Isabelle Huppert’in Isabelle Huppert’i canlandırdığı, genç bir aktör adayına tavsiyeler verdiği ve Stromae eşliğinde dans ettiği bir filmi merak etmemek mümkün mü? O genç aktör, filmin kahramanı Marvin. Gerçek ismi Marvin Bijou. Fakat bu ismi bırakıp Marvin Clément olarak tanınmak istiyor. Çünkü geçmişine, çocukluğuna dair her şeyi geride bırakıp kendine yeni bir hayat inşa etmeye çalışıyor. Marvin eşcinsel bir genç. Doğup büyüdüğü taşra kentinde, farklı olduğu hep hissedildiği için okulda itilip kakılmış, evde ezilmiş, kendi sesini bulamamış. Bir öğretmeni sayesinde oradan kurtulup Paris’e geldiğinde ve tiyatro eğitimine başladığında bile çevresine açılmakta, kendini olduğu gibi ifade etmekte zorlanıyor önce. Sonra Isabelle Huppert giriyor hayatına. Huppert’in çevresinden bir sevgilisi oluyor Marvin’in. Bir diğer usta Fransız aktör Charles Berling tarafından canlandırılan, kendinden yaşça çok büyük bu adamla ilişki yaşamaya başlıyor. Gitgide kendini ifade etmeyi öğreniyor. Büyük şehre uyum sağlamayı da... Fakat hala her konuda dürüst değil. Ne kendine ne başkalarına karşı... Bunun için hala vakte ve olgunlaşmaya ihtiyacı var. Çocukluğunu en çıplak haliyle anlatıp ailesiyle yüzleşeceği tiyatro oyununu, yeni hayatıyla aynı süreçte inşa ediyor Marvin. Marvin: Kendini İnşa Etmek Geriye dönüşlü bir yapı içinde, Marvin’in çocukluğunu ve şimdisini paralel olarak izliyoruz. Coco avant Chanel, Gemma Bovery ve Les innocentes gibi filmleriyle tanıdığımız Anne Fontaine, bu keşif, yüzleşme ve yeniden inşa sürecine denk düşen bir anlatı kurmaya gayret ediyor. Film için aslında Edouard Louis’nin kendi yaşam öyküsünü anlattığı, 21 yaşında yayımlanmış romanından yola çıkılmış. Fakat Fontaine anlaşılan romandan fazla uzaklaştığı, çok fazla detayı değiştirdiği için Louis ile arasında sorunlar yaşanmış. Neticede filmin künyesinde romana veya yazarına yer verilmemiş. Marvin’in taşra yaşamına ve ailesine dair kısımların genellemelere, dolayısıyla klişelere sıklıkla düştüğü söylenebilir. Ancak karakterin yetişkinliği, kendi cinselliğiyle barışması, yaşadığı deneyimler ve kendini var etme süreci, çoğu eşcinsel erkeğin özdeşlik kurabileceği bir hayat öyküsü. Çocukken uğradığı zorbalıkların bir kısmının erişkinlik döneminde tahrik edici anılara dönüşebildiği, bıçak sırtı ama insan doğasının sahici karanlıklarında gezinen bir film aynı zamanda. Bütün bu sebeplerle olsa gerek, Marvin geçtiğimiz Venedik Film Festivali’nde Queer Lion ödülünün sahibi olmuştu. Marvin’in yetişkinliğini canlandıran İngiltere doğumlu genç aktör Finnegan Oldfield, bu sene (2015 tarihli Les cowboys sonrası) ikinci kez César ödüllerinde Umut Veren Erkek Oyuncu adayıydı. Bertrand Bonello’nun Nocturama filminden de tanıdığımız Oldfield, gerçekten de Fransız sinemasında son dönemin en şaşırtıcı ve gelecek vaat eden genç yeteneklerinden biri. Marvin’in öfkesini, güvensizliğini ve arayışını yansıtmakta da çok başarılı. Marvin’in oyunu bir kez sahnelendikten sonra, ailesinin tüm geçmişi, tüm sırları ortaya dökülüyor. Televizyon kameraları taşra kentine akın ediyor ve aile magazin haberlerine kadar düşüyor. Meselenin gittikçe gülünçleştiği bu alana girdiğinde film ciddi şekilde aksıyor. Fontaine’in o ana dek izlediğimiz filmin tonuyla ilgisi alakası olmayan böyle bir yolu neden seçtiğini çözmek güç. Fakat her hâlükârda yılın kayda değer LGBTİ+ filmlerinden biri Marvin.

Yazar Puanı

Puan - 65%

65%

Marvin, çocukken uğradığı zorbalıkların bir kısmının erişkinlik döneminde tahrik edici anılara dönüşebildiği, bıçak sırtı ama insan doğasının sahici karanlıklarında gezinen bir film.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
65

Isabelle Huppert’in Isabelle Huppert’i canlandırdığı, genç bir aktör adayına tavsiyeler verdiği ve Stromae eşliğinde dans ettiği bir filmi merak etmemek mümkün mü? O genç aktör, filmin kahramanı Marvin. Gerçek ismi Marvin Bijou. Fakat bu ismi bırakıp Marvin Clément olarak tanınmak istiyor. Çünkü geçmişine, çocukluğuna dair her şeyi geride bırakıp kendine yeni bir hayat inşa etmeye çalışıyor.

Marvin eşcinsel bir genç. Doğup büyüdüğü taşra kentinde, farklı olduğu hep hissedildiği için okulda itilip kakılmış, evde ezilmiş, kendi sesini bulamamış. Bir öğretmeni sayesinde oradan kurtulup Paris’e geldiğinde ve tiyatro eğitimine başladığında bile çevresine açılmakta, kendini olduğu gibi ifade etmekte zorlanıyor önce. Sonra Isabelle Huppert giriyor hayatına. Huppert’in çevresinden bir sevgilisi oluyor Marvin’in. Bir diğer usta Fransız aktör Charles Berling tarafından canlandırılan, kendinden yaşça çok büyük bu adamla ilişki yaşamaya başlıyor. Gitgide kendini ifade etmeyi öğreniyor. Büyük şehre uyum sağlamayı da… Fakat hala her konuda dürüst değil. Ne kendine ne başkalarına karşı… Bunun için hala vakte ve olgunlaşmaya ihtiyacı var. Çocukluğunu en çıplak haliyle anlatıp ailesiyle yüzleşeceği tiyatro oyununu, yeni hayatıyla aynı süreçte inşa ediyor Marvin.

Marvin: Kendini İnşa Etmek

Geriye dönüşlü bir yapı içinde, Marvin’in çocukluğunu ve şimdisini paralel olarak izliyoruz. Coco avant Chanel, Gemma Bovery ve Les innocentes gibi filmleriyle tanıdığımız Anne Fontaine, bu keşif, yüzleşme ve yeniden inşa sürecine denk düşen bir anlatı kurmaya gayret ediyor. Film için aslında Edouard Louis’nin kendi yaşam öyküsünü anlattığı, 21 yaşında yayımlanmış romanından yola çıkılmış. Fakat Fontaine anlaşılan romandan fazla uzaklaştığı, çok fazla detayı değiştirdiği için Louis ile arasında sorunlar yaşanmış. Neticede filmin künyesinde romana veya yazarına yer verilmemiş. Marvin’in taşra yaşamına ve ailesine dair kısımların genellemelere, dolayısıyla klişelere sıklıkla düştüğü söylenebilir. Ancak karakterin yetişkinliği, kendi cinselliğiyle barışması, yaşadığı deneyimler ve kendini var etme süreci, çoğu eşcinsel erkeğin özdeşlik kurabileceği bir hayat öyküsü. Çocukken uğradığı zorbalıkların bir kısmının erişkinlik döneminde tahrik edici anılara dönüşebildiği, bıçak sırtı ama insan doğasının sahici karanlıklarında gezinen bir film aynı zamanda. Bütün bu sebeplerle olsa gerek, Marvin geçtiğimiz Venedik Film Festivali’nde Queer Lion ödülünün sahibi olmuştu.

Marvin’in yetişkinliğini canlandıran İngiltere doğumlu genç aktör Finnegan Oldfield, bu sene (2015 tarihli Les cowboys sonrası) ikinci kez César ödüllerinde Umut Veren Erkek Oyuncu adayıydı. Bertrand Bonello’nun Nocturama filminden de tanıdığımız Oldfield, gerçekten de Fransız sinemasında son dönemin en şaşırtıcı ve gelecek vaat eden genç yeteneklerinden biri. Marvin’in öfkesini, güvensizliğini ve arayışını yansıtmakta da çok başarılı.

Marvin’in oyunu bir kez sahnelendikten sonra, ailesinin tüm geçmişi, tüm sırları ortaya dökülüyor. Televizyon kameraları taşra kentine akın ediyor ve aile magazin haberlerine kadar düşüyor. Meselenin gittikçe gülünçleştiği bu alana girdiğinde film ciddi şekilde aksıyor. Fontaine’in o ana dek izlediğimiz filmin tonuyla ilgisi alakası olmayan böyle bir yolu neden seçtiğini çözmek güç. Fakat her hâlükârda yılın kayda değer LGBTİ+ filmlerinden biri Marvin.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi