunu referans aldığımızdan, pek çok okurun kafasını şu soru kurcaladı: Sokrates olması gereken Kahin değil de Neo değil mi? Özellikle Phaidros’tan yola çıkıldığında bu oldukça haklı bir soru olsa da Platon’un külliyatının geneline ve Matrix’in işleyişine bakıldığında şunu fark etmemiz gerekir: Platon da Neo da usta olmadan evvel birer öğrencidir. İzleyici çoğunlukla Morpheus’u Neo’nun hocası gibi düşünür, ama aslında Morpheus ve Neo, aynı hocaya sahiplerdir. Sokrates ve Kahin yazısında alıntıladığımız, Morpheus ve Neo arasında geçen diyalogdaki konuşmada hatırlarsanız Morpheus Kahin için “Kâhin bir rehber. Sana yolunu bulmakta yardımcı olabilir.” diyordu. Üçleme boyunca, Kahin’in diğerleriyle tanışıp, onlara da değerlendirmeleri ile yol gösterdiğini öğrendik. Kahin, Morpheus’a Seçilmiş Kişiyi bulacağını söylemişti. Bu ipucundan yola çıkarak ilk varsayımımızın ötesine varabiliriz.

Başta da belirttiğimiz gibi, ana karakterler biraz kafamızı karıştıracaklar. Morpheus’un film içerisindeki tipolojisi, bilge akıl hocasıdır. Jung’un tanımladığı bu arketip, Hollywood filmlerinin çoğunda karşımıza çıkan, olay akışının önemli bir parçasıdır. Bu bilginin psikanalizdeki kökenleri ve tarafımızca içselleştirilmesi göz önünde bulundurduğunda, esas hocayı Morpheus olarak görmeye başlarız. Fakat esas hoca Kahin’dir. Felsefe tarihine baktığımızda, bu zaman akışının dağınıklığına aşina olmamız gerekir. Felsefede hocalar, geleneklerce dümdüz ilerlemeyen bir çizgide belirirler. Nasıl ki Morpheus hocası Kahin iken Neo’yu bulmuşsa, Nietzsche de Platon’u bulunca Sokrates’in öğrencisi haline gelir. Yıllarca unutulan bir geleneği canlandıran bir tarihsel figür olarak karşımıza çıkar Nietzsche.

Morpheus ve Nietzsche arasındaki ortaklıkların ifşasını son bir defa daha erteleyip, Platon ve Neo arasındaki bağa odaklanalım şimdilik.

Neo’da Platon Temsiline Dair

Matrix ve Platon tartışmaları her zaman Mağara Alegorisinden yola çıkarak başlatılmıştır. Biz de “Mağara Alegorisi’nin Sinemadaki İzleri” yazısında, böyle bir girizgaha yer vermiştik. Mağara Alegorisi filozofun önce mağaradan çıkıp gerçeği keşfetmesini, sonra da mağaraya geri dönüp başkalarını da esaretten kurtarması gerektiğini konu alır. Mağaraya geri dönüp de diğer esirleri kurtarmak isteyen filozof Platon’un aktarımına göre, ya öldürülür ya da deli olarak algılanır. İlk film, filozofun mağaradan çıkışını, Neo’nun yolculuğunu izleterek aktarır. Biliriz ki bu Platon’un kişisel yolculuğu da olmuştur.

İkinci filmde ise, Zion’a gidince konseyle tanışırız. Zion, site yani şehirdir ve bir konsey tarafından yönetilmektedir. Bunun filmin girişinin önemli bir bölümünü kaplayışı, antik yunan demokrasisine bir göndermedir. Neo’nun filmin geri kalanındaki mücadelesi, işleyişinde sıkıntılar bulduğunu sezdiğimiz bu şehrin ayakta kalması için verdiği mücadele olacaktır. Bu bize Platon’un hayatını fazlasıyla anımsatır. Platon, Sokrates’in ölümünden sonraki dönemde politikaya katılımcı tarafından tümüyle elini ayağını çekmiş, hayatını felsefeye adamıştır. Ona göre insanlar hayatın ve toplumun amacını anlayana kadar huzursuzluk ve yozlaşma son bulmayacaktır. Hayatı ve toplumu anlamanın yolu da felsefeden geçmektedir. Platon verdiği bu mücadeleyi kurduğu Akademi’de öğrenci yetiştirerek sürdürmüştür.

Bugün elimizde Platon’un Akademi’de ne öğretiyor olduğuna dair sınırlı veri var. Platon’un felsefesine hala büyük çoğunlukla Sokrates’in baş kahraman olduğu diyaloglar sayesinde ulaşıyoruz. Bu bilgi, çoğunlukla kafalarda Sokrates tartışmayı yürütürken yanında katiplik eden bir Platon varmış gibi canlanıyor. Kronolojik olarak önemli bir detay, olaya dair bütün bakışımızı değiştirebilir oysa ki… Platon, diyalogları muhtemelen Sokrates’in ölümünden sonra kaleme alıyor ve diyalogların içerikleri pek çok araştırmacının aslında bunların Sokrates’in düşünceleri dahi olmama olasılığı olduğunu düşündürüyor. Platon’un kendi düşüncelerini sık sık Sokrates’in fikirleri gibi göstermesinin en büyük gerekçesi olarak, filozofun hocasına olan saygısı olduğu fikri pek çok kişi tarafından paylaşılmakta.

Büyük resme baktığımız zaman, Neo’dan da Platon’dan da bahsederken, kendilerinden sonraki bütün gidişatı belirleyen öznelerden bahsediyoruzdur. Platon’un eserinde kahraman Sokrates olsa da felsefenin tarihinde kahraman her daim Platon olmuştur. Matrix nasıl ki Neo’nun macerasını aktarıyorsa, felsefe sahnesinde de en önemli rolde Platon’u izleriz.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi