Yalnızca isminden dolayı dahi birçok önyargıya neden olan Masters of Sex ikinci sezonunu tamamladı. William Masters ve Virginia Johnson’ın 1957-90 yılları arasında seks üzerine yaptığı araştırmaları konu edinen dizi, bilimi odağına alarak kadın hakları ve eşitlik gibi konulara değinmeye yeni sezonda da devam edecek. Aradaki bu zaman diliminde ise dizinin bir değerlendirmesini yaptık.

2013 yılında yayın hayatına başladığı süreçten beri birçok tepkiyle karşılaşan Masters of Sex, özellikle bilimsel ve tarihsel gerçekliği bilinmeyen kişilerce “sanatsal porno” gibi tabirlere maruz kaldı. Gazeteci – Yazar Thomas Maier’ın kaleme aldığı kitaptan esinlenilerek ekrana uyarlanan dizi, 1957 – 90 yılları arasında yaptığı çalışmalarla cinsellik alanında devrim yaratan William Masters ve Virginia Johnson’ın hayatını anlatıyor.

Hikaye, işinde oldukça başırılı olan ve katı bir disiplinle çalışan Dr. William Masters’ın, kadın ve erkekteki seks süreçlerini araştırdığı projesine Virginia Johnson’ı dahil etmesiyle başlıyor. Ardındansa, akademik bir kariyere sahip olmamasına rağmen Johnson’ın, projeye büyük bir hırsla dahil olmasıyla gelişiyor. Virginia Johnson, geçmişinde farklı amaçlar uğruna çabalayan, iki çocuk annesi olarak maddi bir gelir elde etmek isteyen, bu süreçte ise doktorla yaptığı projenin önemini kavrayarak çalışmasına gün gittikçe daha fazla odaklanan biridir. William Masters’ın aksine Johnson, kendisine olan güvenini yalnızca akademik raporlar üzerinde değil, aynı zamanda sergilediği hırslı tavırlarla da sergileyen bir kadındır. Sahip olamadığı akademik kariyer, onun gün geçtikçe kendini daha fazla Dr. Masters ile karşılaştırmasına ve böylece de yaptığı çalışmalarda kendisini ilerletmek istemesine sebebiyet verir. Johnson, aynı zamanda seks kavramının bir tabu olmasından ötürü karşılaşılan problemlere bir kadın olarak her zaman çözüm de bulan kişidir. “Denek” kavramını hem duygusal hem de psikolojik noktalar üzerine oturtmaya çalışarak kurduğu iletişim, onu projenin vazgeçilmez bireyi haline getirir.

Tabii ki bilimsel araştırmanın ve dolayısıyla dizinin de odak noktası olan konu seks olunca, araştırma üzerinde çalışan bu ikili arasında soru işaretleriyle dolu bir etkileşim de ortaya çıkacak ve bilim ile aşk arasında bocalayan ikili böylece, Masters’ın sahip olduğu evli hayat dolayısıyla “yasak ilişki” ve “bilim aşkı” arasındaki sürüncemede kendini bulacaktır.

İlişki gerçekte de yaşanıyor mu?

Masters of Sex kitabının yazarı Thomas Maier, Newsday’de çalıştığı dönemde William Masters ile röportaj yapmasına karşın, kitabını yazmasını sağlayan verileri Virginia Johnson ile yaptığı söyleşilerle topladığını belirtiyor. Maier bu proje için, Johnson’ın kendisine fazlasıyla içten ve açık davrandığını belirtierek, akrabalarının da geçmişte yaşanılanları anlatarak kendisine çok yardımcı olduğunu vurguluyor.

Maier, kitabını yazarken gerçek olaylara sadık kaldığını, dizinin ise bu gerçekliklerden yola çıkarak olayları detaylandırdığını belirtiyor. Maier’a göre dizi, Masters ile Johnson ilişkisine çok gerçekçi bir şekilde yaklaşıyor.

İkilinin kilit noktası: Kim kimi yenecek?

Peki iki bu sezonluk dizi boyunca Masters ve Johnson arasındaki ilişkiden ne anladık? Tarihsel bir geçmişe dayanan bu ilişki hakkında bilgi edinmenin günümüz internet koşullarında zor olmadığının altını çizerek, ileride neler olacağıyla ilgili burada bir spoiler vermemek en iyisi. Dileyenler için, Wikipedia bu konuda sınır tanımamış.

Diziye dönecek olursak, oldukça net olan bir nokta var ki; Masters ve Johnson arasındaki ilişkide güç kavramı belki de her şeyden daha fazla önem taşıyor. İkili arasında eşit derecede olmayan akademik kariyere karşın Virginia Johnson’ın kendini kanıtlama hırsı ve Masters’ın yenilgiye taviz vermeme uğraşıyla, ikili adeta akademik ve duygusal anlamda bir boks maçı sergiliyor. “Kimin önde olduğunu sana söyleyemem; çünkü her an değişiyor”, belki de dizi boyunca duyabileceğiniz en net ifadeyi oluşturuyor.

İşte bu güç savaşıyladır ki; ikili arasındaki eşitliğe her seyirde tanık olmamız sağlanıyor. Sahneler ister laboratuvar, isterse yatak odasında geçsin; kadın olmasından dolayı yeterince eğitim alamamış birinin iş alanında haklarını elde etmek ve erkekle eşit konuma gelebilmek için büyük çaba sarf ettiğine diziyle şahit oluyoruz. Johnson, dönem kurallarının kadına yatak odasında dayattığı yumuşak başlılığa da dik kafalılık gösterek, aynı bağımsızlık çabasını destekliyor. Öyleki, Masters’ın kendisine “Bana seni mutlu etmemi ne kadar istediğini söyle. Yalvar” demesi üzerine, “Hayır, yapmayacağım. Kendi kendimi mutlu edebilirim” cevabını verebilen, mutlu olabilmek ve haz duyabilmek için bir erkeğe ihtiyacı olmadığını düşünen bir kadını ekranda izliyoruz.

Johnson’ın her ne kadar geçmişte yaşadıkları kimilerince “ahlaksız” olarak karşılanmışsa ve şu an Lizzy Caplan tarafından canlandırılan karakter de bir o kadar eleştiriye maruz kaldıysa da, Masters of Sex’i kimi önyargılardan kurtularak izlemek gerektiği bir gerçek. Örrneğin sırf konu seks araştırması diye ekrana kitlenen seyircilere dizi, Simone de Beauvoir’dan alıntılar yaparak bir nevi cevap veriyor.

Karşı Duruş

Masters of Sex’in 1957 yılını başlangıç aldığını düşünürsek,  Amerika’nın siyasi olarak pek de parlak olmayan bir dönemininde geçtiği aşikar olacaktır. Muhafazakarlığın ve sağ görüşün yükselişte olduğu bu dönemde, Masters’ın cinsel farklılıklara olan nötr bakış açısının yanında aynı zamanda siyahilere olan pozitif tavrı da böylece dikkat çekici bir unsur oluyor. Dönem, siyahilerin kendi hastaneleri dışında tedavi göremediği, polis tarafından şiddet görüp üzerlerine suç atıldığı bir dönemdir. İşini bir süre siyahilerin hastanesinde yapması ve eşini takındığı kimi tavırlar dolayısıyla uyarması ise Masters ve eşi Libby’nin hayatında bambaşka olayların da gelişmesine sebebiyet verecektir.

Dizide, hangi karakterin ağzından çıkarsa çıksın tartışmasız benimsenilecek bir cümle ifade ediliyor:

“Hiçe sayılmaya karşı durmak insana hayatta olduğunu hissettirir”

Kısaca ses çıkarmak gerekiyor, yoksa orada olduğunuz unutulur. Bilimin gelişmesi, erkek egemenliğine son verilmesi ve ırk ayrımına karşı savaşılması için çabalayanlarla dolu bir dizi Masters of Sex. 2001 ve 2013 yıllarında sona eren hayatlarının 33 yılını bilim uğruna beraber çalışmaya adamış olan bu çifti Maier yazmış, Michelle Ashford ekranlara uyarlamış; bize ise şimdi izlemek düşüyor. Tabii ki ne olursa olsun bunun, televizyon için yapılmış bir dizi olduğunu göz önünde bulundurarak ticari taraflarını da teraziye koymak gerekiyor; ancak Wikipedia’ya yönlendirebilici yapısıyla Master of Sex, terazide düşündürücü olan tarafıyla daha ağır geliyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi