Yaptığı yatırımlar ile ses getirmeyi amaçlayan online film ve dizi izleme platformu BluTV’nin ilk orijinal dizisi Masum’un yönetmeni Seren Yüce ve senaristi Berkun Oya, Türkiye’de televizyon dışında bir platformda dizi çekebilmenin tüm imkanlarından yararlanıyorlar. Her dakikası gerilim yüklü olan polisiyenin ilk iki bölümü, puzzle’ın küçük birer parçası olarak gözükse de finale giden yolda bu parçaların değeri her geçen bölümde artacak ve puzzle’ın tamamında önemli bir yer kaplayacak gibi gözüküyor. 

BluTV’nin, online film ve dizi izleme platformlarının lideri konumunda bulunan Netflix ile karşılaştırılması şu aşamada çok doğru değil. Gerek altyapı özellikleri gerek ise merkezlerinin bulunduğu ülkeler arasındaki teknoloji ve bu ülkelerde yaşayan insanların sinemaya bakış açışları arasındaki fark, birinin uluslararası arenada lider olmasını sağlarken diğerinin daha yerel kalacak olmasına sebep oluyor. En önemlisi bu karşılaştırmayı yaparken ele almamız gereken konu BluTv’nin aylık fiyatı veya içerik sayısı değil, Türkiye’deki dizi ve film sektörüne getirdiği yenilik olmalı. BluTV’nin bugüne kadar özellikle film ve dizi izleyebildiğimiz yasal platformlardan farklı olarak, Türkiye’de düzeni değiştirecek bir yatırım yaparak kendi orijinallerini üretmeye başlaması ve RTÜK tarafından uygulanan saçma sapan sansürlere maruz kalmadan yapabiliyor olması son derece önemli. Peki BluTv’nin yaptığı bu yatırımın ve devamı gelecek üretimin ilk ayağı olan Masum beklentileri karşılayabiliyor mu, onu değerlendirelim.

1999 yılında Berkun Oya ve Ali Atay tarafından kurulan Krek Tiyatro Topluluğu tarafından sergilenen Bayrak isimli oyundan yine Berkun Oya tarafından senaryolaştırılarak uyarlanan Masum, ilk iki bölümünden yola çıkacak olursak polisiye ögelerini aile dramasıyla harmanlayacak bir gerilim dizisi olacak. Bu özellikleriyle özellikle İngiliz veya İskandinav polisiye dizilerini sevenlerin, Masum’a bayılacağını tahmin etmek güç değil. Kısaca konusuna göz atacak olursak, amiri tarafından kendisine verilen bir davayı çözmek için doğduğu topraklara geri dönen Yusuf (Ali Atay), kendisini de yetiştiren emekli komiser Cevdet (Haluk Bilginer) ve ailesine yakınlık göstererek cinayet ile sonuçlandığını düşündüğümüz bir gizemi çözmeyi  hedefler. Fakat, aile ile vakit geçirdikçe hem Yusuf hem de izleyici kendisini çok daha derin ve komplike bir çıkmazın içinde bulur.

***Bu yazı Masum 1. Bölüm & 2. Bölüm hakkında keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerir.*** 

masum-haluk-bilginer-serkan-keskin-2-filmloverss

Dizi aslında son derece klişe diyebileceğimiz bir sekans ve karakter ile açılıyor. Daha önce pek çok kez hem sinemamızda hem de yerli dizilerimizde görmeye alıştığımız “asi polis” karakteri, son olarak Yavuz Turgul’un Av Mevsimi’nde Cem Yılmaz’ın canlandırdığı İdris’i anımsatıyor. Yine, benzer şekilde sevdiği kadınla sorunlar yaşayan bir karakter İdris -ki bunu da hem beyazperdede hem de dizilerimizde görmeye son derece alışığız. Karısıyla olan ilişkisi ilk iki bölüm için herhangi bir anlam taşımasa da, kızının hikayeye dahil olma süreci adına girizgahı bu şekilde planlamış Berkun Oya. Karakterin ilerleyen bölümlerde git gellerinin artacağını, belki de öfke kontrol probleminin ortaya çıkacağını tahmin edecek olursak, eski eşiyle veya eski eşinin yeni eşiyle yaşayacağı problemler sürpriz olmayacaktır ancak bunun hikayenin geneline ne denli etki edeceği konusu şu an için belirsiz.

Masum: Bir Baba Evladı İçin Ne Kadar İleri Gidebilir?

Masum, tek bir karakterin öne çıktığı bir dizi değil. Karakterlerin birbirleriyle bağlantılı olması sebebiyle her biri ayrı önem taşıyor. İlk iki bölüm üzerinden değerlendirme yapmaya devam edecek olursak, hikayenin odağında Yusuf (Ali Atay), Cevdet (Haluk Bilginer), Tarık (Okan Yalabık) ve ikinci bölümün sonlarına doğru hikayedeki ağırlığı hissedilen Taner (Serkan Keskin)’in olacağını söyleyebiliriz.  Bir nevi “katil kim?” oyunundan ziyade, cinayet(ler)in neden işlendiğinin sorusunu arayacağımız dizinin ilerleyen bölümlerinde muhtemelen Tarık’ın gizlenen hastalığına ve bu zamana kadar yaptıklarına tanık olacağız. Burada öncelikli olan konu Tarık’ın hastalığı ve bunun uzun süre ailesi tarafından etrafındaki herkesten gizlenmiş olması. Cevdet’in, Yusuf’a söylediği “Bir baba evladı için neler yapar, biliyor musun sen?” sorusu Taner için söylenmiş izlenimi verse de bu sorunun altından Tarık’ın çıkacağına şüphe yok. Burada en mantıklı çıkarım, Taner’in de kardeşi için kendisini feda ettiği olacaktı fakat, Cevdet’in oğluna karşı hareketleri bunun doğru bir tahmin olmadığını gösteriyor. Nitekim komiser Cevdet ve eşi Nermin (Nur Sürer)’in çocuklarına bakış açıları sebebiyle ciddi bir fark bulunuyor. Nermin evden uzakta yaşayan oğlu Taner’i koruyup, ondan hiçbir şeyini esirgemezken, Cevdet Tarık’a karşı ciddi bir sevgi besliyor. Hikayenin kırılma anlarına tanık olacağımızı tahmin ettiğimiz ilerleyen bölümlerde bu ikili arasında ciddi bir tartışma yaşanacağını tahmin etmek zor değil ancak çocuklarına bakış açıları sebebiyle hangisinin haklı olduğunu söylemek için erken. Benim tahminim duygusal karakterini de göz önüne alarak Cevdet’e hak vereceğimiz şeklinde.

İkinci bölümün sonunda flashback olarak verilen ceset sekansı, dizide anlatılanların bugüne nasıl geldiğine dair önemli ipuçları içeriyor. Senaristin verdiği yemlerden yola çıkarak hepimizin aklına ilk olarak “kıskançlık” teması ve cinayeti geliyor olsa da, senaryonun işleyişine bakacak olursak daha büyük bir sürpriz ile karşılaşacağımızı söyleyebiliriz. Burada birinci seçenek tabii ki yine Tarık’ın hastalığının, eşi Emel (Tülin Özen) tarafından Selim’e (Bertu Küçükçağlayan) anlatılmış olması. İkinci ve açıkçası bana daha doğru gelen seçenek ise Selim’in barda yaşanan olaylara tanıklık etmesi ve olayın gerçek yüzünü biliyor olması -ki bu hiç de mantıksız değil- fakat ilk iki bölümde yapılmak istenen ters köşelere bakacak olursak çok da emin konuşmamak gerekiyor. İkinci bölümün final sekansından bahsetmişken, bu sekans dizinin Türkiye dizilerinden işçilik olarak ayrıldığının da bir göstergesi diyebiliriz. Işık kullanımı ile zenginleştirilen sinematografi, Masum’un en önemli avantajlarından.

Yazıyı sonlandırmadan önce dizinin yönetmeni ve oyuncu kadrosuyla ilgili de iki kelam etmek istiyorum. Seren Yüce, Türkiye sineması adına çok önemli bir yönetmen. Böyle bir projenin yönetmen koltuğunda dizi sektöründen bir yönetmen yerine Seren Yüce’nin olması son derece kıymetli. Fakat, dizi çekmek ile uzun metraj çekmek arasında kaldığı dizinin ilk iki bölümünde yer yer kendini hissettiriyor. Kendi filmlerinde alışık olmadığımız yakın çekimler, Türkiye dizilerinde alışık olduğumuz kadar sık kullanılmasa da Seren Yüce standartlarının üstünde seyrediyor. Yukarıda bolca bahsettiğimiz karakterleri canlandıran isimlere gelecek olursam ise bu kadroyu bir araya getirmek çok önemli. Haluk Bilginer, Ali Atay, Serkan Keskin, Okan Yalabık ve kısa süresine rağmen Bartu Küçükçağlayan ağırlıklarını hissettirmeyi başarıyorlar ancak ben performanslar açısından parantezi anneyi canlandıran Nur Sürer ve Emel karakterini canlandıran Tülin Özen için açmak istiyorum. Her iki oyuncu da, karakterlerini son derece başarılı canlandırıyor ve kağıt üstünde baktığımızda daha popüler sayılabilecek isimlerin arasından performanslarıyla sıyrılmayı başarıyorlar.

Özetle toparlayacak olursak Masum, bugüne kadar çekilmiş en iyi yerli dizi olma potansiyeline sahip bir proje. Ve itiraf etmeliyim ki ilk iki bölümü itibariyle, bu sene tırnaklarımı yiyerek izlediğim Night of kadar etkileyici. Umuyorum ki, finale giden yolda yarattığı bu heyecanı korumayı başarır.

Masum 1. Bölüm Fragmanına aşağıdan ulaşabilirsiniz. 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi